Avusturya’ya sığınan mülteciler, yardımdan çok ilgi istiyor

Bütün Avrupa’ya olduğu gibi Avusturya’ya da gelen mültecilerin çoğu Müslüman ve aralarında Türkçe bilenler de az değil. Yetkili kurumlarla irtibata geçerek onlara yardım hususunda ‘elbise vermenin’ ötesine geçilebilir. Mülteci çocukları kendi çocuklarımızla birlikte sportif ve kültürel faaliyetlere götürebilir, ailelerle düzenli görüşebilir ve elimizden gelen yardımı doğrudan yapabiliriz.
Savaştan ve şiddetten kaçan mülteciler, ‘güvenli liman’ olarak kabul ettikleri Avrupa ülkelerine gelmeye devam ediyor. Avusturya’da şu an doksan bir civarında mülteci var.
Başta Suriye olmak üzere Kuzey Irak, Afganistan ve farklı Afrika ülkelerinden gelen mültecilerin sayısının gelecek yıl 120 bini geçeceği tahmin ediliyor. Önceleri basından takip edebildiğimiz kadar varlıklarından haberdardık. Ama artık alışverişte, sokaklarda, resmi dairelerde, hastanelerde, metrolarda.. hasılı hayatın içinde çok sık karşılaşıyoruz. Her birinin ayrı hikayesi var mutlaka. Hem geldikleri ülkelerde yaşadıkları ve daha önemlisi ‘çile yolunda’ yaşadıklarından ciltlerce kitap yazılır. Onların hikâyelerine girmeden, çoğu Müslüman olan mültecilere Avusturya’da yerleşik Müslümanların farkındalığını ele almak istedik.
Camiler ve sivil toplum kuruluşlarının mültecilere yönelik faaliyetleri artarak devam ediyor. Bilhassa Ramazan’da iftarlar, Cuma günleri yemekli programlar iyi bir başlangıç oldu. Ancak münferit olarak mültecilere yardım genelde ‘elbise yardımı’ açmazına sıkışıp kaldı. Bunun değerlendirmesini herkes kendine, ‘şimdiye kadar kaç mülteciyi misafir ettim, kaçı ile doğrudan irtibatım var, kaçını doktora ya da resmi daireye götürdüm, kaçıyla sohbet ettim..’ gibi sorular sorarak yapabilir. Bu konuyu güzel bir örnek üzeriden ele almak istedik. Almanya’da Baden Württemberg Eyaleti’nin ‘Altın şehir’ olarak bilinen Pforzheim şehrindeki ‘altın yürekli’ insanlardan Halil Kefelioğlu bir grup mülteciyi evinde ağırladı. Halil Kefelioğlu duygularını şöyle ifade etti: ‘Güzel bir akşamdı ve onlara ufak da olsa yardım etmek onlarla kardeş olduğumuzu göstermek ve onların da bize mutluluklarını iletmesi çok sevindirdi bizi. Avrupa’da müslüman kardeşlerimize sahip çıkmak ve yalnız olmadıklarını biraz hissettirmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Biz bugün böyle zor durumda kalmış insanların yanında olmalıyız ki, yarın bizim de başımıza bir olay geldiğinde yanımızda birileri olsun. Ben bütün Müslümanlara ve Türklere tavsiye ederim. Öyle sadece televizyondan seyredip ah çekmekle iş bitmiyor, insanlar ayağımıza gelmiş ve bize de yardım etme fırsatı doğmuştur. Onlarla konuşup ihtiyaçlarını sormak, dertlerini dinlemek bize bir şey kaybettirmez ama onlara burada yalnız olmadıklarını hissettirir ve mutlu eder diye düşünüyorum’. Halil Kefelioğlu yalnız değil, onun tanıdığı bazı aileler de mültecileri misafir etmiş. Bu güzel örnekleri artırmak elimizde. Misafirliklerde mültecilerin hikâyeleri ve dertleri de dinleniyor.

Bir gün buraları sevecek miyiz acaba?
Yardımdan çok ilgi bekleyen bir mülteci kadın şöyle sesleniyor:’Vatanımızı terk etmek istemezdik ama mecbur kaldık. Su yoktu, elektrik yoktu. Her an evimize bir bomba düşecek korkusuyla yaşıyorduk. Çocuklar okula gidiyordu, bomba patlıyordu hepsi ölüyordu. Almanya’da hayat şartları zor da olsa en azından su var, elektrik var. Şuan Almanya’dan memnunuz. Bize çok iyi davranan Almanlar da var iyi davranmayanlar da. Yine de merak ediyorum biz bir gün buraları sevecek miyiz acaba?
