Azerbaycan Ermenistan karşısında her açıdan güçlü ve son çatışmalarda da güçlü olarak çıkmıştır

Kardeş ülke Azerbaycan’ın Avusturya Büyükelçisi Galib İsrafilov, büyükelçilik konutunda Zaman Avusturya’yı ağırladı. Yirmi yılı aşkındır devam eden Karabağ meselesini konuştuğumuz Büyükelçi İsrailov, Ermenistan ile yaşanan son çatışmaları, uluslarası durumu, Azerbaycan’ın son çatışmalardan nasıl çıktığını, uluslarası durumu ve Türkiye’nin mesele karşısındaki pozisyonunu konuştuk. Karabağ davasıyla ilgili geniş bilgiler veren İsrafilov, Azerbaycan’ın her açıdan oldukça güçlü pozisyonda olduğunu ve er ya da geç bu meselenin üstesinden geleceğinin altını çizdi.

ZAMAN – VİYANA

Sayın büyükelçim, öncelikle kardeş ülke Azerbaycan’ın Ermenistan’la yaşadığı son çatışmayla ilgili dualarımızı ve desteklerimizi arzederek söyleşiye başlamak istiyoruz. Tabi gelişmeleri sürekli takip ediyor ve aktarıyoruz. Son durumu bir de sizden dinlesek: Güncel olarak son üç haftada neler yaşandı?

İlk önce dualarınız, destekleriniz ve gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim. Azerbaycan ve Türkiye halkları arasında o kadar büyük bir bağ vardır ki haliyle kardeş bir ülkede yaşanan meselede birbirimizi merak ediyor, birbirimize destek veriyoruz. Her iki ülke olarak oldukça mühim projeler uyguluyoruz ve şükür her iki ülkede önemli güzel gelişmeler oluyor. Tabi, bizim en önemli meselemiz, Yukarı Karabağ’ın Ermeniler tarafından işgal edilmesidir. Son zaman itibariyle üç hafta öncesinde AGİT çerçevesinde MİNSK Grubunun Eşbaşkanları yani Rusya, Amerika ve Fransa her iki tarafa müracaat ederek tarafar arasında ateşkes uygulamasının devam etmesini istemiştir. Eşbaşkanlar, Nevruz Bayramı ve Hristiyanların Paskalya bayramı itibariyle her iki tarafın ateşkese riayet etmelerini talep etmişti. Teessüf ediyoruz ki Mart ayının sonu itibariyle bütün cephe hattı boyunca Azerbaycanın sivil halkı Ermeni askerlerininin şiddetli ateşine maruz kalmıştır. Nisan ayının ikisinden beşine dek O taciz ve tecavüzün sonucu olarak çatışmalar çıkmış ve ateşkes zamanına kadar Azerbaycan ordusu kahramanca savaşarak kendi hak ve hukukunu müdafaa etmiştir.
Peki çatışmaların yaşandığı cephe hattını açar mısınız biraz? Medyada birçok haber dolaşıyor ama insanlar detaylara tam vakıf değil… Cephe hattındaki yerleşim durumu nasıl, öncelikle onu tam anlasak?

Evet, en önemlisi de o. Çünkü bizim Ermenistan işgali altında olan topraklarımızda hiçbir sivil yokken cephe hattının hemen karşısında sivil ahalimiz yaşamaktadır. Ermenistan bundan yararlanmak istiyor ve surekli sivilleri korku altına tutmak için ateş açıyor. Öbür tarafta sadece askeri güçler vardır ve cephe hattının berisindeki halkımız sürekli rahatsız edilmekte ve zararlar çekmektedir. Son olarak Nisanın birini ikisine bağlayan gece buradaki halkımız ve mülki kurumlarımız ateş altına alınmıştır.

