FPÖ % 36 ile tarihinin zirvesinde, Avusturya’daki politik dengeler değişiyor

Avusturya’da aylardır beklenen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu gerçekleşti. Avusturya Özgürlükler Partisi’nin (FPÖ) adayı Norbert Hofer yüzde 36,4 oy alarak birinci oldu. Seçim öncesi anketlerde birinci olacağı ifade edilen Yeşiller’in adayı Van Der Bellen ise ancak yüzde yirmi oy alabildi. Hofer, Viyana hariç Avusturya’nın bütün eyaletlerinde birinci oldu. Seçmenin yüzde altmışı sandığa giderken Avusturya baştan aşağı mavi rengine büründü. Sonuçlara göre Avusturya’nın politik tablosu baştan aşağı değişti. SPÖ ve ÖVP yükselen aşırı sağ karşısında tarihi bir sarsıntı yaşadı. Gözler 22 Mayıs’ta gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığ seçimlerinin ikinci turunda. Hofer ile Van Der Bellen ikinci turda kafa kafaya yarışacaklar. Kimin ipi göğüsleyeceği tam belli değil. FPÖ’nün bu aşırı yükselişi, 2018’de gerçekleşecek federal seçimlerde de merkez partileri oldukça zorlayacağı, hatta iktidar koltuğuna oturabileceği anlamına geliyor.

Dün gerçekleşen seçimlerin sonuçlarına göre iktidardaki SPÖ ve ÖVP Cumhurbaşkanlığı için gösterdikleri adaylarına ancak yüzde on birlik oy oranları toparlayabildiler. Partilerin içinde yoğun bir tartışma yaşanıyor. Açıklanan net sonuçlara göre seçimin üçüncüsü bağımsız aday Irmgrad Griss yüzde 18,5 oy alabilirken SPÖ’nün adayı Rudolf Hundsdorfer yüzde 11,2, ÖVP’nin adayı Andreas Khol ise yüzde 11,2 oranında oy toparlayabildi. Popüler işadamı Richard Lugner’in ise yüzde 2,4 oy aldığı seçimde turu geçemeyen adayların oylarının ikinci turda kime yöneleceği büyük bir merak konusu. Bazı yorumculara göre beklenenin yüzde on üstünde oy alan Norbert Hofer’in mevcut yüzde otuz altılık oyunun üstünü de diğer adaylardan tamamlayıp Cumhurbaşkanı olma ihtimali var. Özellikle Andreas Khol ve Irmgrad Griss oylarında bir kısmının tepki olarak Hofer’e yönelmesi durumunda Avusturya’nın yeni Cumhurbaşkanı FPÖ’lü Hofer olacak. İşadamı Richard Lugner’in yüzde ikilik oylarını da Hofer için cepte sayan analizcilere göre, Hofer’in Cumhurbaşkanlığı hiç de uzak bir ihtimal değil. Hofer’i seçimde güçlü kılan bir diğer unsur ise genç olması. Diğer tüm adaylar yetmişli yaşlarda iken henüz kırklı yaşlarında olan Hofer, ikinci turda da Van Der Bellen karşısında genç olmanın ve seçmendeki genel memnuniyetsizliğin avantajıyla yarışacak.

CUMHURBAŞKANLIĞI HER İKİ ADAY İÇİN DE HENÜZ GARANTİ ALTINDA DEĞİL
Öte yandan Van Der Bellen’in en büyük şansı ise seçime gitmeyenler ve Irmgrad Griss oyları. Van Der Bellen’in Cumhurbaşkanı olmasını bekleyenler ise Hundsdorfer oylarınının nerdeyse tamamının Van Der Belle için cepte olduğunu dikkate alıyor. Van Der Bellen’in bir diğer avantajı ise bağımsız aday Irmgrad Griss’in yüksek olduğu birçok yerde Van Der Bellen ile kafa kafaya gittiği gerçeği. Aynı durum Andreas Khol için de geçerli. ÖVP’li Andreas Khol’un yüksek oy aldığı yerlerde de Van Der Bellen ile yarıştırğı gözlemleniyor. Birçok analizciye göre bu tablolalar Griss ve Andreas Khol oylarının da Van Der Bellen’e yakın olduğunu ortaya koyuyor. Nitekim Van Der Bellen, Griss ve Khol’un birlikte ilk üç sıraya girdiği ilçelerde FPÖ’lü Hofer’in geriye düştüğü gözlemleniyor. Seçim analizlerine göre, Van Der Bellen’in esas avantajı özellikle Griss seçmenlerinin kendisine yakın olması.

FPÖ, BU GİDİŞATLA İKTİDARA DA GELEBİLİR Mİ?

Mevcut sonuçlara göre her iki adayda ikinci turda bıçak sırtında yarışacak. Van Der Bellen adına en büyük tehlike de ikinci turda seçmenlerin bir kısmının sandığa gitmeme ihtimali. Seçmenin 22 Mayıs’taki ikinci turda sandığa gidip gitmeyeceği ve aşırı sağ korkusuyla Van Der Bellen etrafında toparlanıp toparlanmama durumu tamamen Van Der Bellen’in performansına bağlı olacak. Seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra FPÖ hariç bütün partilerde şimdilik genel bir sesszilik hakim. Van Der Bellen yaptığı ilk açıklamalarda söylemlerini tekrarladı. İçe kapanmanın hiçkimseye fayda getirmeyeceğini dile getiren Van Der Bellen, şeffaf politikalar izleyeceğinin altını çizdi. Seçimin kaybedeni SPÖ’nün lideri ve Başbakan Faymann ise sadece “güçlü bir toplumsal desteğe sahibiz” demekle yetinirken koalisyonun diğer ortağı ÖVP’nin lideri Mitterleiner de artık koalisyon politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Van Der Bellen’in bu haftadan başlayarak Hofer karşısında nasıl bir siyaset izleyeceği ve ne gibi söylemler geliştireceği büyük bir merakla beklenirken merak edilen diğer bir nokta ise FPÖ’nün bu yükselişini sürdürüp sürdürmeyeceği. Mülteci krizi başladığından bu yana tüm seçimlerde periyodik bir şekilde yükselen FPÖ, bu gidişatla 2018’de de birinciliği göğüsleyecek gibi görünüyor. Gerek Avusturya’nın komşu ülkelerinde gerekse Avrupa genelinde hızla oylarını artıran aşırı sağın Avusturya’da da iktidarı ele alması beklenirken, FPÖ’nün iktidar olması durumunda seçim meydanlarındaki söylemlerinin aksine biraz daha merkezi bir siyaset takip edebileceği de dile getiriliyor.

Cumhurbaşkanlığı Avusturya’da daha ziyade bir tören makamı konumunda ancak İkinci Dünya savaşından sonra aşırı sağ en yüksek oyunu almış durumda. Merkez sağ ÖVP ve merkez sol SPÖ’nün yaşadığı bu aşırı kaybın Avrupa genelinde bir şok dalgası halinde yayılacağı ifade ediliyor. Öte yandan 1945’ten bu yana Avusturya’da ilk kez Cumhurbaşkanı ÖVP ve SPÖ’nün dışında Yeşiller veya FPÖ partilerinden birinden çıkmış olacak.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*