Mahmut Çebi yazdı: Davutoğlu ne yapmalı?

Parlak bir akademisyendi. Beğenilen, saygı gören, fikirlerine değer verilen bir isimdi. Ama siyasetçi değildi. Bilmediği bir sahaya girdi. Danışman olarak iyi idi. Ufuk açıyor, yol gösteriyor, görüştüğü kişiler üzerinde olumlu etki bırakıyordu. Olması gereken en iyi yerdeydi. Fakat ne yazık ki orada durmadı, duramadı.

Yapmaması gerekeni yaptı. O mütevazı görüntüsü altında bir volkan gibi kaynayan meşhur “her şeyin en doğrusunu ben bilirim” egosunu, güçle buluşturdu. Tavsiye makamından icraat makamına geçti. Bakan oldu, yetmedi başbakan oldu. Danışmanı yoktu, ona danışmanlık yapacak birini bulma ihtimali de zaten yoktu.

Siyasetin karanlık dehlizlerinde tavsiyesiz, rehbersiz, ampulsüz yol almaya çalıştı. Başbakanlık, üstüne tam oturmayan o meşhur kareli ceketi gibiydi. Sürekli Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın gözüne girme gibi bir gayretin içinde olması, öte yandan hep kendini öne çıkarmaya çalışması eleştiri, bazen de alay konusu oldu.

Kendini ortaya koyacak icraatlar yapmak istedikçe, kararlar almaya kalktıkça Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından tersyüz edilmesini problem yapmadı. Çok önemli bulduğunu söylediği Hakan Fidan’ın adaylığı, Merkez Bankası yönetimi, şeffaflık, yolsuzlukla suçlanan bakanların Yüce Divan’da yargılanması gibi konulardan anında çark etti.

Sahip olduğu akademik gücün, iktidar gücü karşısında sürekli mağlup olması onu pes ettirmedi. Belki de yaklaştıkça şehvetli bir tutkuya dönüşen, iktidar gücüne sahip olma arzusunu daha da artırdı. Aşkın gözü kördür denir. Leylasına kavuşmaya çalıştıkça, düştüğü durumu görmedi. Görmek istemedi. Seçimlerde aldığı yüzde 49,5 oy ile milli iradeyi arkasına aldığına inandı. Halbuki o irade merhum Adnan Menderes’i ipte bırakmıştı. Davutoğlu da çok kötü bir final yaptı. Milli iradenin aslında çok önemli olmadığını, asıl önemli olanın onun “tecessüm etmiş hali olan” Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu acı bir şekilde kabul etmek zorunda kaldı.

Şimdi ne yapabilir?

Kaliteli akademisyenlerin, kötü siyasetçi olduklarının şahidiyim. Şimdilerde isimlerini hatırlamadığımız, kaybolup gitmiş onlarca örneği var. O yüzden iyi bir Dışişleri Bakanı olamayan Ahmet Davutoğlu’nun iyi bir başbakan da olamayacağını hep söyledim. Vaziyet de ortada…

Siyaset tecrübesi ile Davutoğlu çok şey kaybetti. Başta parlak akademik kariyerini. Bundan sonra oraya geri dönüş yapamaz. Yapsa da bir değer ifade etmez. Siyaset ona bireysel ağırlığını da kaybettirdi.

Ne kazandı. Ben Davutoğlu’nun muhteşem bir siyasi tecrübe kazandığını düşünüyorum. Bundan sonra siyasette devam kararını da akıllıca buluyorum. Dün tam bir teslimiyet, hatta zillet gibi görünen basın açıklamasında muhteşem zekası yerine bu kez aklını kullandı. Algı operasyonlarında önüne geleni tarumar eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ordusunu karşısına almak yerine onların içinde kalmayı tercih etti. Kendisine yönelecek operasyonlarının önünü büyük ölçüde kesti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidarının sürekliliğini sağlayan en büyük etken karşısında silik, zayıf ve güven vermeyen bir muhalefetin olması. Riske girmeyi sevmeyen halkımız da şikayeti her geçen gün artsa da mecburen daha sakin bir liman gibi görünen AKP’yi tercih ediyor.

Ahmet Davutoğlu’nu halk sevdi. Bence o da yaşadığı bunca tecrübe, yaptığı onca hata ve yediği son tarihi kazık ile artık siyaseti öğrendi. Bunun güçlü bir ekip işi olduğunu anladı. Artık akademisyen kimliğine veda edip, tamamen bir siyasi figüre dönüşebilir.

Türkiye çok kutuplaştı. Tansiyonun düşmesi şart. Bunun için de herkesi kucaklayan bir yeni bir rüzgar çok pozitif dönüşümler alabilir. Aklıma şöyle bir tablo geliyor:

Kandil’in baskısı altında bunalan Selahattin Demirtaş, MHP Devlet’inin geçit vermek istemediği Meral Akşener, Reis’in insafına teslim olmuş Ahmet Davutoğlu, ilginç söylemleri ile dikkat çeken liberal Cem Toker, dondurucuya kaldırılan ekonomist Ali Babacan kamuoyuna açık ortak bir fikir toplantısı yapsalar. Ülkeye dair söylemlerini, çözümlerini dillendirseler, bizler de dinlesek nasıl olur?

Güçlü rüzgarlar bir kelebeğin kanat çırpması ile başlarmış.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*