 

Cephe hattı yıllardır hareketli, sizin de vurguladığınız tacizleri bizler de yakinen biliyoruz ama bu son çatışmaların başlangıcında Ermenistan tarafı biraz da merkezin yönlendirmesiyle gerilimi özellikle tırmandırdı diyebilir miyiz?
Tabi bunu söyleyebiliriz. Zaten bu işgali başlatan ve devam ettiren taraf Ermenistan hükümetidir. Bu tacizlere cevap olarak askerimiz harekete geçmiş ve cephenin öbür tarafındaki önemli bir çok tepeyi nezaretimiz altına almıştır. Ermeni askerleri bu bölgelerin bir kısmında biraz daha geri çekilmiş ve Azeri mülki ahalisine tehdit olmaktan çıkarılmıştır ve ardından ateşkese varılmıştır. Nisanın üçü itibariyle biz tek taraflı ateşkes ilan etmiştik. Biz hiç kimsenin torpağını istemiyoruz, sadece kendi bölgelerimizi korumakla iktifa ediyoruz.

Dört haftadan sonra sizin de ifade ettiğiniz gibi Azerbaycan topraklarını geri almış durumda, ama esas sonucu belirleyecek olan uluslarası toplumun ne diyeceğidir. Bu anlamda en önemli öğe de Rusya… Çünkü kabul etsek de etmesek de Rusya bölge de dahli olan en önemli aktörlerden biridir ve Rusya sanki gerilimin kendi kontrolü altında böyle devam etmesini istiyor. Azerbaycan şu an hem hukuki hem de askeri açıdan Ermenistan’dan gayet güçlü. Zannedersem bir gecede bu işi bitirebilecek güçte ama Rusya ve uluslarası dengeler var. Bu anlamda öncelikle Rusya’yı sormak istiyorum. Rusya’nın mesele karşısındaki pozisyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

İlk önce şunu vurgulamak istiyorum. Hali hazırda Azərbaycanın silahlı kuvvetleri askerlerimizin gücü bakımından Ermenistan ordusunu rakib gibi hesap etmiyoruz. Savaşın da meraklısı değiliz. Doğrusu meselenin siyasi çözüm yolları da mevcuttur. Birleşmiş Milletlerinin kararlarına göre Ermenilerin işgal ettikleri arazilerden çıkması gerekir. Biz 1994’den bu yana konunun MİNSK grubu tarafından bir an önce çözüme kavuşturulmasını savunuyoruz. Ama ne yazık ki taraflar siyasi çözümü ağırdan alıyorlar, Ermenistan yeterince baskı altına alınmıyor. Bize sunulan teklifler de çok sahici değil. Meselenin bir tarafı bu, meselenin bir diğer tarafı da Azerbaycan artık bölgesinde bir güç haline gelmiştir ve bütün komşularıyla müsbet bir ilişki istemektedir. Hem kendimizin hem de komşularımızın menfaatlerini düşünüyoruz. Teessüf ki Ermenistan haksız bir şekilde Karabağ’dan çekilmemekte ve çekilme durumunda da kabul edemeyeceğimiz tekliflerde bulunmaktadır. Ermenistan haksız olduğu için şu an itibariyle MİNSK grubundaki tartışmaların mümkün mertebe uzamasını istemektedir.

 

Bu anlamda Rusya’yı biraz açar mısınız?

Rusyanın dışpolitikası doksanıncı yıllardan başlayarak biraz farklıydı. Fakat bu son zamanlarda Azebaycan ve Rusya ilişkileri gerek ticarette, gerek siyasette çok farklı bir notkaya evrilmiştir. Biz çok taraflı münasebetlerle ilişkileri normalleştirme çabasındayız. Tabi ki biz her zaman Rusya’nın Ermenistan üzerinde bu meselenin halolunması için tesir etmesini istiyoruz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Ermenistan’a şart koştuğu noktaları Ermenistan’ın yerine getirmesi için Rusya’nın da baskı kurmasını bekliyoruz. Rusya bunu yapabilir, çünkü Ermenistan üzerindeki etkisi güçlüdür. Bunu bekliyoruz Rusya’dan ve bu başarılırsa bizim Rusya ile olan mevcut münasebetlerimiz daha da iyi bir noktaya gelecektir.
Yani, Rusya sorunun çözümü adına atılması gereken adımları aslında atmıyor diyebiliyor musunuz?
Mesele sadece Rusya değil, bütün bir MİNSK grubu hem eşbaşkanları hem de diğerleri sorumluluklarını tam yerine getirmiyorlar
Peki Azebaycan hala MİNSK grubundan bir çözüm çıkabileceğini düşünüyor mu?
Yani MİNSK Grubunu sadece Amerika, Rusya ve Fransa’dan ibaret ele almamak lazım. Bu grubun içinde Türkiye ve Avusturya dahil olmak üzere Almanya, İtalya gibi toplamda on bir ülke var. Biz istiyoruz ki diğer ülkeler de meselenin çözümü için seferber olsunlar
Bu mesele de neden muvaffak olunamıyor? Yani MİNSK Grubunun masasına İran, Türkiye gibi ülkeler neden daha güçlü bir şekilde oturtulamıyor? Azerbaycan en azından şunu diyemez mi? Bu mesele bizim bölgesel bir sorunumuzdur ve komşu ülkelerin MİNSK grubu masasında daha etkin olmalarını talep ediyoruz?

