Avusturya’nın AB temsilcisi Hahn Zaman’a gasbı değerlendirdi: Temel haklar müzakere edilmez

Türkiye’de Zaman Gazetesi’ne haksız ve hukuksuz şekilde el konulmasına siyasetçilerden sert tepki geldi. Avusturya’nın önde gelen politikacılarından ve AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn yaptığı açıklamalarda Türkiye’den AB üye adayı olarak basın hürriyetine saygı duymasını istedi.

Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhalif ses istemediği ve bu nedenle Zaman’a haksız ve siyasi nedenlerle el konulduğunda birleşen siyasiler Avrupa Birliği’nin ve Başbakan Angela Merkel’in sessiz kalmamasını istediler.

Konuyla ilgili bir açıklama yapan AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Avusturyalı Johannes Hahn, “Bundan sonra ne olacağını dikkatlice izleyeceğiz” uyarısında bulundu. Temel hakların pazarlık konusu olamayacağına dikkat çeken Hahn’a göre Türk makamlarının müdahalesi Türkiye’nin diğer bölgelerindeki ilerlemeleri de tehlikeye sokuyor

AP Başkanı Martin Schulz:
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE YENİ BİR DARBE
AB Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, Zaman’a kayyım atanarak el konmasını basın özgürlüğüne yeni bir darbe olarak değerlendirdi. Schulz, bu konuyu bugün gerçekleşecek AB-Türkiye zirvesinde gündeme taşıyacağını duyurdu. AB Parlamentosu Başkanı, Türkiye’nin AB ile yakınlaşma gibi tarihi bir şansı kumarda kaybettiğini söyledi.
.
YEŞİLLER EŞBAŞKANI CEM ÖZDEMİR:
TÜRKİYE İÇİN KARA BİR GÜN DAHA
Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir, ZAMAN’a kayyım atanmasına “Türkiye için kar bir gün daha“ sözüyle tepki gösterdi. Cem Özdemir yaptığı açıklamada “Türkiye maalesef demokrasi ve basın özgürlüğü konusunda kara bir gün daha yaşıyor. Türkiye’nin en yüksek tirajlı gazetesi olan Zaman uzun süredir uğradığı baskılar, sindirme politikaları ve açılan davalar yetmiyormuş gibi, mahkemenin gazeteye atadığı kayyım kararı ile yok edilmeye ve tamamen susturulmaya çalışılıyor. Başka herhangi bir fikre tahammül gösteremeyen iktidarın, hedef tahtası haline gelen ama inat ve ısrarla gazetecilikten ödün vermeyen Zaman Gazetesi’ne yapılanlar, ülkedeki basın emekçilerine reva görülenlerin ne ilki muhtemelen ne de sonu olacak. Şimdi Zaman emekçilerine her zaman olduğundan daha da fazla sahip çıkmanın, kendileri ile her platformda her türlü dayanışmayı göstermenin zamanı. Vakit saf belli etmenin, tavır göstermenin vakti. Demokrasiden ve demokratik değerlerden yana. Bu bağlamda, ümit ediyorum ki herkesin gözü önünde yapılan ve niyeti de apaçık ortada olan bu girişimleri gerek AB liderleri gerekse de Sayın Merkel, artık daha fazla görmezden gelmekten vazgeçerler. Daha güvenilir ve daha güçlü bir Türkiye, ancak demokrasi ve hukuk devleti değerlerine geri dönmüş bir Türkiye olacak” ifadelerini kullandı.
Bu arada Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu’nda sosyal demokratların başkan yardımcılığını yapan Knut Fleckenstein AB içinde medya özgürlüğünün olmadığı bir Türkiye’nin düşünülebilir olmadığını dile getirdi.
Federal Meclis Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Röttgen:
NE AVRUPA SUSACAK NE BU BASKILAR BAŞARILI OLACAK
Federal Meclis Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Norbert Röttgen gaspla ilgili açıklamasında Avrupa’nın sessiz kalmayacağına ilişkin net bir tavır ortaya koydu. Röttgen, devlet tarafından basın özgürlüğüne karşı girişilen bu saldırının Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye ile mültecilerin geri alımı ile ilgili anlaşma esnasında gerçekleşmesinin bir tesadüf olmadığını söyledi. Rottgen Türk hükümetine şu uyarıda bulundu: “Türk yönetimi, baskıcı iç politikanın Avrupa ile olan iyi ilişkileri bozmayacağı görüntüsünü uyandırmak istiyor ve Avrupa’nın insan haklarının ihlali karşısında susmasını arzuluyor. Bu aldatıcı bir görüntü ve Avrupa susmayacağı gibi Türkiye’deki baskılar uzun vadede başarılı da olmayacak.” Röttgen’e göre sadece muhalif bir gazeteye saldırı girişiminde bulunmak değil, aynı zamanda o gazeteye el konması Türk hükümetinin ülkedeki basın hürriyetine ağır bir darbe vurduğunu gösteriyor.

