Birol Kılıç’a Cumhurbaşkanı Fischer’den liyakat ödülü verildi

Uzun yıllardır Avusturya’da işadamı, gazeteci ve yayıncı kimliğiyle çalışan Türkiye kökenli Birol Kılıç, Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer tarafından üstün hizmet liyakat nişanıyla ödüllendirildi. Avusturya’da ancak başbakan, meclis başkanı veya bir bakanın teklifiyle verilebilen liyakat ödülü, Kılıç’a Viyana Birinci Bölge’deki tarihi Hofburg Sarayı’nın Niederösterreich Heerensaal bölümünde takdim edildi. İş, sanat, akademi ve politika alanında yetmiş civarı seçkin bir davetli kitlesinin hazır bulunduğu nişan töreninde, Birol Kılıç’ın liyakat nişanı Cumhurbaşkanı Fischer adına Cumhurbaşkanı Yüksek Müsteşarı Mag. Hildegard Siess, tarafından takıldı.
Prof. Dr. Wolfgang J. Bandion ve Cumhurbaşkanı Yüksek Müsteşarı Mag. Hildegard Siess’in birer konuşma yaptığı liyakat nişan töreninde, İşadamı Birol Kılıç’ın kültür, sanat ve yayıncılık alanlarında yaptığı çalışmalar anlatıldı. Konuşmalarda, aynı zamanda kurduğu yayıneviyle Avusturya Bilim Akademisi’nin de katkılarıyla Avusturya tarihinin en tartışmalı alanlarında ciddi eserler yayınlattığı ifade edilen Birol Kılıç’ın şimdiye dek entegrasyon sahasında da kayda değer çalışmalar yapan önemli bir figür olduğu dile getirildi. Progamda Kılıç’ın Viyana’da düzenlediği sergilere, organize etiği Mevlevi sema ayinlerine, üç dinin müziklerini buluşturduğu orkestralara ve ön ayak olduğu çeşitli etkinliklerine atıfta bulunuldu.

“BU ÖDÜLÜ BANA HEP ADALET VE İNSAN SEVGİSİNİ ÖĞRETEN ANNEMLE BABAMA ARMAĞAN EDİYORUM“
Liyakat töreninden sonra bir konuşma yapan Birol Kılıç konuşmasına annesi Hüsniye Kılıç, Babası Hüseyin Kılıç ve ablası Doktor Perihan Kılıç’a duyduğu sevgi ve mihnetin altını çizerek başladı. Aldığı bu ödülün kendisi için aynı zamanda bir ufuk olduğunu dile getiren Kılıç, “hem gazete, dergi ve yayınevi sahibi sıfatımla, hem de işadamı ve yatırımcı sıfatımla bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu köprüleri inşa etmek için var gücümle çalışacağımdan hiç şüpheniz olmasın. Türkiye’den Avusturya’ya göç etmiş laik tam demokrat bir anayasal milliyetçisi olan şahsımın öncelikli hedeflerinden biri de, göçmenlerin Avusturya yaşam kültürü ve tarihi gibi değerlerine entegre olmasına, aynı zamanda Türkiye’den buraya göç etmiş değerli hemşerilerimin Avusturya’da daha demokratik bir ortamda ve toplumda yaşamalarına katkı sağlamaktır“ dedi.
Birbirini anlayan ve birbiriyle sağlıklı bir entegrasyon kuran sağlıklı bir toplum için gayret ettiğini ifade eden Kılıç, “ıta çapında aydınlık ve laik bir anlayışın egemen olduğu, kadın hakları dâhil insan onurunun ve insan haklarının korunduğu Avrupa, bu günkü haline kavuşması için yüzyıllara ve birçok devrime ihtiyaç duydu. Basın ve fikir özelliği, kadın erkek eşitliği benim için amasız savunulması gereken temel insan haklarıdır. Özellikle kadına verilen değeri anlamak için İslam Peygamberinin şu sözlerini tekrarlamakta yarar var Cennet, annelerin ayakları altındadır“ ifadelerini kullandı.

“GERÇEK SEVGİNİN OLMADIĞI YERDE HAKİKAT YOKTUR“
‘Bir fincan kahevenin kırk yıl hatırı vardır‘ şeklindeki Türk atasözünün iki toplumun iletişimi adına çok şey anlattığını aktaran Kılıç, konuşmasını “ Tabii ki siyasetçilerden beklentilerimiz, siyasi platformlarda kendini itfaiye gibi tanıtmasına rağmen yangına körükle giden kişilerle hiçbir şekilde dış politikada işbirliği içinde olmamalarıdır. Çünkü dış politika ve iç politika birbirine sıkı bir şekilde bağlıdır. İç politikada yapılan her hamle de sanat, kültür, ekonomi ve entegrasyon gibi alanlar dahil olmak üzere ülkemizin huzuruna doğrudan etki eder. Bu noktada, modern ve seküler Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ‚Yurtta sulh, cihanda sulh‘ sözlerini hatırlamakta yarar var (Almanca Friede in der Heimat, Friede in der ganzen Welt!)‘. Bunun yanında, laik bir Müslüman olarak, son Papa’nın Hz. İsa’dan yaptığı şu alıntı ışığında herkesi düşünmeye davet ediyorum ‚Yolsuzluk yapanların konuştuğu dilin özelliği ikiyüzlülüktür, bu beladan derhal kurtulmamız gerekiyor!‘ Gerçek sevginin olmadığı yerde hakikat yoktur. Hakikatın olmadığı yerde hak yoktur ve hastalık haline gelmiş iki yüzlülük vardır. Gelecekte yapacağımız hizmetlerin ve zorlukların bilincinde olduğumu bir kez daha ifade ederken, şahsıma verilen bu büyük ödülü şerefle kabul ediyorum ve benimle bugün burada olduğunuz için sizlere teşekkür ediyorum“ sözleriyle bitirdi.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*