Güzel düşün, karamsar olma

Elektrikler kesildiğinde ilk aklınıza gelen, “Kesin sabaha kadar gelmez. Bütün işlerim yarım kaldı!” mı oluyor? Pencereden dışarı baktığınızda bulutları görünce,  “Eyvah bu fırtınaya dönüşür. Dışarı falan çıkmayayım.” diyerek planlarınızı mı erteliyorsunuz? Beklediğiniz otobüs 10 dakika gecikse, “Kesin kaza olmuştur. Şimdi bekle bekle gelmez!” mi diyorsunuz? Arkadaşlarınız size ‘felaket tellalı‘ yakıştırması mı yapıyor? O hâlde siz de karamsarlık hastalığına yakalanmışsınız demektir.

Bardağa bir dolu bir de boş tarafından bakmak diye bir tabir var. İşte karamsar insanlar, hep boş tarafını görürler bardağın. Her olay ve durum karşısında bir felaket senaryosu yazar, bir de etrafındaki insanları adeta zehirlerler bu olumsuz fikirleriyle. Hayata negatif tarafından bakan bu insanlar, düştülerse kalkamayacaklarını, hastalandılarsa bir daha iyileşemeyeceklerini düşünürler. Bir kere tıkladıkları kapı açılmayınca bir daha katiyyen o kapıyı zorlamazlar. Bu da onları giderek mutsuz ve depresif birine dönüştürür. Halbuki Pir-ü Mugan Bediüzzaman Hazretleri’nin, “Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır.” felsefesi ne kadar tesirli bir ilaçtır bu hastalığa. Bunu hayatında şiar edinenler, karamsarlık girdabına kapılmadan hadiseleri iman gücüyle atlatır. Karamsarlık ve tabir-i diğerle ümitsizlik hastalığına kapılanlar ise ne yazık ki ileri safhalarda mutlu olaylardan bile negatif sonuçlar çıkarmaya başlar.

Türkiye dünyanın en mutsuz 3. ülkesi

ABD’li bir araştırma şirketi tarafından 148 ülke üzerinde yapılan son araştırmaya göre Türkiye dünyanın en mutsuz 3. ülkesi seçildi. 153 bin kişinin katılımıyla yapılan anket sonuçları aslında ne kadar karamsar bir toplum olduğumuzun da göstergesi. Sadece yabancı araştırmacılar değil, Türk uzmanlar da katılıyor anket sonucuna. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Osman Abalı, anketi onayladığını belirterek geçtiğimiz ay İstanbul’da yaşanan bir hadiseyi örnek veriyor: Bir marketin dolabındaki su şişelerini döktüğü için Aksaray esnafı tarafından tartaklanan İrlandalı turist… Bu olay giderek tahammülsüzleştiğimizin adeta resmi. Zira karamsarlığın mutsuzluğa dönüşmesiyle kaçınılmaz sonumuz, agresif bir toplum olmak!

Karamsarlık mizaçtan da kaynaklanabilir

Çağın hastalığı karamsarlık, gündelik hayatta insanın yaşadıkları karşısında aldığı tutumun ve bakış açısının negatife dönmesi olarak yorumlanabilir. Abalı’ya göre karamsarlık ya kişinin mizaç dediğimiz doğuştan getirdiği özellikleri arasında yer alıyor ya da yaşadığı travmatik olaylar sonucunda oluşabiliyor.

Karamsar arkadaşın mı var derdin var!

Tabii karamsarlık, sadece bu duygu durumunu yaşayan kişiyi etkilemiyor. Bir de çevresindeki insanlara bulaşma durumu var. Aynen pozitif enerjinin başkalarına tesir etmesi gibi karamsarlık da bulaşıcı bir hâl alıyor. Özellikle etkin bir konumda olan karamsar bireyler, çevresindekileri de zamanla karamsarlık girdabına çekiyor. Anne-babanın ya da bir kurum yöneticisinin karamsarlığını da bu şekilde değerlendirebiliriz. Yöneticinin karamsar hali çalışanına, ailedeki karamsar ebeveynin özellikleri de onu rol model alan çocuğa bulaşıyor.

Karamsarlığı ümit ile yenin

Peki, ne yapmak lazım bu amansız hastalıktan kurtulmak için? Cevabı aslında çok basit. Karamsarlığı aşmak için öncelikli olarak bu durumun farkında olmak lazım. Çünkü fark edilmeyen karamsarlıklar giderek kronik bir strese dönüşüyor. Hatta mide, kalp, sindirim, deri hastalıkları bu kişilerde daha fazla görülüyor. Prof. Dr. Osman Abalı’ya göre karamsar kişiler mutlaka destek  almalı. Gerekirse ilaç tedavisine başlamalı.

Karamsarlık hastalığına en güzel deva ise ahlakî değerler ve manevî dinamikler. Yaşadığı asrın çilesini çekmesine ve sayısız eziyete maruz kalmasına rağmen Bediüzzaman Hazretleri, “Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.” nazarından bir an olsun uzaklaşmamış. Bu ifadeyle yola çıkan ise hiçbir zaman yolda kalmamış. Çünkü insan, kalbine ve zihnine neyi işlemişse, ondan hareketle yaşadıklarını harmanlıyor ve bir tutum sergiliyor. Güzel düşünmeyi kendisine rehber edinen insanın hayatı ona göre lezzetleniyor. Karamsar insan ise yaşadıklarına hep siyah bir gözlük ile baktığı için etrafındakileri ve hadiseleri de bu siyah pencereden görüyor. Halbuki karamsarlığın tam karşısında duruyor ümit. Tam inanamama ve imanın verdiği genişliği duyamama, insanı karamsarlığa ve ümitsizliğe sevk ediyor. Yani ümitvar olmak, inanmak ve iman etmek ile doğru orantılı. Yaşadığımız her ne olursa olsun, olumsuz düşünmek ve sebepler aramak yerine, kendimize dönüp bakmalı ve Rahmet-i Sonsuz ile olan yakınlığımıza bakmalıyız. Her şey O’ndan geliyor ve yine O’nun inayeti ile yoluna giriyor.

Karamsar biri olmak istemiyorsanız…

* Sosyal aktivitelerinizi artırın,

* İletişiminizi kuvvetlendirin,

* Teknolojik araç ve gereçlerden uzak kalın,

* Spor yapın, düzenli beslenin, güneş ışığı alın ve dinlenin,

* Aile bağlarını güçlendirin,

* Olumlu tesir yapacak manevî dinamikleri harekete geçirin.

Yeni Bahar Dergisi’nde yer alan haber için tıklayınız..

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*