 

 

Federal Meclis Başkanvekili Roth:
TEK ADAM SALTANATININ YENİ BİR ADIMI
Almanya Parlamentosu Başkan Vekili ve Yeşiller Partisi Federal Milletvekili Claudia Roth, “Türkiye’nin en büyük muhalif gazetesi Zaman’a kayyım ataması yapmakla tehdit etmek Erdoğan’ın otoriter tek adam saltanatlığının yeni bir adımdır.” Türk medyasında artık bağımsız ve eleştirel yayın yapmak için hiçbir hareket alanı kalmamıştır. Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü ve bu şekilde de demokrasi de gittikçe daha fazla biçimde yıkıma uğramaktadır. Vatandaşlık haklarının sivil özgürlüklerin hiçe sayılması gittikçe daha fazla biçimde endişe verici boyutlara ulaştı.” dedi.
CDU Federal Milletvekili Wendt:
“ÖZGÜR BASIN, HUKUK DEVLETİ İÇİN ÖNEMLİ”
Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Federal Meclis milletvekili Marian Wendt ıse “Gazeteleri Sulh Ceza Mahkemeleri’yle kayyım atamak suretiyle zorla Adalet Bakanlığı’nın denetimi altına almak basın özgürlüğüne ağır bir müdahaledir. Türkiye’deki bu gelişmelerden endişe duyuyorum. Hükümete ve topluma eleştirel bakabilen bir özgür basın, işleyen bir hukuk devleti düzeni için önemlidir.” dedi. Alman hükümetinin AK Parti hükümeti ile konuşmasını talep eden Wendt, “Türkiye içinde bulunduğumuz mevcut durumdan dolayı Almanya’nın ve Avrupa’nın önemli partnerlerinden biridir. Nasıl ki iyi dostlar arasında bir şeyler iyi gitmeyince bu ifade ediliyorsa, Türkiye’ye de bu konuda da bunu söylemek zorundayız.” şeklinde konuştu.
Sınır Tanımayan Gazeteciler Almanya Başkanı Mihr:
MÜDEHALE YASADIŞI VE SİYASİ
Sınır Tanımayan Gazeteciler (ROG), Zaman gazetesine şiddet kullanılarak el konması karşısında tepkisiz kalmadı. ROG, Başbakan Angela Merkel’den bugün gerçekleşecek AB-Türkiye zirvesinde net bir açıklamada bulunmasını istedi.
ROG Başkanı Christian Mihr konuyla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Federal Hükümet’in Türkiye’nin muhalif başına karşı tavrı karşısındaki kulak tırmalayıcı sessizliği katlanılabilir gibi değil. Alman Hükümeti’nin özgür her habere yönelik pişkin sınırlamalara karşı koyması için daha ne olması gerekiyor?“ Mihr’e göre AB zirvede, iltica politikası bahane edilerek insan hakları ihlallerine seyirci kalınabileceği gibi çok çirkin bir sinyal vermemeli. ROG, Türkiye’nin en büyük muhalif gazetesine devlet tarafından el konması ile ülkedeki basın özgürlüğüne müdahalenin yeni bir boyut kazandığı görüşünü savunuyor. Kuruluşa göre bu müdahale yasa dışı ve bariz bir şekilde siyasi amaçlı.

 

 

ERDOĞAN UTANMADA SINIR TANIMIYOR
ROG şu ifadeleri kullandı: “Bu yasa dışı ve siyasi amaçlı müdahale Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hükümetine yönelik eleştirilere baskı uygulama konusunda artık hiçbir utanma sınırı tanımadığını gösteriyor.“ ROG için ZAMAN’a el konması münferit bir olay değil. Ekim ayının sonunda savcılığın muhalif medya şirketi Koza İpek’i de devlet denetimi altına aldığını hatırlatan kuruluş bu şekilde Kanaltürk ve Bugün TV’nin yanı sıra Bugün gazetesini susturduğunu kaydetti. Son olarak ROG, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Can Dündar ve Erdem Gül’ün tahliyesine ilişkin sarf ettiği sözlerini de eleştirdi. Erdoğan, Anayasa Mahkemesinin kararını ne tanıdığını ne de saygı duyduğunu söylemişti.

 

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*