Bir kere şunu vurgulayalım ki MİNSK grubu üyeleri AGİT üyesi olan ülkelerden oluşmaktadır. Bu bağlamda İran dahi olamaz. İkincisi bunun değiştirilmesi ne getirebilir ki. Zaten on bir üyesi olan bir yapı ve aldığı kararlar da belli. Sadece bunu uygulayacak siyasi bir irade lazım. Ama göründüğü kadarıyla Amerika, Rusya ve Fransa bu konuda oldukça yavaş davranıyorlar.

 

20 yıldır devam eden bir mesele ve Türkiye’de bir kuşak hep bu acıyı takip ederek büyüdü. Hele hele Hocalı katliamı ve yaşanan o acılar Türkiye’de meseleler karşısında duyarlılık taşıyan kesimlerin iliklerine işledi. Aradan geçen onca yılda diplomasinin halen çözüm getiremediğini de acıyla müşahade ediyoruz. Tek güzellik, Azerbaycan’ın biraz daha güçlenip haklı davasına sahip çıkabileceği konuma gelmiş olması. Şimdi esas mesele şu: Diplomasi halen bir çözüm getiremezse Azerbaycan bundan böyle ne yapacak?

Bir kere Birleşmiş Milletlerin hukuğu gereği kendi toprağımızı, kendimizi savunma adına her zaman hakkımız var. Gene de şunu ifade edelim ki bütün bu gerilime rağmen biz Ermenistan toplumunu kendimize direkt bir düşman olarak görmüyoruz. Bakın Azerbaycan ekonomisi bütün bir Kafkas bölgesinin yüzde seksenini teşkil etmektedir. Beri tarafta bizim askeri bütçemiz Ermenistan’ın tam tamına iki katı kadardır. Dolayısıyla Ermenistan’ın hamileri olmasaydı biz bu meseleyi çoktan çözmüştük ama biz istiyoruz ki bu mesele bir an önce siyasi ve hukuki yollarla çözülsün öbür türlü Azerbaycan’ın imkanları yok değil.
Tabi hepimizin beklentisi o ama haliyle sizin de dediğiniz gibi bu işin esas aktörü olan MİNSK grubu meseleyi hep yavaştan alıyor. Peki nedir bunun sebebi? MİNSK grubu neden böyle pasif davranıyor?

Bunun çeşitli sebepleri var. Birinci sebep açıkçası Ermenistan’ın yurt dışında lobileri çok güçlü. Ermeniler bir asırdır Batıda ve Rusya’da yerleşerek çok yüksek pozisyon elde ettiler ve siyaseti etkiliyorlar. Biz de bu konuda gerideydik ama artık bölgedeki konumumuzun değişmesine paralel olarak dünyada da etkimiz artıyor. Bu bağlamda MİNSK’deki değişim bizim etkimizin artmasına bağlıdır.
Tabi bir de MİNSK grubunun bir üyesi olan Türkiye’yi de konuşmak gerekir. Öncelikle şunu ifade edelim ki biz kardeş ülkenin halkı olarak Azerbaycan’ın dertlerinin ortağıyız ve bu konuda da gayet duygusalız. Tabi siyasetçilerimiz de bu duygusallığın sesi olmaktadırlar. Bu anlamda halkımızın duygu ve düşünceleri politikacılar tarafından dile getiriliyor. Bu meselenin bir yanı… Beri tarafta reelpolitiğe baktığımızda duygusal ifadelerin ötesinde ciddi bir etki gösteremiyor Türkiye. Rusya ile yaşanan sertliklerin de etkisiyle Azerbaycan bu meselede sanki tamamen yanlız bırakıldı. Türkiye’nin bu anlamda somut bir şeyler yapmadığını veya yapamadığını düşünüyorum. Belki yanılıyor da olabilirim. Siz ne dersiniz?

