İslam Yasası Avusturya’da yaşayan Alevileri ikiye böldü, yasa karşıtları miting düzenledi

Avusturya’da yürürlüğe konulan ve Almanya’da örnek alınacağı ifade edilen İslam Yasası, Avusturya’da yaşayan Alevi toplumu arasında geniş tartışmalara neden oluyor. Avusturya devleti Alevi toplumunun temel taleplerini resmen kabul edip, Aleviliğin din dersi olarak okutulması, Alevilik dersi öğretmenlerinin maaşlarının devlet tarafından ödenmesi, Aşure, Hızır, Kurban gibi kutsal günlerin Alevilere özel resmi tatil kabul edilmesi gibi çeşitli haklar verirken Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nu da yasaya karşı çıkıyor. Avusturya’daki Alevi toplumu arasında 2009 yılında başlayıp gelişen tartışmalarda, taraflardan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu ve Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu yedi yıldır karşılıklı bir hukuk mücadelesi götürüyor. Avusturya Dinişleri Dairesi (Kultusamt) üzerinden yürüyen tartışmada, şu an devlet hukuki olarak daha çok Avusturya İslam İnanç Toplumu’nu muhatap alıyor. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu ise Anayasa Mahkemesi üzerinden hukuki bir süreç götürürken kamuoyuna da sürekli bilgilendirmelerde bulunuyor.

Avusturya’daki on dört Alevi derneğinden oluşan Federasyon, Viyana’da yaklaşık üç bin kişinin katıldığı bir miting düzenleyerek yasaya ve gelişmelere karşı tepkisini ifade etti. Mitinge ağırlığı İsviçre olmak üzere, Almanya, İngiltere gibi farklı Avrupa ülkelerinin Alevi derneklerinden de katılım oldu. Dışişleri ve Entegrasyon’dan sorumlu bakan Sebastian Kurz’un ofisinin bulunduğu Minoritenpalz’da başlayıp Schwarzenbergplatz’a doğru ilerleyen miting olaysız geçti. Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı mitingde konuşan Avrupa Alevi Gençler Birliği Genel Başkanı Ümit Sarı, bu mitingde ne İslam’ı ne de Aleviliği tartışmadıklarını esas meselelerinin Aleviliğin devlet tarafından tanımlanması olduğunu dile getirdi. Ümit Sarı, Aleviliğin yorumunun geniş olduğunu, ne devletin ne de herhangi bir kurumun bunu kendi tekeline alamayacağını dile getirdi. Sarı, kendilerinin başta Sünni müslümanlar olmak üzere herkese saygılı olduklarını ama hem Alevi fraksiyonlarına hem de başkalarına dayatılan tanımlamalara karşı çıktıklarını dile getirdi.

Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, mitingden önce de Parlamento binasının karşısındaki ünlü Cafe Landtman’da geniş katılımlı bir basın konferansı gerçekleştirdi. Avusturya basını mitinge olduğu gibi basın konferansına da yoğun bir ilgi gösterdi. Basın toplantısında devletin Aleviliği bir çatı altında muhatap alma çabası eleştirildi. Federasyon temsilcilerinin ve Avusturyalı uzmanların söz aldığı toplantıda Alevilerin başta Sünni müslümanlar olmak üzere herkese saygılı olacakları ama hem Alevi fraksiyonlarına hem de başkalarına dayatılan tanımlamalara karşı çıkacakları görüşü öne çıktı. Basın konferasında Federasyona bağlı on dört derneğin kapatılabileceği konusu da masaya yatırıldı. Kurum temsilcileri Alevi İslam İnanç Toplumu’nun dile getirdiği bu görüşün bir karşılığının olamayacağını, hukukçuların konuyu etraflıca incelediğini ve böyle bir teşebbüsün en kötü ihtimalle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden geri döneceğini dile getirildi.

