;AP Başkanı Martin Schulz, Erdoğan’a ve Avrupa’daki aşırı sağcılara sert çıktı

Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, Avrupa’da ırkçılık ve yabancı düşmanlığı yapan çevreleri ’20. yüzyıldan kalma şeytanlar olarak nitelendirdi ve Avrupa Birliği’ne karşı çıkanların bu şeytanların salıverilmesine imkan sağladığını söyledi. Vize serbestisine de değinen Schulz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın otoriter politikaları yüzünden de müzakereleri durdurduğunu dile getirdi.

Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, Avrupa karşıtı radikal sağ gruplara ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik çok sert açıklamalarda bulundu. Schulz, ırkçılıktan beslenen sağ grupları 20. yüzyıldan kalma şeytanlar olarak nitelendirirdi ve Türkiye ile yürütülen vize serbestisi ile ilgili müzakereleri Erdoğan’ın otoriter politikaları yüzünden durdurduğunu söyledi.

Berlin’de Europe Calling başlıklı konferansta konuşan Schulz, ırkçı söylemlerle ortaya çıkan siyasi parti ve hareketleri kastederek şöyle dedi: “Gün geçmiyor ki; nefret, ırkçılık, hoşgörüsüzlük, yabancı düşmanlığı yaşamayalım. Avrupa’da tam da bunların propagandasını yapan şeytanların elini kolunu bağlayan bir örgütümüz var. Avrupa’ya saldıranlar bu şeytanların salıverilmesine imkân sağlamış olurlar.”

Avrupa Birliği’nden ziyade milli devleti, ırkçılığı öne çıkaranlara seslenen Schulz, “Milli devlet hep olacak, bu yapı lazım ancak milliyetçilik 21. yüzyılın sorunlarına 19. yüzyıldan cevap vermektir” dedi. Schulz’a göre ‘Biz Katolik’iz, Müslümanları almayız’ diyen Macaristan AB değerleriyle çatışıyor.

BENİM ÜLKEM, BENİM IRKIM ÖNCELİKLİ OLSUN DİYENLER AVRUPA’YA SALDIRIYOR

Schulz dünyanın artık çok kutuplu ve anlaşılması zor bir hale geldiğini söyledi ve böyle bir zamanda dünyayı basit bir şekilde anlayabilmek için milli yapılara geri dönülmesi gerektiğini söyleyenlerin yanıldığını ifade etti.

Ekonomik, ekolojik ve sosyal gelişmeleri milli yapılarla aşmanın imkansız olduğuna değinen Avrupa Parlamentosu Başkanı, “Artık ülkelerin karşı karşıya gelmesini, Avrupa’nın tekrar savaş alanına dönüşmesini istemiyoruz. Benim ülkem, benim ırkım öncelikli olsun diyenler Avrupa’ya saldırıyor. 20. yüzyıldan kalma bu şeytanları zamanımızdan kovmamız lazım. ” dedi.

Schulz’un bir diğer çağrısını da mültecilere sahip çıkmak adına gerçekleştirdi ve şöyle dedi: “Eğer IŞİD’den kaçan insanlar yüzlerinde yalın bir korku ile bize gelmiş ve onurlu bir şekilde kabul edilmeyi beklemişlerse, onlara Avrupalı değerlerimizin hakkını verdiğimizi göstermeliyiz. Bizden korunma isteyen bugünün siyasi mültecisi, eğer değerlerimizi temsil edebilirsek, yarın kendi ülkesinin demokratik siyasetçisi olacaktır.”

Erdoğan’ın otoriterliği yüzünden vize serbestisi suya düştü

Schulz’un ikinci hedefi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oldu. Schulz, Türkiye’de basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar ve milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması yüzünden vize serbestisi sürecinin durma noktasına geldiğini söyledi. Müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının sorumlusu olarak da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve onun otoriter politikalarını gösterdi.

Konuya girmeden önce Türkiye ile Erdoğan’ın birbirine karıştırılmamasını isteyen Schulz sert konuştu. Vize serbestisi için ortaya konan kriterlerin yerine getirilmediğini söyleyen Avrupa Parlamentosu Başkanı, “Bu kriterler arasında verileri koruma hukuku ve terörle mücadele yasası da var. Bunun reforme edilmesini istedik. Bu yasa reforme edilmediği gibi parlamentodaki milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması için uygulandı da.” şeklinde konuştu.

GAZETECİ VE MİLLETVEKİLLERİNİN YAŞADIKLARI DEMOKRASİYE AYKIRI

Schulz, Erdoğan’ın bu şekilde başkanlık sistemi için ihtiyaç duyduğu üçte ikilik çoğunluğa ulaşmayı hedeflediğini dile getirdi ve “Bu yaklaşım karşısında kendimi vize serbestisini yürürlüğe koymama konusunda her zamankinden daha gayretli hissediyorum” dedi.

Avrupa Parlamentosu başkanına göre Türkiye’de gazetecilerin ve milletvekillerinin başına gelenler parlamenter demokrasinin her bir temel değerine aykırı. Bu sözlerle Schulz, 25 Mayıs tarihinde Türklere vize yükümlülüğünün kaldırılmaması halinde mülteci anlaşmasını bloke edeceğini söyleyen Erdoğan’a meydan okumuş oldu.

Türkiye’de yaşayan tahminen 2,4 milyon mültecilere yardım etme mülahazasıyla bu ülke ile birlikte çalışma zorunluluğunun bulunduğunu anlatan Schulz, “İlk başlarda Türkiye ile birlikte bir çözüm bulmaktan yana tavır koymuştum. Ancak bunun için Ankara’ya her türlü bedeli ödeyecek de değilim” dedi.

Avrupa Parlamentosu Başkanı, “Diktatörler, Avrupa ile ekonomik ilişkilerine etkisi olmayacak şekilde, halklarına zulmetmeye devam edemez.” diyerek de bu gibi ülkelere gözdağı verdi.

ÖZOĞUZ: MÜLTECLİERİN YASAL YOLLARLA KAÇMASINI BİRLİKTE SAĞLAMALIYIZ

Konferansa katılan bir diğer isim Federal Entegrasyon ve Göç Sorumlusu Aydan Özoğuz ise iş gören bir göç politikası için ortak bir yol bulmada birlikte katkıda bulunmanın önemine değindi ve bu görevin Avrupa ülkelerine net bir şekilde dağıtılmasını istedi.

Özoğuz’un bir diğer isteği de savaştan kaçan mültecilerin yasal yollarla Avrupa’ya gelmesini sağlamak oldu. Entegrasyon sorumlusu, “Eğer bu yolu bulamazsak insanlar insan kaçakçıları ile birlikte gelir ve biz de ne insan hakları sorumluluğumuzu üstlenebiliriz ne de yardım edebiliriz” dedi.

Geçen sene AB tarafından BM Mülteci Örgütü’ne para yardımında bulunamadıkları için Lübnan ve Ürdün’deki mültecilerin yemek ihtiyacını yeterince gideremediğini hatırlatan Özoğuz, Almanya’da mülteciler için gönüllü olarak çalışanlara destek olmak için nihayet hükümetten para alabildiği için sevinçli olduğunu söyledi.

ESAT SEMİZ, BERLİN

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*