Avusturya’nın mülteci ve sınır politikası nazaketsiz mi gerçekten?

Avusturya’da gündemin birinci maddesi mülteciler. Hükümet her yandan eleştiri alıyor. Kimi hükümeti sert davrandığı için eleştirirken, bazı kesimler ise koalisyonu zayıf davranmak ve Avusturya’nın geleceğini düşünmemekle eleştiriyor. Mülteci kriziyle birlikte komşu ülkeleriyle ilişkileri de yeni bir ivme kazanan Avusturya’ya yöneltilen eleştiriler, hükemetin entegrasyon danışmanlarından Heinz Fassman tarafından cevaplandırıldı. Deutsche Welle tarafından yöneltilen sorulara Viyana Üniversitesi Profesörü Fassmann’ın verdiği cevaplar şöyle:

 

 İtalya sınırında 400 metre uzunluğunda tel örgü ve Balkan ülkelerini anımsatan iltica yasası… Avusturya’nın mülteci akınına böyle tepki gösterebileceğini tahmin etmiş miydiniz?

Nezaketsizlik yarışının Avusturya’ya da sıçramasını bekliyordum. 2015 yılına diğer birçok ülke gibi Avusturya’ya da gafil avlandı. Yoğun mülteci akınına hazırlıklı değildik. Avusturya, bütün Avrupa’nın ortak olacağı bir çözüme ulaşılamadığı için bu yola başvurmak zorunda kaldı.

İltica yasasını değiştiren Avusturya tek bir kararname ile mülteci alımını durdurabilir. Avusturya’nın mülteci kabul kapasitesi tükendi mi?

Heinz Fassmann: 2015 yılında gelen mülteciler yerleştirildiği ve bakımları da yapıldığı için Avusturya’da olağanüstü durum yok. 2015 sonbaharındaki gibi gelişmeler olursa durum değişebilir.

Deutsche Welle: Böyle bir durum söz konusu olmadığına göre Avusturya’nın aldığı kararların bir siyasi sinyal olduğu söylenebilir mi?

Her yasanın siyasi sembol olma özelliği gibi somut gerekçesi de vardır. O da mülteci akının tekerrürüne hazırlıklı olmaktır. Avusturyalılara da, hazırlıklı olunduğunu gösterme amacını taşır. Çünkü yasa bir anlamda kamuoyundaki genel havayı da yansıtmaktadır.

Avusturyalıların mülteciler hakkındaki düşüncelerini nasıl tarif ederdiniz?

Almanya’dakinden pek farklı olmasa gerek. Halk savaştan kaçanların ülkeye alınmasına karşı değil. Ancak mülteci akınından yararlanıp ekonomik durumunu düzeltme amacıyla gelenler de oldu. Avusturya kamuoyu ekonomik ilticayı onaylamıyor.

Avusturya’nın caydırma politikası, iltica amacıyla Avrupa’ya gitmek isteyenleri yola çıkmaktan alıkoyacak. Mülteciler bunu idrak ettiler mi yoksa başka kaçış yollarını mı deneyecekler?

Söylediklerinizin her ikisi de olacak. Sınırı geçmek zorlaştıkça göç daha pahalı ve daha tehlikeli hale gelir. Bunun caydırıcı etkisi tabii olacaktır. Mülteci sayısı azalacak ama aynı zamanda iltica rotası da değişecektir. Brenner boğazı göçe kapanınca geriye fazla alternatif kalmaz. Çoğu göçmen Avrupa Birliği’ne ilk ayak bastığı ülkeler İtalya ve Yunanistan’da kalıp iltica işlemlerinin tamamlanmasını bekleyecektir.

Bu durum Avusturya’nın komşularını tedirgin ediyor. Avusturya böylelikle kendini Avrupa Birliği bünyesinde tecrit etmiş olmuyor mu?

İtalya ve Yunanistan’ın bu durumdan memnun oldukları tabii ki söylenemez. Ancak Yunanistan ve İtalya’nın Avrupa ortak iltica sisteminde üzerlerine düşeni tam yapmadıklarını da söylemek gerekir. İltica işlemlerini gevşek tutup mültecileri Avrupa’nın kuzeyine yolladılar. Bu bakımdan kabahat tek tarafa yüklenemez.

Almanya mülteci sayısının azalmasının iki ülke arasındaki görüş ayrılıklarını giderme fırsatı yarattığını söylerken, Avusturya hükümeti bunun tersini yapıyor. Bu durum komşular arasında gerginliğe yol açmaz mı?

Sanmıyorum. Aradaki sıkı dostluk alınan siyasi kararın etkisinin uzun sürmesine izin vermez. Mülteci sayısı Balkan rotasının kapanması yüzünden azaldı. Almanya bunu kabul etse de etmese de Avusturya yeni düzenlemeyle Almanya’ya da yardımcı olmuştur.

Avusturya iltica politikasıyla Almanya’nın Avrupa Birliği’ndeki pozisyonunu da zayıf düşürmüş olmuyor mu? Çünkü hükümetlerin ortak hareket etmeleri de mümkündü.

Avusturya bütün Avrupa’nın benimseyeceği bir çözüm istiyor. Milli tasarrufların sürekli kılınması amaca hizmet etmediği gibi Avrupa’daki krizi daha da derinleştirir. Almanya hükümetinin nüfuzunu kullanmasına rağmen Avrupa Birliği Komisyonu şimdiye kadar başarılı olamadı.

Bundan Avusturya’nın Komisyon’a baskı yaptığı sonucu çıkıyor. Komisyon buna yanıt verip ortak iltica politikasının tartışmaya açılmasına önayak olur mu?

Kesinlikle, evet. Komisyon ortak iltica rejiminin finans krizinden de önemli bir konu olduğunu kavramış bulunuyor. Çünkü şimdi para değil, insan söz konusu. Komisyona yeni bir fırsat tanınmalı ve Komisyon da bu fırsatı değerlendirmeyi bilmeli.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*