Partizanlıkla cemaate saldıranlara Tolstoy’dan cevap

Sevgili Ümit Burcu! “Gönüllüler” dediğimiz Hizmet Hareketi’ne karşı yapılan hakaretler ve iftiralar devam ediyor. 1 Kasım seçimlerinde oy kaybı yaşayacaklarını anlayan partililer, kendilerine ölümüne biat etmeyen herkese saldırıyorlar. Bu adamlarla bir araya gelmemeye çalışsam da düğünde, cenazede ister istemez karşılaşıyoruz. Geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda ziyarete gittiğimiz yerlerde bazılarıyla karşılaştık. Gözü dönmüş bu adamlar bayram filan demeden gıybet ve iftiraya devam ediyorlar. Bu konuda “Ya Sabur!” çekip duruyorum. Allah’a havale ediyorum. O’nun adaletine güveniyorum. Bunlar yapıp ettiklerine utanacaklar fakat sabredemiyorum. Başka neler yapabilirim? Bu konuda sizin görüşünüz nedir? Merak ediyorum. HİZMET GÖNÜLLÜSÜ
Sevgili Hizmet Gönüllüsü! Senin gönlün kırılmış olsa da sakın gönül kırma! İşi, Gönüller Sultanı’na havale et. Hak ve adaletten ayrılanların kullandığı gıybet ve iftira silahına tenezzül etme. Sen yapılması gerekenleri özetlemişsin: Allah’a havale etmek. O’nun adaletine güvenmek. “Ya Sabur!” çekmek. Gerisini Gönüller Sahibi’ne havale etmek. Gönül yıkanların hakkından gelecek O’dur. Tarih tekerrürden ibarettir. Daha önce de aynı şeyler yaşanmış ve reçeteler yazılmış. İşte onlardan bir tanesi: Tolstoy der ki: “…Gerçek bir kardeşlik sevgisi içinde eğitildiler ama şimdi iktidarı elde tutan aldatmacı ve hilekarların, bu insanların yaşamlarını mahvetmeye çalışanların baskısı altındalar. Bu durum korkunç ve hiçbir çıkış yolu gözükmüyor. Halen yalnızca iki çıkış yolu var ve her ikisi de kapalı: Birisi, anarşistlerimizin ve nihilistlerimizin yaptığı gibi şiddeti şiddetle, terörle, dinamitlerle ve hançerlerle kırmak; bizim katılımımız olmaksızın hükümetin halkına karşı komplolarını bozmak. Diğeri ise hükümetle anlaşmaya varmak, ödünler vermek ve hükümette yer alarak zamanla insanları saran ağı çözmek ve insanları kurtarmak. Her iki yol da kapalı. O zaman geriye ne kalıyor? Şiddeti şiddetle kıramazsınız. Çünkü reaksiyonu artırırsınız. Hükümet saflarına da katılamazsınız; çünkü o zaman hükümetin aleti olursunuz. Geriye tek şey kalıyor: Hükümete karşı fikir, söz ve yaşam tarzıyla mücadele etmek. Bundan ödün vermemek. Ne hükümetin saflarına katılmak ve ne de kendi gücünü artırmak. Gerekli olan tek şey bu ve muhtemelen başarılı olacaktır. Ve Tanrı’nın istediği de budur; İsa’nın öğrettiği de budur.” (Günlükler sayfa, 452)

Yumuşak söz, hal ve tavırlarla “Ya Sabur!” çekerek yolunuza devam edin. Yoldan çıkmış, doğru yolun sapık kollarının yola gelmesi için Allah’a dua edin. Ama katiyen yolsuzların yolu olan gıybet, dedikodu ve iftiraya tenezzül etmeyin. Rabbim senin gibi hizmet gönüllülerine istikamet, yoldan sapmışlara da hidayet versin. Âmin.

BİZE YAZIN:
e-mail: umitburcu [at] eurozaman [dot] de

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*