Stalin Türkiye’sinde duyulmayan çığlıklar (Yaşar Yeşilyurt)

Bir de ciğerlerine kadar tanıdıkları eş-dost-akrabalarının maruz kaldıkları zulmü seyreden, onların birdenbire hain olduklarına inanmak isteyen sürüler var, koyun sürüsü gibi muhakemesi olmayan yığınlar. Onlar da sessizlikleriyle durdukça şeytanlaşıyorlar. Eğer bir ülkede bu kadar büyük haksızlıklar oluyor ve insanların önemli bir kısmı bundan haberdar bile olmuyorsa işte o ülkeden korkulur!
İsviçre Zaman’dan dostum İsmet Macit anlattı. Bir tren yolculuğu esnasında yanına bir cemaate mensup bir Türk oturur. Tanışınca konu hızlıca Türkiye’deki olaylara kayar. İsmet Bey şu an binlerce Hizmet gönüllüsü insanın tutuklandığını ve hapis yattığını söyleyince adam duyduklarına inanamaz ve ‘hiç haberlerinin olmadığını’ söyler. Bazen bir tek insanın tepkisi önemli bir toplumsal gerçekliği yansıtır. Bu da onlardan birisi!

Artık rutine binmiş durumda; Her gün Hizmet’i seven onlarca esnaf, öğretmen, ev hanımı, kadın-erkek, genç-yaşlı demeden tutuklanıyor, hapse atılıyor. Daha binlercesi sıranın ne zaman kendisine geleceğini bekliyor. 8 bin kişinin çalıştığı Kaynak Holding’e el konuldu, 5 bin kişinin çalıştığı Bank Asya’ya el konuldu, 3 binden fazla insanın çalıştığı Zaman grubuna el konuldu, bine yakın insanın çalıştığı Samanyolu grubuna el konuldu, binlerce insan çalıştıran İpek grubuna el konuldu, onbinlerce insan çalıştıran dershaneler dağıtıldı, 11 bin insan çalıştıran İstikbal Holding’in yönetimi hapse tıkıldı, 7 bin insan çalıştıran Naksan Holding’e baskın düzenlendi…

Sayı her geçen gün daha büyük bir hızla yükseliyor; işsiz kalanların, servetine el konulanların, ülke dışına çıkmak zorunda kalanların, hapse tıkılanların sayısı…

Bir esnafın dükkanına müşteri girmesin diye belediye kapısının önüne hendek kazdırıyor bu ülkede… Babalar evlatlarıyla telefonda rahatça dertleşemiyor artık, korkuyorlar… Dedeler torunlarını göremiyor… Bizler gibi yurt dışında yaşayan binlerce insan kendi ülkesine alınmıyor, kapılardan döndürülüyor… Kanserli kadınlar hastaneden alınıp hapse atılıyor… Yeni doğum yapmış kadınların elinden bebekleri alınıyor… Onbinlerce devlet memuru işinden atılıyor, sürgün ediliyor… PKK’lı teröristler öldürsün diye polisler PKK’ya yem ediliyor…

Ergenekon’un Balyoz’la yapamadığını yapıyorlar, hepimizi hapse tıkıyorlar. Uğrunda ömrümüzü verdiğimiz memleketimize sokmuyorlar, ana-babaları evlatlarından ayırıyorlar!

Elbette yeryüzü daha kötülerini de gördü, bu en kötüsü değil! Ama bu haydut sürüsünü daha kötüsünü yapmaktan alıkoyanın sakın merhametleri olduğunu sanmayın. Sadece şimdilik daha kötüsünü yapmaktan korkuyorlar. Çünkü hala kendilerini tam güvende hissedemiyorlar, her an işlerin ters dönmesinden endişe ediyorlar.

Kendilerinden tam emin olduklarında Hafız Esat’ın Suriye’de Saddam’ın Irak’ta yaptıklarını yapacaklar. Türkiye’de Stalin’in Rusya’sını kuracaklar!

Bir de ciğerlerine kadar tanıdıkları eş-dost-akrabalarının maruz kaldıkları zulmü seyreden, onların birdenbire hain olduklarına inanmak isteyen sürüler var, koyun sürüsü gibi muhakemesi olmayan yığınlar. Onlar da sessizlikleriyle durdukça şeytanlaşıyorlar.

Eğer bir ülkede bu kadar büyük haksızlıklar oluyor ve insanların önemli bir kısmı bundan haberdar bile olmuyorsa işte o ülkeden korkulur!

Stalin Rusya’sında da böyleydi.

Herkes acısını yapayalnız yaşıyorsa, o ülkeden korkulur.

Hamile kadınlara bile merhamet edilmiyorsa, o ülkeden korkulur!

Anaokulundaki masum çocukların sınıflarını kalaşnikoflu polisler basıyorsa, o ülkeden korkulur.

Artık Türkiye’de çığlıklar duyulmaz oldu! Her türlü haksızlık sıradanlaştı. Her şey rengini kaybetti, matlaştı.

Tıpkı Stalin Rusya’sındaki gibi, bütün ülke bir haydutun hırslarına teslim oldu!

Ama yeis bize haram ya, Allah’tan ümit kesilmez!

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*