Türk toplumu mecburiyetten esnaflığa atılıyor ama dikkat edilmezse acı hikayeler artacaktır

Avusturya’da Türk toplumu son yıllarda gastronomi ve hizmet sektörüne yoğun bir ilgi gösteriyor. Kimisi mecburiyetten, kimisi sermayesi biriktiğinden bu alanlara atılıyor. Zaman Avusturya olarak sıklıkla başvurduğumuz gibi bu hafta da sektörün içindeki işadamlarıyla konuştuk. Bu haftaki misafirimiz, on yıldan fazladır gıda toptancılığı yapan Metin Ünal ve yine aynı sektörde uzun yıllardır esnaflık yapan Yunus Çay…. Zaman Avusturya’yı misafir ederek tecrübelerini paylaşan ve iş dünyasına, yeni girişimcilere tavsiyelerde bulunan tecrübeli esnaflar, girişim ruhunun önemli olduğunu ama sektörün doyduğunu da gözardı etmemek gerektiğinin altını çiziyor. Viyana’nın toptancılarının merkezi Grossmarkt’ta Zaman Avusturya’yı ağırlayan tecrübeli esnaflardan Metin Ünal ve Yunus Çay, Türk toplumunun geleceğinin kalifiyeli eleman yetiştirmekten ve girişimcilerin güçlü danışmanlıkla iş yapmalarından geçtiğini ifade ediyor.

Zaman Avusturya’yı iş yerinde konuk eden gıda toptancılığı firması Enka’nın sahibi Metin Ünal, Enka olarak on yıldır aynı mekanda ticaret yaptıklarını ve on yıl içerisinde periyodik bir büyüme yaşadıklarını ifade ederek sözlerine başlıyor. Ağırlıkla Konya merkezli gıda firmalarıyla çalıştığını ve Ülker hariç her markanın ürünlerini temin ettiklerini aktaran Ünal, hem tüketicilere hem de girişimcilere bir çok uyarıda bulunuyor. Sözlerinin başında özellikle tüketiciyi uyaran Metin Ünal “ne yazık ki toplumumuzda hem esnafta hem de tüketicide bir ucuzculuk hastalığı var. Özellikle tüketicimiz ucuz diye herşeyi alıp evlerine dolduruyor ve aylarca bekletip bayatlattıktan sonra atıyorlar ürünleri. Artık ailelerimiz küçülüyor. Insanlarımız eski alışkanlıklarını bıraksınlar artık. Ihtiyacı kadar alsın ve biriktirme hastalığından vazgeçsinler. Ucuz ürün demek ya bayat ya da bayatlayacak ürün demektir. Ucuz diye bol bol almak israftır. Esnafımız da artık bu ucuz ürün satarak büyüme hesaplarını bir kenara bırakmalı. Bu tablo bir süre gidebilir ama doğrusu bizi geleceğe taşıyamaz“ diyor.

İNSANIMIZ ESNAFLIĞA MECBUREN YÖNELİYOR
Türk toplumunun ekonomik alanda da mecburen hizmet sektörüne yöneldiğini ifade eden Yunus Çay ise “İnsanlarımızın ekonomik davranış zaafiyetleri iş piyasasında da gözlemleniyor. Mesela şu an insanlarımız hizmet sekrötüne özellikle de gastronomiye mecburen yöneldiler. Çünkü önceleri elimizde inşaat sektörü vardı ama doğu bloku ülkelerinden firmaların istila etmesinden sonra o da gitti elimizden. Birkaç güçlü firmamızın dışında Türklerin çoğu inşaat sektöründe tutunamaz hale geldi. Haliyle bir gastronomi ve hizmet sektörü kaldı. O yüzden herkes bu sahaya yöneliyor” ifadelerini kullanıyor. Esnaflığa talebin arttığını söyleyen Yunus Çay, “diyebiliriz ki insanımız bunu yapmakla kendisine aslında işyeri açmıyor. Tam tersine kendisine bir iş bulmuş, bir iş yeri temin etmiş oluyor. Herkes mecburiyetten elindeki üç beş kuruşunu bir araya getirip ailecek çalışabilecekleri bir yer açıyor. Tabi rüzgar şu an çok fazla. Bu gidişat nereye gider tam kestiremiyorum, o açıdan bu alanda birşeyler yapmayı düşünen her bir insanımız bence çok dikkatli olmalı” şeklinde konuşuyor.

Aynı durumların market sektörü için de geçerli olduğunu dile getiren Metin Ünal da “marketlerde de aynı şeyi söyleyebiliriz. Gözlemlediğim kadarıyla gerçekten millet ailevi imkanlarını seferber ederek market açıyorlar ama doğrusu tecrübesizce batan birçok insan var. Ayakta kalabilenler mutlu ama hesapsız, kitapsız işe girişip sonra dizlerine vuran birçok insan da var” diyor. “Bence herkes esnaf olmaya heves etmemeli” ifadelerini kullanan Metin Ünal, “artık şuna çok iyi ikna olmamız lazım ki bizim geleceğimiz kalifiyeli eleman olmaktan geçiyor. Piyasa doymuş durumda. Gelecek girişimciden çok işini iyi yapacak kişilerin olacaktır. Birçoğumuzun boyu posu belli. Ufak sermayelerle buralarda tutunmak kolay değil, tabi ki herkes açsın muvaffak olsun isteriz. Sonuçta biz de o insanlara mal satacak, toptancılık yapacağız ama gerçekleri de göz ardı etmemek lazım. Tecrübesi olan ya da sağlam bir danışmanlık almış insanlar bu işler yapsınlar” diyor.

ELEMAN SORUNU UZUN VADEDE BİZE TIKANMA YAŞATIR

Her işin bilen kişiler tarafından yapılması gerektiğini söyleyen Metin Ünal “bu işi yapacak kişilerin artık profesyonel olması gerekiyor. En az bir süreliğine market sektröründe tecrübe edinmiş olması gerekir. Öbür yanda kalifiye eleman, sağlam bir muhasebe bilgisi, yeterli ölçüde Almanca bilmek tüm bunlar olmazsa olmazdır. Bütün bunların yanında her şartta kişiyi ayakta tutacak maddi güç de oldukça önemlidir” ifadelerini kullanıyor.

Sektörlerdeki en önemli sorunlardan birinin de eleman sorunu olduğunu aktan Yunus Çay, “düşe kalka tutunuyoruz ama bu tablo uzun süre sürdürülemez. Bakın, Türk esnafının en büyük problemi eleman. Ne yazık ki elemanların hakkı verilmiyor. Hakkını alamayan eleman da işini yarım yamalak yapıyor, karnı doymayınca işine hakkıyla sarılamıyor, fırsat bulduğu ilk anda işini terk ediyor. Öbür yanda elemanın hakkını tam verip, her şeyini tam yaptığında da bu sefer işletmeci zorlanıyor. Şimdilik pansuman tedavilerle ayakta duruyoruz ama ekonomide rasyonel tedbirler almadıktan sonra kalıcı olamazsınız. Sürdürülebilir ve kalıcı metodlarla yol almak durumundayız. Yoksa açık söyleyeyim bu rüzgar yavaş yavaş tersimine dönebilir. Altını çiziyorum, toplumumuzun her alanda başarılı olmasını istiyorsak lütfen hesapsız kitapsız iş yapmayalım” şeklinde konuşuyor.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*