MEHMET ALİ ÇANKAYA: HUKUKİ MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK

Avusturya basınında da yer edinen tartışmanın iki tarafı Zaman Avusturya‘ya açıklamalarda bulundu. Zaman’a konuşan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Çankaya, Avusturya Alevi İslam Federasyonu olarak 2007 yılında Avusturya makamlarına Alevilikle ilgili bir başvuruda bulunduklarını söyledi. O tarihlerden beri Avusturya’da İslam Yasasıyla birlikte birtakım değişikliklerin olacağını bildiklerini söyleyen Çankaya, “bu arada bizden ayrılan bir ekibin Alevi İslam İnanç Topluluğu diye bir başlıkla başvurduğunu öğrendik. O dönemde bizim tüzüğümüz beklenmeye alındı. Mahkeme sonucunda bir siyasi erkan Avusturya’da Alevi İslam, Sünni İslam, Şii İslam diye tanımlamalar yaptı. Ve bizim müracatımız da dışarıda kaldı. Dolayısıyla hukuki mücadelemiz devam ediyor. Bu hukuk mücadelesinden sonra İslam Yasası netleşince bize de bu kanunun içine girmeyi teklif ettiler. Biz de bu İslam Yasası’nın çerçevesine girmek istemiyoruz” dedi. Çankaya, bu duruşlarının Aleviliğe veya İslama karşı olarak yorumlanmasını da istemediklerini ifade etti. Mehmet Ali Çankaya açıklamasında böyle bir yanlış anlaşılmanın kendilerini üzeceğini ifade ederek, Alevilik veya İslam yorumlarına değil, devletin bu konuyu belli kanunlar içerisine alarak tekel altına almasına karşı çıktıklarının altını çizdi. Çankaya, kendilerine göre Avusturya’da Aleviliğin değil, İslam Yasası’nın altına yerleşmiş olan bir Alevi İslam anlayışının tanındığını söyledi.
Avusturya Alevi Federasyonu’nda İnanç Kurulu Başkanı olarak hizmet veren Alevi Dedesi Ercan Sinci ise Avrupa’da 27 yıllık bir örgütlenme tarihinin olduğunu ve zamanla birlikte çeşitli tartışmaların doğduğunu ifade etti. Sinci,”herşey göründüğü gibi değil, Alevilik adına gizli bir müracaat olmuş ve şikayet var. Alevi toplumumuz bu insanlardan rahatsız. Ve kendilerini İslam Aleviliği olarak tanıtan arkadaşlarımız aslında bize bağlı olan bir kurumdur. Bu sıkıntılardan dolayı bugünkü duruma geldik fakat Avusturya devleti de bize karşı ifade yerindeyse yanlış bir tutum içine giriyor. Bu kişiler gidip bizler adına bir başvuruda bulunuyor ve devlet neden bu başvurularda bizi dikkate almıyor? Bunların araştırılması gerekiyordu. Gözden kaçırılmış ve bunlar da boşluktan faydalanmışlar. Biz de diyoruz ki biz de bir federasyonuz. Aleviliğin hiçbir yasaya bağlı olmadan tanınmasını istiyoruz. Tabi ki biz İslamı dışlamıyoruz, İslamı da kendisine göre yorumlayan bir inancımız var. Biz de inancımızın bu şekilde tanınmasını istiyoruz. Özellikle şu anki Avusturya İslam Yasası’nın çerçevesine girmek istemiyoruz. Çünkü sadece biz değil Diyanet de yer almak istemiyor. Zira orada kötü bir resim var. Devlet, güya tehlikeli bir unsur olarak gördüğü bu korumları tek bir potaya koyuyor. Biz de diyoruz ki biz Aleviler tehlikeli bir unsur değiliz. Aleviler demokrasiye inanan, din-dil-ırk ayrımı yapmayan ve dünyaya da hoşgörüyle bakan bir toplumdur. Neden birileri bizi tarif etsin. Biz diyoruz ki her inanç kendi kendini tanımlasın. Mitingimiz de ne İslamiyete karşı bir mitingdir, ne Avusturya devletine karşı bir mitingdir, biz kocaman bir kurumuz ve hukuki mücadelemizi sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.

