Guardian: Türkiye’de tek adam korkusu artıyor

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi sonrası 22 Mayıs Pazar günü AKP’yi olağanüstü kongreye götürme ve aday olmama kararı alması, İngiliz basınında geniş şekilde yer buldu

Haftalık Economist dergisi, „Erdoğan’ın, Davutoğlu’nun altındaki halıyı çektiğini“ yazdı.
Dergiye göre, Economist’in deyimiyle „AB-Türkiye göçmen anlaşmasının mimarı“ Davutoğlu, Erdoğan tarafından görevi bırakmaya zorlandı.

Economist: Erdoğan halıyı çekti
Times: Erdoğan, Davutoğlu’nu devirdi
Times gazetesinin iç sayfalarındaki haberin başlığı ise „Türkiye Başbakanı, Erdoğan tarafından devrildi“.

Haberde, Başbakan Davutoğlu’nun yaralayıcı bir iktidar mücadelesinin ardından görevden alındığı belirtiliyor.

Times, AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu’nun geçen hafta 4’e karşı 46 oyla il ve ilçe başkanlarını atama yetkisini Davutoğlu’ndan geri almasını, „Partisinin Başbakana sapladığı son hançer“ olarak nitelendirmiş.

Gazeteye göre başbakanlık için favori gösterilen kişi Adalet Bakanı Bekir Bozdağ.

Times Bozdağ’ın, ilahiyat kökenli biri olarak AKP’nin özündeki muhafazakar değerlere tamamen bağlı ve Cumhurbaşkanına sadık biri isim olduğunu aktarıyor.

Gazete Bozdağ dışında, Enerji Bakanı ve Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın adının da başbakanlık için geçtiğini aktarmış okurlarına.

‚Davutoğlu iktidar mücadelesinin kurbanı‘
Financial Times’taki haberin başlığı ise „Davutoğlu iktidar mücadelesinin kurbanı oldu“.

Gazete, Başbakan Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından dizginlendiği görüşünde.

Financial Times’ın Türkiye muhabiri Mehul Srivastava’nın imzasını taşıyan haberde, Davutoğlu’nun, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı makamını güçlendirmeye yönelik planları karşısında isteksiz göründüğü, bu nedenle de eleştirildiği belirtiliyor.

Mehul Srivastava haberinde Türkiye’de de bugünlerde sürekli tartışılan „Davutoğlu’nu istifaya götüren neydi?“, „Karar niçin bu dönemde alındı?“, „Davutoğlu’nu seçen de Erdoğan değil miydi?“, „Göçmen anlaşmasına ne olacak?“, „Davutoğlu’na muamele bir darbe mi?“ ve „Ekonomiyi neler bekliyor?“ sorularını yanıtlamış.

Srivastava’ya göre, Davutoğlu’na muamele Türkiye’de bazı çevrelerin tanımladığı gibi „saray darbesi“ ya da „sivil darbe“ değil.

Financial Times muhabiri, „Bu sadece AKP’nin iç siyasetiyle ilgili bir karar. Partinin yaratıcısı artık bir kişinin başbakanlığını istemiyor“ yorumunu yapmış.

Mehul Srivastava dahil üç muhabirin ortak imzasını taşıyan Financial Times’taki başka bir haberde ise Davutoğlu’nun istifası sonrası Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki göçmen anlaşmanın geleceğinin tehlikede olduğu belirtiliyor.

‚Tek adam yönetimi korkusu artıyor‘
Guardian’ın iç sayfasındaki haberin başlığı ise „Türkiye’de Başbakan istifa ederken, Cumhurbaşkanı kontrolünü artırıyor“.

Gazete, Davutoğlu’nun, bazı çevreler ve muhaklif siyasetçilerce „saray darbesi“ olarak nitelendirdiği görüşmenin ardından istifa ettiğini belirtiyor.

Guardian’a göre bu gelişme sonrası Türkiye’de tek adam yönetimine daha da yaklaşıldığından korkuluyor.

Gazetenin Türkiye’deki muhabiri Constanze Letsch haberinde, Erdoğan ile Davutoğlu arasındaki en önemli sorunlardan birinin Başbakanın önerip desteklediği yolsuzlukla mücadeleyi amaçlayan „şeffaflık paketi“ olduğunu yazmış. Haberde şu satırlar da yer alıyor:

„Erdoğan başbakenken kendisinin, ailesinin ve hükümetinin bazı üst düzey yetkililerinin adı ciddi bir yolsuzluk skandalına karışmıştı. Erdoğan, şefaflık paketine yönelik yasa tasarısının geri çekilmesini sağladı.“

Guardian’ın haberinde gazeteci-yazar Levent Gültekin’in yorumlarına da yer verilmiş:

„Bu feci bir durum. Türkiye’de tek adam yönetimi doğrultusunda atılmış kararlı bir adım. Bu noktadan sonra sadece Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiyesini görebileceğiz.

„AK Parti’de Erdoğan’ı sevmeyenler, Davutoğlu’nu daha fazla sevmiyor…Erdoğan ise partide kendisiyle tamamen aynı görüşte olmayan hiç kimseyi istemiyor. Oysa Davutoğlu AK Parti’de, Erdoğan’ın politikalarında değişiklik öneren son isimlerdendi.“

‚Hiçbir zaman eşit değillerdi‘
Guardian’da bugün ayrıca editör yardımcısı ve köşe yazarı Simon Tisdall’ın Türkiye ile ilgili bir analizi de yer alıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın giderek daha da güçlendiğini ve daha fazla tehdit oluşturduğunu savunan, onun Başbakan Davutoğlu’nun AB’ye uzanma çabalarını aylardır baltaladığını belirten Simon Tisdall, yazısını şu satırlarla noktalamış:

„Bir anlamda sürpriz olan Davutoğlu’nun bu kadar uzun süre deyanabilmesi oldu. Onu eleştirenler, Erdoğan’a karşı gelmek için daha fazlasını yapması gerektiğini söyleyecektir. Ancak Erdoğan siyaset arenasında da bir sokak dövüşçüsü. Bu anlamda da Erdoğan ve Davutoğlu hiçbir zaman eşit değillerdi.“

Elif Şafak: İfade özgürlüğü ve laiklik tehdit altında
Guardian’da bugün yazar Elif Şafak’ın „Türkiye’de artık politikacılarımıza gülemiyoruz bile“ başlıklı bir yazısı da var.

Elif Şafak „Milletimiz bölündü. Başbakanımız görevi bıraktı. İfade özgürlüğü ve laiklik tehdit altında“ diyor ve ekliyor:

„Bugünün Türkiyesinde bir Ermeni, ya da bir Kürt, Alevi, eşcinsel hatta bir kadın olmak bile zor.“

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*