Zalimin zulmü varsa Hizmet’in Allah’ı var

Türkiye’de Hizmet Hareketi üzerindeki zulüm ve baskı katmerlenerek devam ediyor. Kadın, erkek, yaşlı, çocuk, hasta demeden insanlar gözaltına alınıyor. İşyerlerine çökülüyor, okullara, yurtlara haksızca el konuluyor. Eline silah almamış, taş atmamış, cam kırmamış masum insanlar terörle suçlanıp mağdur ediliyor.
Gözleri önünde cereyan eden trajediyi milyonlar seyrediyor. Zulüm ne yazık ki sessizce onaylanıyor.

Fakat zulmün mağdurları buna rağmen ülke sevdalarından vazgeçmiş değiller. Onlar Türkiye’de içten içe ve sinsice devam eden zulme inat, dünyada dıştan dışa ve bütün samimiyetiyle büyüyüp gelişen bir güzelliğe imza atmaya, Türkiye’nin bayraktarlığını yapmaya devam ediyorlar.

Burada basit bir soru soralım. Türkiye’ye ait, yurtdışında övgüyle bahsedilen, yabancıların da sahip çıkıp katılmak istediği bir faaliyet biliyor musunuz? İlk örneğini Türklerin hayata geçirdiği, kopya olmayan yani patenti Türkiye’ye ait olan ve tüm dünyanın alkışladığı bir başarımız var mı?

14.Uluslararası Dil ve Kültür Festivali (IFLC) bu yıl dünya çapında 29 ülkede düzenleniyor. Her ülkede ayrı bir coşku ile kutlanıyor. Bu coşkuyu yaşayanlardan biri de dünyanın tek kıta devleti olan Avustralya.

Avustralyalı yetkililer geçen yıl Melbourn’da yapılan şenliği çok beğenmişler. Kendilerinin bir projesi gibi sahiplenip bu yılki etkinliği hem Sydney’e almışlar hem de verdikleri değeri göstermek için organizasyona şehrin sembol binasını tahsis etmişler.

Bu bina hangisi diyenleriniz vardır? Avustralya veya Sydney deyince aklınıza hangi görüntü geliyor? Hani o muhteşem havai fişek ve ışık gösterilerinin aydınlattığı devasa yelkenli görünümündeki binayı yani Sydney Opera evini hatırlamamanız mümkün değil. UNESCO tarafından Dünya Mirasları Listesine eklenen “Sydney Opera House” hem Sydney’in sembolü ve hem de 20. Yüzyılın en ünlü yapılarından biri. 17 Nisan yani bu Pazar günü yapılacak etkinlik bu güzel binada gerçekleşecek.

Bu yıl ilki Filipinler’de başlayan IFLC 2016’ya Avustralya, üçüncü ülke olarak ev sahipliği yapacak. Ücretli satılan biletler günler öncesinden tükendi. Programa katılım da en üst düzeyde. Cumhurbaşkanı Peter Casgrove, NSW Valisi David Herley, Federal ve Eyalet Çokkültürlülük Bakanları, çok sayıda akademisyen ve sivil toplum örgütü temsilcileri ile iş dünyasından çeşitli isimler programa katılacak. O tarihte yurtdışında olacakları için programa katılamayan Federal Başbakan ve Eyalet Başkanının mesajlarını ise kendilerini temsilen gönderdikleri kişiler okuyacaklar. Bu seviyede katılım Avustralya’daki Türk toplumu açısından bir ilk olarak gerçekleştiği için ayrı bir memnuniyet vesilesi.

Cumhurbaşkanı Peter Cosgrove programa ev sahipliği yapmaktan şeref duyduklarını ve Amit Koleji’ne ve Affinity Intercultual Foundation’a teşekkür ettiğini belirterek “Huzurlu ve düzenli bir dünya için birbirimizi anlamak, farklılıklarımıza değer vermek önem arz ediyor. Uluslararası Dil ve Kültür Festivali bu farklılığı bir bayram havasında sunuyor ve insanların katılımını teşvik ediyor. Gelecek adına atılan bu tohumlar her birimiz için çok önemlidir. ” diyor.

Türkiye’den kovulan, dünyayı hayran bırakmasına rağmen kendi ülkesinde gündem bile olamayan Dil Kültür Festivali’ne dünya kucak açmış bulunuyor. Değerli bir barış projesi olarak algılanan festival, bir olimpiyat havasında devam ediyor ve tüm dünyaya kendisini kabul ettirmiş bulunuyor.

Dil Kültür Festivali’ne açılan bu kucak ve ona beşiklik eden okulların kapatılmaması, Türkiye’den AKP iktidarı kanalıyla gönderilen çok sayıdaki dokümanın Türkiye’de var olan Cemaat algısının dünyada tam tersi olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Sizce de bu durum “İyilik yap denize at, balık bilmezse Halık bilir.” deyimimize uygun bir sonuç değil mi?

Birilerinin kapattığı kapılara inat, Allah başka başka diyarlarda birçok kapı açıyor. Yerelde sıkışan Hizmet Hareketi kaderin şiddetli zorlamasıyla evrenselleşiyor. Bir yerde azarak devam eden zulmden kaçanlara, başka yerde kucak açılıp sahip çıkılıyor. Yaptığı güzel hizmetler, kendilerine “hain” diyenler tarafından da örnek alınan ve şu ana kadar izzetli duruşlarından taviz vermeyen Hizmet mensuplarına “Zalimin zulmü varsa, hizmetçinin Allah’ı var” dedirtiyor.

Son söz: Televizyonlarımıza el konulmuş olsa da YouTube var. Muhteşem gece YouTube’dan canlı yayınlanacak. İsteyenler milletimize ait bu güzelliği izleyebilirler.

MAHMUT ÇEBİ

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*