Levent Çakıroğlu Avusturya’yı renklendiren sevgi çocuklarını yazdı: Evinize “Yeni Bir Dünya” Misafir Oldu mu Hiç?

Geçen yazımda sizlere Avusturya semalarında bir ikindi vakti tulu eden “yeni bir dünya” şafağını aktarmaya çalıştım. “Çocuğunuz Kırgızla Dans Edip Afrikalı ile Lahmacun Yedi mi Hiç?“ adlı İdeal Haber sitesindeki yazım aslında anlatacaklarımın girizgâhıydı biraz da.

Bir pazartesi öğleden sonra teşrif etmişti hayallerimizin ete kemiğe bürünmüş hâli. Yaşadığımız harikulâdelikleri ve bizlere sundukları küçük galanın tesirlerini sizlere aktarmıştım.

Kermesimize bir gönüllünün davetlisi olarak katılan ve kendisini Hristiyanlığın hizmetine adamış Avusturyalı bir misafir, dünya renklerinin sundukları performans ve on beş ülke çocuklarının kaynaşmasını görünce gözyaşlarını tutamayarak: “Bu işin fikir mimarının karşısında kemal-i hürmetle ve edeple eğiliyor, sonsuz saygılarımı sunuyorum.” şeklinde derin hissiyatını dile getirmekle kalmamış, “ömrüm vefa ederse gönüllüler hareketinin fikir öncüsü ile görüşebilmek isterim” diyerek en büyük arzusu olduğunu dile getirmişti.

Bu program ilk; ancak sizi temin ederim son olmayacak!

Salı akşamı bizleri muhteşem performansları ile mest etmişti üzerlerine tir tir titrediğimiz yeni bir baharın müjdecileri. Salon hıncahınç dolmuştu. Uzaktan ve yakından gelenler gördükleri ve yaşadıkları karşısında mest olmuştu.

Programa katılan Linz Belediye Başkanı gördükleri karşısında hayretini gizleyemedi ve yaptığı konuşmasında “Bu program Avusturya’da bir ilk olabilir ancak sizi temin ederim ki son olmayacak” dedi. Dünya renklerinin perfomansları karşında hop oturup hop kalkarak onlara eşlik etti. Onlara eşlik etmekle kalmayıp duygularını ve salondaki eşsiz atmosferi sosyal medya hesabından takipçilerine aktardı.

Bugüne dek organize edilen on üç “Uluslararası Dil ve Kültür Festivali”nde (bilinen adıyla Türkçe Olimpiyatları’nda) yaşananların bir benzeriydi aslında bunlar. Hafızalarımızı az biraz yoklasak ne sahneler hatırlarız. Kimler kimler tesirinde kalmamıştı ki sevgi ve barış elçilerinin sundukaları karşısında…

´Yeni bir dünya’ mı gelecek!

Çarşamba sabahı kızlarımı okula bırakıyordum. Araçta beş yaşındaki kızımla muhabbet hâlindeyiz. Akşam misafirlerimizin geleceğini anlatmaya çalışıyorum. Kızıma Türk Kolejleri’nden Avusturya’ya gelen öğrencilerle birlikte yemek yiyeceğimizi bir türlü anlatamıyorum. Kızım mı anlamak istemiyor yoksa ben mi anlatamıyorum ikileminde kaldığım bir anda büyük kızım olaya istem dışı müdâhil olarak “Yeni Bir Dünya’yı söyleyenler gelecek” dedi. “Babacığım, evimize akşam ‘yeni bir dünya’ mı gelecek?” deyiverdi ortanca kızım.

Evimize ilk defa “yeni bir dünya” misafir olacaktı. Bütün gün akşamki misafirler için hazırlık yapıldı. Eşimin misafirlerimiz için beni kaç defa aradığını hatırlamıyorum bile. Evimiz ilk defa en özel misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyordu. Yemekler yapıldı, diş kirası hediyeler alındı ve hazırlıklar tamamlandı.

Güney Afrikalı üç öğrenciyi, evimizi cennetvari bir havaya bürümeleri için gruplarından teslim aldım. Meşhur Diyarbakırlı Muhammed Nikolaus’u hatırlarsınız. Hani “Benim memleket Diyarbakır” diyerek sunum yapan Güney Afrikalı öğretmen… Bu üç inci tanesi de onun talebeleriymiş. “Selamlarınızı yolladık Güney Afrikalara” hemde en birinci ağızdan…

Evimize “yepyeni bir dünya” misafir oldu. Hep birlikte akşam yemeği yedik. Yarı İngilizce, fazlaca Türkçe ve daha da fazlaca gönül diliyle muhabbet ettik. Üç saatin su gibi akıp geçtiğinin farkına dahi varamadık. Çaylarımızın renginde demlendi muhabbetimiz. Meğerse bizler on dört yıldır ete kemiğe bürünmüş hayallerimizin evlerimize misafir olmasına hasretmişiz.

İlk on bir yıl ev sahipliği yapanları şimdi daha iyi anlıyorum. Bahar çiçeklerine hasretle son üç yıldır nasıl da için için yanıp gözyaşı döküyorlardır. Nasıl da hasretlik çekiyordur şimdi o değerli haneler aziz misafirlerini ağırlayamadıkları için… “Kaldı vuslatımız yine başka bir bahara” diye nasıl da hüzün besteleri yapılıyordur…

Biz onlara “güle güle” demedik bir daha geleceklerini ümit ettimiğiz için. Tıpkı ülkemde adanmış bir avuç yüreğin onların yine geleceğini ümit ettiği gibi… Biliyoruz ki gelecek sefer daha çok sayıda gelecekler. İstiyoruz ki bizlerle daha çok vakit geçirsinler ve üzerimizdeki ülfet perdelerini paramparça etsinler.

Ayrılık vakti

Gece saat on iki suları… Avusturya’mıza bir ikindi vakti tulu eden bayram çiçekleri ile vedalaşma ânı gelip çatmıştı. Hüzünlüydük ancak bir o kadar da mutluyduk. Ağlıyorduk başlarımızı yastığa koyduğumuzda: “Rabbimizin üzerimize sağanak sağanak yağdırdığı bu lütuflara layık mıyız?” diye. Layık olmadığımı düşündüğüm bu güzellik -bu abd-i âcizin hissiyatıdır- çok büyük ihsandı Rabbim’den.

Utanarak, sıkılarak ve hicap ederek soruyorum bu yazıyı okuma sabrını gösteren aziz ve kıymetli okuyucularıma: “Evinize ‘Yeni Bir Dünya’ misafir oldu mu hiç?”

Hamza Levent ÇAKIROĞLU

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*