Mültecilerin hayatı nasıl geçiyor? Nelere ihtiyaçları var
Mültecileri misafir edenlerin özellikle dikkatlerini çeken bir nokta mültecilerin mahcubiyetleri. Bu konuya dikkat çeken bir ev sahibi bunu , ‘Çoğunun işi, evi barkı, gayet güzel bir yaşantısı varken bir an da kendileri mülteci olarak bulmuşlar. Bu durumdaki insanlara yardım ederken de incitilmemeli. Misafirliğe gelirken elleri boş geldiği için mahcup olduklarını söylüyorlar. İhtiyaçlarını söylerken utanıyorlar’ sözleri ile ifade etti.
Mültecileri ağırlayan bazı ev sahiplerinin izlenimleri şöyle: Mültecilerin genel anlamda hem maddi hem manevi desteğe ihtiyacı var. Çoğu ihtiyaçlarını söylemeye utanıyor. Yardım etmek isteyenler şöyle düşünebilir; Sıfırdan bir dolap oluşturuyorlar. İlk etapta mevsimlik ihtiyaçları oluyor. Kışın ince kıyafetlerden ziyade öncelikle mantoya ihtiyaçları oluyor. Çocuklar çabuk büyüdüğü için çok çocuk kıyafeti gerekiyor. Çocuklar günlerce aynı kıyafetleri giymek zorunda kalabiliyor. Gençler genç oldukları için akranlarına özenebiliyor. Çoğu ‘bize elbise, eşya getirin!’ demiyor, sadece nereden ucuza alınabileceğini soruyor. Şampuan, diş fırçası, diş macunu, tırnak makası v.b kendi alabilecekleri şeyler arasında da olsa bazıları ne alacaklarını bilmediklerinde, bu tarz sürekli ihtiyaç olan şeylerde destek olunabilir. Bunun dışında seccade, Kur’an-ı Kerim, kitap, ev terliği, okul çantası ve okul malzemeleri, kırtasiye (Çoğu Almanca kursuna gittiği için sürekli ihtiyaç oluyor), kışlık manto, çorap, etek, pantolon, şal (bayanların çoğu Türk usulü başörtüleri takamıyor) genel ihtiyaçlar arasında.
Mültecilerin sosyal hayatları yok. Bu konuda bazı Alman dernekleri sürekli etkinliklere davet ediyorlar, çocukları gezmeye, gençleri eğlenceye götürüyorlar. Çocuklar günlerini sabah Almanca kursu veya okulda geçiriyor. Okula gidebilen çocukların hayatı gidemeyenlere göre daha bir düzenli. Kurstan sonra tek eğlenceleri çarşıda gezmek. Onun dışında hep yurtta (Heim) kalıyorlar. Odalarında sadece yatak ve sandalye var. Beş kişi, on kişi aynı odada vakit geçiriyor. Kimsenin özel hayatı yok.
Çocuklar eğlenebilecekleri ortamları çok özlemiş. Buz pateni, bowling, sinema, spor gibi Almanya’daki çocukların sıklıkla katıldığı aktivitelere yeterince katılamıyorlar. Birilerinin önayak olması, götürmesi gerekiyor. Her aile kendi çocuklarıyla birlikte izin alarak bir kaç çocuğu sportif veya kültürel etkinliklere götürebilir. Yardım yaparken kendimizi onların yerine koyarak yardım yapmamız gerekiyor. Sosyal statüsü yüksek olan insanların bir anda ikinci sınıf muamele görmesi kolay bir şey değil. Her ne kadar öyle olduğu düşünülmese de şuan Türkler de mültecileri ikinci sınıf insan gibi görüyor. Halbuki birçoğunun eğitimi düzeyi oldukça yüksek.
Mültecilerle nasıl iletişime geçilir?
Belediyeye başvurularak mültecilere maddi, manevi yardımda bulunmak çocuklarla ve ailelerle yakından ilgilenmek istendiği bildirilebilir. Mülteciler arasında Türkçe bilenler oldukça fazla.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*