YORUM – SEYİT ARSLAN: İslami kreşler tartışmasına Avrupa-İslam tartışması üzerinden bakmak

Avrupa coğrafyasının kamuoyunun gündeminde İslam ve Müslümanlar ilk sırayı alıyor. Sadece son bir yılda 1,5 milyona yakın Müslümanın savaştan kaçarak sığındığı Avrupa’da Müslüman mülteciler, İslam ve güvenlik eksenli tartışmalar toplumsal huzuru ciddi manada tehdit eder hale geldi. Almanya’da özellikle eski Doğu Alman bölgelerinde onlarca mülteciyi taşıyan otobüsünün insanlık dışı bir şekilde taşlanması ve saldırıya uğraması yaşanan artık binlerle ifade edilecek olaylardan sadece biri.

Güvenlik korkusu her ülkede ülkenin gündemine göre farklı şekilde etkilerini gösteriyor. Avusturya’daki kreş tartışması bile güvenlik telaşını açık ve net bir şekilde ortaya koyuyor. Bir kısmı uzun süredir faaliyet gösteren ve özellikle başkent Viyana’da hizmet veren Müslümanların açtığı kreşlere yönelik iddialar ‘suni bir korku ve telaşı’ beraberinde getiriyor. ‘Acaba küçük çocuklar kreşlerde yanlış bir şekilde ana toplumdan uzaklaştırılıyor mu’ sorusu kafaları meşgul ediyor. Bu son tartışma bana daha önce din dersi öğretmenleri hakkında yapılan ve ‘yüzde 21’i demokrasiye inanmıyor’ sonucunu ortaya koyan araştırmayı hatırlattı.

Akademik camianın kurumlar hakkında araştırmalar yapmasına kimsenin diyeceği bir şey olamaz. Ancak devlet gerçekten samimi bir şekilde kreşlerin kalitesinden ve eğitim planlarından endişe ediyorsa bunun için elinde denetleme gibi bir imkan var. Düzenli olarak denetlenen kurumlardan –eksik denetlenmiş de olabilir- topluma sorunlu insan yetiştiren bir mekanizma gibi bahsetmek doğru değil.

Evet, Müslümanların başında bir IŞİD terörü belası var. Selefiliğin şiddeti benimseyen bir grubu tüm Avrupa’da tartışma konusu ve gençlerin bunların tuzağına düşmesinin önüne geçmek için başta sivil toplum olmak üzere devlet çalışma yapmalı. Terör ve şiddet tehlikesi toplumun ve kültürün her kesiminde farklı şekilde karşımıza çıkabiliyor. Benzer tartışmaların yaşandığı Almanya’da aşırı sağcı şiddete meyilli kişi sayısı 10 bin 500 iken aynı sayı ‘radikal İslamcı’ başlığında 1100 olarak açıklandı. Peki, sorunu gerçekten doğru tarif edebiliyor muyuz? Bin kadar şiddete meyilli kişi üzerinden Almanya’da 5 milyon Müslüman’a şüpheyle bakmak ne kadar yanlışsa, 10 bin şiddete meyilli aşırı sağcı üzerinden 72 milyon Alman’ı ırkçı olarak değerlendirmek o kadar yanlış. Sayıları ona bölerek Avusturya’ya uyarlamak mümkün.

Terör kimden gelirse gelsin kınamalı, mücadele etmeli ve el birliği ile bu belanın üstesinden gelmek için gayret göstermeliyiz. Ancak Viyana Belediyesi’nin izin vermesi sonucu açılan ve sıkı bir şekilde denetlenen yüzlerce kurumu ‘gizli ajandaya sahip’ şeklinde bir genel şüphe altında bırakmak kabul edilemez bir durum.

Dışişleri ve Uyum Bakanı Sebastian Kurz’un kamuoyunu ayağa kaldıran ancak takibi konusunda uygulamalarını ciddi şekilde merak ettiğim çıkışını garipsediğimi söylemeliyim. Kreşe giden evlatları olan bir baba olarak çoğulculuğu, temel hak ve özgürlükleri önceleyen bir eğitim sisteminde çocuğumun yetişmesini istiyorum. Evladımın din ve kültür bağlamında erozyona uğramamasını istemek de en az demokratik bir toplum talebi kadar haklı bir talep. Bir başka babanın hukuk içerisinde eğitim sisteminden farklı talepleri de baş göz üstüne.
Hukukun izin vermediği içeriği eğitim model olarak sunan kreşlere hayır diyorum. Ancak meseleyi kamuoyu üzerinden abartılı bir tartışmaya sokarak insanların ortak yaşamına zarar verecek girişimlere de hayır. Devlet sorun varsa alanda çözer, medya üzerinden kamuoyu oluşturup konuyu siyasi tartışma haline getirmez. Bir an önce yeni bir araştırma kararı hayata geçirilmeli binlerce kişinin istihdam edildiği anaokullarının üzerinde oluşturulan ‘şüpheler’ dağıtılmalı.

VEDA VE BAŞLANGIÇ
Sekiz yılı aşan bir dönem gururla çalıştığım Zaman Avusturya’dan yaz dönemi sonrası ayrılarak Berlin’e doğru bir yolculuğun hazırlığına giriştik. Almanya’daki günlük gazeteye Avusturya’daki tecrübelerimizi götürmek ve Avrupa’nın kalbinin attığı Almanya’da gazetecilik yapmak için yeni bir maceraya atıldık. Tirajı günlük 20 binin üzerinde bir gazetede haber merkezindeki arkadaşlarımızla ter dökmeye başladık. Bu vesileyle Zaman Avusturya’nın tüm okurlarından dualarını talep ediyorum.
Tanıştığımız, kampanyalarda sohbet ettiğimiz her bir okurun, dostun haklarını helal etmesini istiyorum. İyi ve kötü gününde bu gazetenin yanında olan tüm referanslara ayrıca teşekkürler. Gazetemizde ara ara yazılarımızla sizinle gündemi paylaşma imkanı olabilir. Her veda yeni bir başlangıçtır aynı zamanda. Ancak dijital dünyada artık uzaklar yakın, elimizden geldiğince size doğru haber ulaştırmanın gayretinde olmaya devam edeceğiz.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*