Sosyal sitelerde birazcık mahremiyet lütfen! – ÜMİT BURCU

Sevgili Ümit Burcu! Sosyal medya hesapları hayatımızda her geçen gün daha fazla yer kaplıyor. Evlendiğimizi, ayrıldığımızı, yeni biriyle tanıştığımızı ilk buralardan duyuruyoruz. Özellikle özel hayatımıza ait her şey buralarda sergileniyor. Facebook, Twitter, Instagram ve daha niceleri… Evlendiğimizi, ayrıldığımızı, yediğimiz yemekleri, hanımlarımızın yaptığı börek, pasta çeşitlerini ilk buralarda görüyoruz. Ben bunların bir sınırı var mı diye sormak istiyorum? Yaşam tarzı olarak islamı seçmiş, islamı elinden geldiğince yaşama ve yaşatma çabasında olan kardeşlerimizin bu kadar rahat davranmalarını anormal buluyorum. Yoksa ben mi anormalim? Her şeyi ulu orta paylaşan kişilerin sayısı gittikçe artıyor. Bu konuda öğütlerinize ihtiyacımız var. Selam ve dualarımla esen kalın? AYKIRI
Sevgili Aykırı kardeşim! Ben de sizin gibi aynı kafadanım. Sosyal paylaşım sitelerinde birazcık mahremiyet isteyenlerdenim. İstemeye devam edeceğiz. Misafir kabulü veya misafirliğe gitme konusunda haremlik selamlığa çok dikkat eden ve takdire değer davranışlar sergileyen muhafazakâr aileler de maalesef sosyal paylaşım sitelerinde aynı duyarlılığı göstermiyorlar. Sadece “mahrem” kaydıyla “kişiye” ve “aileye” özel olması gereken “özel günleri” binlerce insanla paylaşmakta sakınca görmüyorlar. Bu “özel durumları” paylaşmak sıradanlaştı. Daha da kötüsü “Paylaşmazsam öleceğim” hastalığına yakalananlar çoğalmaya başladı. Psikologları ilgilendiren “beğenilme“ hastalığına yakalananmış kişilerin durumu hepten yürekler acısı. İslam’ı yaşama konusunda çok duyarlı olduklarını paylaşımlarından anladığımız ablalar için, “profil resmini değiştirdi” diyemiyoruz. Özene bezene poz vermiş, beğenilmeyi bekliyor diyoruz. Bu kadın ‘bana bakın’ “beni beğenin” demek istiyor. Kendi resmini beğenenleri de o hemen beğeniyor. Yaptıkları paylaşımın basitliğinden de öte “Türkçe katillerinin” cinayetleri ayrı bir klinik vaka. “Kocişkomun bana aldığı şal”, “Oğluşumun bezden kurtulma partisi”, “kankamın doğum günü pastasını keserken”…. şeklinde uzayıp giden özel hayatına ait milyonlarca kare yayınlayanların durumu çok düşündürücü. İslâmî ahlakta başkalarını imrendirmemek esastır. Başkasını imrendirmek kul hakkına girer. Beğenilme hastalığına son verip, birazcık mahremiyet sınırlarında kalsalar az kaybeder, çok kazanırlar. Paylaşacak objemi kalmadı? Paylaşmak için milyonlarca bilgi, belge, anekdot, tefekkür manzaraları, edebi özlü sözler varken yatak odası mahremiyetindeki fotoğrafları servis edip, heyecanla “acaba kaç kişi beğendi?”, “kimler beni dürttü?” diye bilgisayar başında mide spazmı geçirmek akıllıca bir iş değildir. Profil resmini güncelleyip, allı pullu, kırıtarak ve sırıtarak poz verip, takipçi ve arkadaşlık isteği beklemek haremlik selamlık konusunda ahlak vaizi kesilenlere yakışmıyor. Yoksa özgürlük var. Demokrasi var. Herkesin yaşam tarzı kendisini ilgilendirir. Demokrasilerde herkesin başkasına zarar vermemek şartıyla istediklerini yapma özgürlükleri vardır. Demokrasilerde saçmalama özgürlüğü de vardır. Tercihini yapmış, tarafını seçmiş bir m/adamın paylaşımları sadece kendisini bağlamaz. O kişilere gönül bağlamışları da etkiler, hayal kırıklığı meydana getirir. Bunlara bilinçli kişilerin dikkat edeceği dilek ve temennisiyle sizlere de sabır ve şuur diliyorum.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*