Aşırı ilgi ve ilgisizlik çocukların psikolojisini bozuyor

Viyanalı psikoterapist Martina Leibovici-Mühlberger eğitim portalı News4teachers’a yaptığı açıklamada, okulların ailelerin ihmallerinden kaynaklanan boşluğu doldurma baskısı altında olduklarını söyledi. Mühlberger, “Derse girebilecek kadar olgunluğa ulaşmamış çocuk sayısı hiçbir zaman bu kadar çok olmamıştı” dedi.
Leibovici-Mühlberger’e göre okulların bu yükün altından kalkmak için gerekli olan itibardan da, kaynaklardan da yoksun. Bu yüzden öğretmenler çoğu zaman mesleklerinin yanı sıra aynı zamanda bir okul psikologu ve sosyal hizmetler uzmanı olarak işlev görmesi gerekiyor.

Anne-babaların aşırı ilgisi ile aşırı ilgisizliği yüzünden psikolojik sorunları gözle görülür olan öğrenci sayısı giderek artıyor. Çocuklarıyla ilgilenemeyecek kadar çok çalışanların ve tek başına çocuk yetiştirenlerin sayısının artmasına boşanmaların çocuklarda bıraktığı izler de eklenince arayı kapama yükü öğretmenlerin sırtına yükleniyor.
Araştırmalara göre her beş öğrenciden birinde davranış bozukluğu var ve her yirmi öğrenciden biri de psikolojik olarak tedaviye muhtaç. Berlin’in emekliye ayrılmak üzere olan ünlü okul psikologlarından Klaus Seifried’e göre bu durumda olan çocuklar giderek daha zor anlaşılır ve karmaşık bir psikoloji ile yaşam sürüyorlar ve bu okuldaki sorunların da artmasına sebep oluyor.

Ailelerin çocuklarını sağduyulu bir şekilde yetiştirmediğini meslek hayatında güçlü bir şekilde hisseden öğretmenlerin sayısının arttığına işaret eden psikolog, “Ailelerin sosyal birleştirici ve destekleyici fonksiyonu azaldı” diyor.

YORGUN VELİLER ÇOCUKLARINA GÜÇ YETİREMİYOR
Seidfried, bazı velilerin eğitim sisteminin ve iş piyasasının artan taleplerinden dolayı çocuklarına baskı uyguladığını, bazılarının ise bu talepler çok geldiği için çocuk yetiştirme ile ilgili görevlerini savsakladığını ve sonuç olarak böyle bir tablonun ortaya çıktığını söylüyor.
Uzman şöyle devam ediyor: “Birçok anne-baba sabahtan akşama kadar çalıştığı için gücü tükeniyor. Çocuklarına ‘hayır’ demeye ve sınırlarını göstermeye bile güçleri yetmiyor. Özellikle çocuklarını yalnız yetiştirenler eğitimle ilgili sorunları birlikte çözecek bir eşten yoksun oldukları için kendilerini güvende hissetmiyor.”

BOŞANMALAR, DAVRANIŞ BOZUKLUĞUNA SEBEP OLUYOR
Anne-babaların ayrılmasının da çocuklar üzerinde sık sık olumsuz etkiler bıraktığına işaret eden Seidfired, Berlin’de 100 bin çocuğun anne-babanın boşanmasından kaynaklanan duygusal yükü taşımak zorunda olduğunu dile getiriyor.
Seidfried’e göre bu çocukların okulda dersi anlamalarını olumsuz yönde etkilediği gibi davranış bozukluğunu da beraberinde getiriyor. Anne-babalar ise bu durumun önüne geçmekte zorlanıyorlar.

OKUL ANNE-BABALARIN İHMALİNİ TELAFİ ETMEKTE ZORLANIYOR
Seidfried, bir diğer problem olarak da fakirliği gösteriyor. Uzman, Berlin’de çocukların yüzde 20’sinin fakirlik mağduru olduğu bilgisini veriyor ve anne-babalarından fazla eğitimli olmadıkları için çocuklarının dersteki başarısına katkıda bulunamadıklarını ekliyor.

Okulun bu açığı dengelemekte zorlandığını anlatan okul psikologu, sonuç olarak bu öğrencilerin okullarını ya kötü notlarla bitirdiklerini ya da hiçbir şekilde bitiremediklerini ifade ediyor.

Seidfried’in verdiği bilgilere göre, psikolojik hastalıklara fakir ailelerden gelen çocuk ve gençlerde iki kat daha sıklıkla karşılaşıldığını söylüyor. Bu durumun en büyük mağduru ise eğitimciler oluyor.
Seidfried, derste sürekli provoke eden ve rahatsızlık veren öğrencilere evde çekilmeyen sınırı öğretmenlerin çekmek zorunda kaldığını anlatıyor.
ZAMAN

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*