CENGİZ DURAN: DEVLETİN BİZE VERDİĞİ HAKLARI KULLANACAĞIZ

Tartışmanın diğer tarafındaki Avusturya Alevi İslam Toplumu ise Alevi toplumunun büyük bir çoğunlukla kendilerinden yana olduklarını ifade ediyor. Avusturya’da Alevi kutsal günlerinin resmen kabul ettirilmesi, Alevi inanç eğitiminin Avusturya okullarında resmen okutulması, Alevi inanç eğitmenlerinin Avusturya devleti tarafından yetiştirilip maaşlarının da devletten alınması gibi çok sayıda kazanım elde ettiklerini savunan Alevi İslam Cemaati, çıkarılan tartışmaların gereksiz olduğunu savunuyor. Zaman Avusturya’ya konuyla ilgili bir açıklamada bulunan Alevi İslam İnanç Toplumu Federal Sekteri Cengiz Duran, Katolik bir devlet olan Avusturya’nın Alevilerin inancına müdahale etme niyetinde, hele hele iddia edildiği gibi sünnileştirme çabasında olamayacağını söyledi. Devletin çıkarmış olduğu bu yasayla sadece bütün dernekleri hukuki bir çerçeve içine aldığını, herkesi hukuk çerçevesinde özgür bıraktığını, Alevilerin haklarını da garanti altına aldığını ifade eden Duran “devletin bize verdiği bu hakları neden kullanmayalım” dedi. Alevi İslam İnanç Toplumu olarak kendilerinin her zaman kardeşlikten, barıştan ve medenice konuşarak sorunlarını halletmekten yana olduklarını ifade eden Cengiz Duran, Avusturya devletinin bütün Alevi camiasının faydasına olan bu yasasından faydalanma taraftarı olduklarının altını çizdi.

