YORUM – SEYİT ARSLAN: Alkışlar eşliğinde bir yangın ve hatırlattıkları!

23 Kasım 1992 Mölln.. Irkçı saldırı; kaybedilen 3 can.
29 Mayıs 1993 Solingen.. Irkçı saldırı; kaybedilen 5 can.
3 Şubat 2008 Ludwigshafen.. Sebebi belirlenemedi; göçüp giden 9 can..
Almanya’da ‘yangın’ deyince ilk olarak akıllara Mölln ve Solingen’deki ırkçıların kundaklamaları sonucu hayatını kaybeden vatandaşlarımız gelir. 2008 yılında Ludwigshafen’de medyana gelen ve 9 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan olay ise aydınlatılamadan karanlığa karışıp gitti. Almanya’daki ırkçı damarın gerçekleştirdiği şiddet olaylarında en çok öne çıkan saldırı türü kundaklamalar oldu.

Doksanlı yıllardan bu yana yabancılara karşı kullanılan bu yöntem 2015 yılında da ‘en parlak’ günlerini yaşadı. Mültecilere ve kaldıkları yerlere yönelik 13’ü teşebbüs 92 kundaklama suçu işlendi. Hafta sonu yaşadığımız biri kundaklama olan iki saldırı ise artık durumun ne kadar vahim bir hal aldığını ortaya koydu.
Saksonya Bautzen’de mültecilere tahsis edilen bir otel yakılırken yangını alkışlarla seyreden ve yangına müdahale eden itfaiyecileri engelleyen bir kitleye şahit olduk. Aynı zihniyetin farklı bir tezahürü ise Clausnitz’de ‘halk biziz’ diyerek bir mülteci otobüsünün önünü çevirdi. Otobüste bulunanların tahliyesi sırasında yaşanan polis şiddeti ise olayın vehametin bir başka boyutuydu.
‘Binalar yanarken alkışlayanlar, sığınmacıları korkutanlar çirkin ve tiksindirici davranıyor’ dedi Adalet Bakanı Maas yaşananları kınarken. Hükümet yaşananları ‘utanç verici’ olarak niteledi. Peki, kınanarak bu sorun çözülebilecek mi? Bautzen’de bina yakanları, Clausnitz’te sığınmacıları taşıyan otobüsleri durduranların zihniyeti birçok kentte yaşıyor. Kundaklamalar ve yabancılara saldırılar hız kesmiyor. Sadece Saksonya’daymış gibi davranılan sorun birçok eyalette kendini gösteriyor. Başkent Berlin’in doğu bölgesi olan Marzahn-Hellersdorf’ta başörtülü bir eşiniz varsa ev tutmanın bir cesaret işi olduğu sır değil.
Dün Yabancı Gazeteciler Cemiyeti’nde konuşan AfD Başkanı Frauke Petry, bu olayları net bir şekilde kınayamazken saldıranlarla empati yapılması çağrısında bulundu. Petry’nin eşbaşkanı olduğu AfD, anketlerde Baden-Württemberg’de de yüzde 10 oy oranına ulaşmış durumda. Korkuları olduğunu söyleyen insanların ellerinde ise elle tutulur, makul gerekçeleri yok.
Globalleşmeden en üst düzeyde faydalanmış bir Almanya gerçeği ile karşı karşıyayız. İşsizlikte tarihinin en düşük oranlarına yaklaşmış Almanya, bir göç ülkesi ve göçmenler olmadan ekonomisinin aynı performansla devam etmesi mümkün değil. Tarih boyunca büyük göç dalgaları ile karşılaşmış ve bunları ekonomik manada bir başarı hikayesine dönüştürmüş bir ülke. Bütün bu tecrübelere rağmen 25 sene önce ırkçıların Türklere uyguladığı yangın ve kundaklamalar ile sindirme ve korkutma taktiği bugün aynen uygulanmaya devam ediyor. Aşırı sağcılar ve ırkçılar Almanya’ya ve ülkenin imajına yazık ediyorlar.
Avrupa’da sığınmacılara kucak açarak tarihi bir sorumluluğu başarıyla yerine getiren büyük koalisyon hükümeti, günlük siyasi tartışmalara takılmadan suç işleyenlerin üzerine kararlılıkla gitmek zorunda. Cumhurbaşkanı Joachim Gauck’un ırkçı suçlar işleyenler için geçmişten esinlenerek kullandığı ‘Karanlık Almanya’ tabirini burada bir daha hatırlatmakta fayda var. Yangını alkışlayarak seyredenleri seyretmekle bu karanlık aydınlığa çevrilemez. Tarih umarım en azından yangınlarda yitirdiğimiz canlar konusunda tekerrür etmez.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*