Türk vatandaşlarına Avrupa’ya vizesiz seyahat hakkı yolda

Gözler 7 Mart 2016’da düzenlenecek AB-Türkiye zirvesine çevrildi. Vizesiz giriş için belirlenen Ekim ayı öncesi pazarlıklar yoğunlaştı. Vize serbestliği konusunda muhtemelen son sözler söylenecek. Avrupa Birliği ve Türkiye arasında 16 Aralık 2013 tarihinde imzalanan Geri Kabul Anlaşması ile Türk vatandaşları için vize serbestliği diyaloğu resmi hüviyet kazanmıştı.

20 Ekim 2014’de AB Komisyonu’nun Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’ne gönderdiği tavsiye niteliği taşıyan ilk değerlendirme raporunda belirlenen yol haritasının 29 Kasım 2015 tarihinde AB devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla düzenlenen AB-Türkiye zirvesinde somut taahhüde dönüştürülmesi sonrasında gözler Ekim 2016’ya çevrildi.

7 Mart’ta yapılacak AB-Türkiye olağanüstü zirvesinde ise sığınmacı krizinin aşılması için sağlanan ilerlemelere göre vize serbestliği konusunda muhtemelen son sözler söylenecek.

Nitekim süre kısaldı tarih gittikçe yaklaşıyor. Berlin’in öncülüğündeki AB verdiği sözlerine sadık kalırsa tek gidişte 90 günden az veya yıllık 180 günü geçmeyecek şekilde Almanya veya Schengen bölgesine seyahat etmek isteyen Türk vatandaşları artık vizeden muaf tutulacaklar.

Vize serbestliğinin yine de garantisi olmamasına rağmen bugüne kadar hedefe bu denli yaklaşılmadığı da bir gerçek. Geri Kabul Anlaşması’nda belirtilen ve Türkiye’nin yerine getirmesi zorunlu olan kriterleri Ankara’nın tamamlamaya çalıştığı biliniyor. Son sözü söyleyecek olan AB’nin ilgili başlıklarda belirtilen hususların Avrupa standartlarıyla uyumlu yönde değiştirildiğini belirtip onaylaması gerekecek.

Türk vatandaşları için büyük öneme sahip vize serbestliği meselesinde Ekim ayı yaklaştıkça özellikle Başbakan Angela Merkel’in desteklediği Türkiye’yle işbirliği politikalarına parti içi muhalefet de artıyor. 22 Ocak 2016’da Berlin’de ilk kez düzenlenen Almanya-Türkiye Hükümetlerarası Yüksek Düzeyli İşbirliği Konsültasyonları başladıktan sonra Almanya Parlamentosu’nun Hıristiyan Sosyal Birlik Partili (CSU) Başkan vekili Johannes Singhammer, Türk vatandaşlarına vize serbestliği hakkı tanındığı takdirde “suçlular ve teröristlerin de akın edeceklerini” iddia ederek ülkeye göçün kontrol altına alınamayacağını savunmuştu. Hedef CDU içinde Merkel’e mesafe koyan bazı isimleri harekete geçirmekti, fakat başarı sağlayamadı. Aynı isim bir kez daha sahneye çıktı.

İKİNCİ RAPORUN OLUMSUZ ÇIKMASI İÇİN KULİSLER

7 Mart zirvesi öncesi resmi düzeyde ikinci defa Türk vatandaşlarına vize serbestliği tanınmaması gerektiğini, bunun Türkiye’deki iç çatışmaların Almanya’ya taşınması anlamına geldiğini ileri sürdü. Amaç belli. AB-Türkiye Aksiyon Planı’nın 5. maddesinde yer alan taahhütleri tartışmaya açarak aynı maddede yer alan “AB Komisyonu Mart 2016’nın başına kadar üzerinde anlaşılan yol haritasındaki Türkiye’nin ilerlemeleri ile ilgili ikinci raporunu tanıtacak.” hükmüyle ilgili olumsuz bir kararın çıkması için şimdiden kulis yapmak.

Zaman’ın ulaştığı bilgilere göre Almanya’nın Türkiye’deki Ankara, İstanbul ve İzmir temsilcilikleri 2015 yılında Schengen vizesi başvurusu yapan yaklaşık 210 bin kişiye vize verdi, yaklaşık 12 bin başvuruyu ise reddetti. 2014’de onaylanan vize sayısı ise yaklaşık 185 bin. Fakat burada önemli bir ayrıntı var. Bu rakamlar sadece Türk vatandaşlarını kapsamıyor Türkiye’den başvuru yapan üçüncü ülkelerin vatandaşları da bu rakamların içinde yer alıyor. Bu ne demek? Almanya’ya seyahat oldukça zor. Almanya’ya belli hizmetleri sunmak amacıyla seyahat eden Türk vatandaşlarının vizeden muaf olmasını kararlaştıran Avrupa Adalet Divanı’nın 19 Şubat 2009 tarihinde verdiği kararla vatandaşlarımıza uygulanan vize zorunluluğunu esas itibariyle hukuksuz bulmadığını açıklaması büyük bir hayal kırıklığı oluşturmuştu. Karar Türklerin lehine çıkmış olsaydı bile Berlin ülkesine girişlerle ilgili kendi egemenlik yetkisine dikkat çekerek hükmü yine yerine getirmeyecekti.

Sığınmacı krizi ikili ilişkileri yoğunlaştırınca Türkiye’nin eli doğal olarak Merkel’in ifadesiyle kendisine biçilen anahtar rolünden dolayı vizesiz dolaşım konusunda güçlendi. Fakat yine de işbirliği istenilen şekilde ilerlemiyor. Brüksel-Berlin kulislerinden yansıyan bilgilere göre, AB sığınmacı akınının azaltılması için Türkiye’nin sınırındaki önlemlerini artırmasını ve Ege denizi üzerinden Yunanistan’a geçen sığınmacı sayısını 1000’in altına düşürmesini talep ediyor. Özellikle Almanya’nın baskı yaptığı ifade ediliyor.

Tüm sıkıntılara rağmen Türk vatandaşlarına Schengen bölgesi dâhilinde seyahat etmek hakkı tanınması iki tarafın da çıkarına olacaktır. AB içindeki siyasi bloklaşmalardan ötürü Schengen’in mevcut şekliyle kalıp kalmayacağı da artık tartışma konusu olsa da Ekim ayının Türk vatandaşları için bir dönüm noktası olmasını umuyoruz. Temkinli iyimserliğimizi korumak şartıyla.

OKTAY YAMAN / BERLİN

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*