Şimdi Türkiye devlet olarak, ta doksandan bu yana pozisyonunu hiçbir zaman değiştirmedi. Bu yönüyle Türkiye işgal olaylarıyla birlikte Ermenistan ile sınırlarını da kapatmış durumdadır. Bölgede barışın temin olması için işgalin tamamen kaldırılması gerekiyor. Bu yönüyle Türkiye’nin hükümeti ve Türkiye’nin bulunduğumuz Viyana’daki temsilcilikleri her zaman Azerbaycan’ın yanında olmuştur. Ama kabul edelim ki Türkiye’nin dışında MİNSK grubu içinde dokuz ülke daha var.
Bütün bu süreçte Türkiye’nin dışpolitikadaki son tutumları da önemli bir rol oynamaktadır. Kafkaslar denilince ister istemez en çok Rusya gündeme gelmektedir. Tam da bu süreçte Türkiye ile Rusya’nın ilişkileri tarihin en zorlu dönemeçlerinden birini yaşıyor. Bu anlamda Türkiye ile Rusya’nın ilişkilerinin kötü olması Azerbaycan’ı masada ciddi anlamda yalnız bıraktığını söylebilir miyiz?

Şüphesiz ki Azerbaycan olarak bizim gerek Türkiye gerekse Rusya ile olan münasebetlerimiz çok çok önemlidir. Biz iki taraflı münasebetler içerisindeyiz ve biz ülke olarak güçlü münasebetlere sahip olduğumuz her iki ülke arasında bir gerilimin olmasını hiçbir zaman istemeyiz. Sorunların siyasi yollarla müzakere edilerek hal yoluna konulmasını çok isteriz ama kabul edelim ki Türkiye’nin de kendisine göre dışpolitik meseleleri var. Hem Suriye’de hem Irak’ta çok çetin meseleler var ve Türkiye ister istemez kendi sorunlarının takipçisi olacaktır. Bu anlamda üçüncü bir tarafla bir gerilim oluşmuşsa Türkiye ister istemez kendi menfaatlerini gözetleyecektir. Bütün bunların yanında şunun da altını çizelim ki gerek Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu, gerekse Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Azerbaycan’ın tüm meselelerinde sonuna kadar destekçi olmaktadırlar.
Peki sayın büyükelçim, son olarak şunu sormuş olalım: Hepimizin temennisi Karabağ meselesinin artık siyasi yollarla çözülmesi. Bu konuda dünyanın en önemli diplomasi merkezlerinden biri olan Viyana’da elçilik yapan bir isim olarak öngörünüz nedir? Sahiden diplomasiyle bu iş hallonulacak mı?
Yani biz Azerbaycan olarak halklar ve devletler arasında adalet üzerine kurulmuş bir münasebet istiyoruz. Tabi bunun tesis olması için de çok konuşulması ve çok siyaset yürütülmesi gerekiyor. Bunun için de güçlü bir devlet, güçlü bir siyaset, güçlü bir ekonomi, güçlü bir ordu, güçlü bir toplum olması gerekiyor. Bu anlamda Azerbaycan kendi çizgisinde kararlılıkla devam edecektir ve inanıyoruz ki inşallah biz siyasi olarak bu işin üstesinden geleceğiz.
Biz de genel anlamda Türkiye halkı olarak, özelde de Zaman gazetesi olarak yayın ekibi ve okurlarıyla yürekten destekçiniz olduğumuzu ifade edelim.

Ben de bu sizin şahsınızda bütün Zaman gazetesine ve okurlarına çok teşekkür ediyorum. Gösterdiğiniz merak ve ilgiden dolayı çok çok teşekkür ediyorum.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*