ERTÜRK MERAL: ALEVİ DERNEKLERİ YA YASAYA BAĞLANACAK YA DA İNANCI TÜZÜKLERİNDEN ÇIKARIP BİR DOĞA-KÜLTÜR DERNEĞİ OLACAKLAR
Zaman Avusturya’ya yazılı bir açıklama veren Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu Basın Sözcüsü Ertürk Meral ise Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu’nun Avusturya Alevilerini temsil etmek üzere kurulmuş, Avusturya Federal Cumhuriyeti tarafından din toplumu statüsünde tanınan bir anayasal kurum olduğunu söyledi. Aynı zamanda kurumun Eğitim Daire Başkanı da olan Meral yazılı açıklamasında şu görüşlere yer verdi: ALEVI Avusturya’nın inanç maddeleri 2009 yılı Mayıs ayında Şah Ahmet Ocağı pirlerinden Mustafa Düzgün Dede’nin başkanlığında ellibeş inanç önderinin katılımı ve onayıyla Viyana’da 13 Haziran 2009 tarihinde gerçekleştirilen Alevi İnanç Önderleri tarafından şöyle belirlenmiştir: Alevilik, İslamdan ayrı bağımsız bir din değil, İslamın batıni yorumudur. Buna göre: Alevilik, ‘Hakk-Muhammed-Ali’yolunun ‘Kırklar Meclisi’nde olgunlaştığı ve Oniki İmamlarla devam eden; İmam Cafer-i Sadık’ın akıl ölçüsünü rehber olarak alan, Horasan erenlerinin himmetleriyle Anadolu’ya gelen Hazret-i Pîr’le, diğer Anadolu erenleriyle ve ulu ozanlarımızın nefesleriyle hayat bulan, kadın ve erkeğin bir arada dede huzurunda saz ve nefesler eşliğinde, semahlarla icra edilen İslam inancının adıdır.
Alevilik inancının hayatın amacını insanın ham ervahlıktan çıkarak insan-ı kâmil olup özüne dönmek olarak tanımladığını ifade eden Meral “bunun için de; ‘Mürşid’, ‘Pîr’ ve ‘Rehber’ huzurunda ikrar verilerek ‘Dört Kapı Kırk Makam’ aşamasından geçilir. İnancımızın uygulandığı mekân Cemevidir. Avusturya‘daki İslam Yasası’na göre Alevi Dernekleri ya inanç toplumumuza bağlanacaklar ya da Alevi inancıyla ilgili maddeleri dernek tüzüklerinden çıkararak bir spor veya kültür derneğine dönüşeceklerdir. Federasyon ve Diyanet bu yasaya itiraz etmektedirler. Özellikle Federasyon, İslam Yasası içerisinde yer almak istememekte ve inancın Alevi olmayanlar tarafından belirlenmemesi görüşünü dile getirmektedir. Yeni İslam Yasası‘nda Aleviler ve Sünniler eşit haklara sahip inanç toplumları olarak yer almaktadır. Kimsenin kimseye üstünlüğü bulunmamaktadır. Bu yasada beş önemli Alevi inanç günü ( Kurban bayramı, Nevruz, Aşure, Hızır ve Gadir Hum) tanınmakta, Alevi mezarlıkları garanti altına alınmakta, Cemevleri Alevilerin ibadethanesi olarak yer almakta, biz Aleviler için kutsal akşam olan Cuma akşamı dediğimiz (Perşembeyi cumaya bağlayan akşam) günlerde yaptıklarımız ibadetlerimiz, cem ibadetlerimiz sırasında Cemevlerimizin civarında gürültü çıkarılmasını dahi yasaklamaktadır. Hastahane, hapishane ve askeriyede ki Alevilerin inançsal hizmetlerini karşılamak için dini rehberlik hizmeti verilmesi zorunluluğu mevcuttur. Nihayet, Viyana Üniversitesi‘nde Din Bilimleri Fakültesi‘nin kurulması ve burada Aleviliğin ayrı bir dal olarak okutulması yasal güvenceye kavuşarak zorunluluk haline gelmiştir. Avusturya genelinde okullarda ders planları ALEVI tarafından hazırlanan ve ALEVI tarafından atanan Alevilik dersleri öğretmenleri tarafından verilen Alevilik dersleri mevcuttur“ görüşlerine yer verdi.

“FEDERASYON DA ALEVİLİĞİ İSLAM İÇİNDE GÖRDÜĞÜNÜ RESMEN BEYAN ETMİŞTİR“
Federasyon tarafının da Alevilikle İslamı birleştirdiğini ama buna rağmen kendilerine karşı çıktıklarını iddia eden Ertürk Meral, Zaman‘a verdiği yazılı açıklamalarının devamında “devlet tarafından islamlaştırmaya hayır diye AABF tarafından bir kampanya düzenlenmiştir. Kendi tanınma başvurularında “Alevilik, islamla özel bağları olan senkretik bir inanç olup İslamın içinde kendine özgü bir inanç olarak da tanımlanır. Bu bağlamda Aleviliğin kökeni, Hz. Muhammed ve Hz. Ali tarafından kurulan ilk İslama dayanmaktadır” yazılıdır. Avusturya devletine yaptıkları başvuruda kendi ağızlarından Aleviliğin İslam olduğunu söylemektedirler. Alevilik elbette tıpkı Katoliklik, Sünnilik, Musevilik vb. gibi kendine özgü inançtır. Başkalarının inancımızı tanımlamaması gerektiğini dile getirmeleri doğrudur. Ancak buna önce kendileri riayet etmelidirler. Çünkü “Alevilik islamla özel bağları olan senkretik bir inançtır ve İslamın içinde kendine özgü bir inanç olarakta tanımlanır” açıklaması Alevilerce yapılmış bir tanımlama değildir. Bilakis Marburg Üniversitesi profesörü bir Hıristiyan profesör tarafından yapılmıştır“ ifadelerini kullandı.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*