Türk kökenli vekillere tepki gündemi değiştirdi (Haber – Analiz: Seyit Arslan)

1915 olayları hakkında bugüne kadar ‘soykırım’ kararı veren ülkeler arasında Türkiye’nin canını en çok can acıtan Almanya’nın aldığı karar oldu. Uzun yıllar Türkiye’nin tam üyeliğine soğuk duran Almanya Başbakanı Merkel ile ilişkiler bu kadar iyiyken alınan bu kararın ne kadar can sıktığını anlamak için günlerdir Almanya’yı ekranlardan eleştiren devlet ricaline bakmak yeterli. ‘Üst akıl’ […]
1915 olayları hakkında bugüne kadar ‘soykırım’ kararı veren ülkeler arasında Türkiye’nin canını en çok can acıtan Almanya’nın aldığı karar oldu. Uzun yıllar Türkiye’nin tam üyeliğine soğuk duran Almanya Başbakanı Merkel ile ilişkiler bu kadar iyiyken alınan bu kararın ne kadar can sıktığını anlamak için günlerdir Almanya’yı ekranlardan eleştiren devlet ricaline bakmak yeterli. ‘Üst akıl’ diyerek Almanya’nın kararını ezeli müttefiki ABD’ye fatura eden Erdoğan’ın ‘Türk kökenli vekillere kan testi talebi’ ve Bekir Bozdağ’ın yine aynı kişiler için kullandığı ‘sütü bozuklar’ ifadeleri Almanlarda şaşkınlık oluşturmuş durumda.

‘Türkiye’nin tepkisi sert olmayınca rahatladım’

‘Almanya tarafında speküle edilen ‘mülteci anlaşmasının iptali’, ‘Alman Büyükelçisi’nin istenmeyen adam ilan edilmesi’, ‘ekonomik alanda yaptırımlar’ gibi başlıklar henüz ufukta görünmedi, görüneceğe de benzemiyor. Oylamada çekimser kalan tek vekil olan Oliver Wittke’nin “Türkiye’nin tepkisi sert olmayınca rahatladım.” sözleri durumu açıklıyor.

Tartışmanın ‘karar tasarısına hayır demeyen’ Türkiye kökenli vekillere indirgenmesi ve özellikle Cem Özdemir’in şahsında artarak devam eden yoğun tepkiler Almanya’da ‘yaptırımlara odaklanan’ kamuoyunun gündemini değiştirdi. Son iki günde gündem vekillere gelen ve asla kabul edilemeyecek ölüm tehditleri oldu ve Berlin Hükümeti bu isimlere destek açıklaması yaptı. Mülteci anlaşması ve ekonomik işbirliği üzerinden beklenen tepkiler yerine Türkiye’nin şahıslara indirgediği tepki sonrası Almanların aldığı tek tedbir, oylamaya katılan katılmayan Türk kökenli vekillere sağladığı ekstra güvenlik tedbirleri oldu.

En büyük sıkıntıyı gurbetçiler yaşıyor

Kriz sonrası en büyük sıkıntıyı yine Almanya’daki Türk Toplumu yaşıyor. Tek tek vekillerin aldığı ölüm tehditlerini haber yapan Alman medyasında tehdit mesajları gönderen Türkler hakkında çok sayıda haber çıkmaya başladı. Ramazan ayında düzenlenen iftarlara geleneksel olarak davet edilen ve katılan milletvekillerini protestolar bekleyebilir, ilk sınavı Berlin Şehitlik Camii verecek perşembe günü. Bu bağlamda sağduyulu tepkiye hiç olmadığı kadar ihtiyaç var.

Alman toplumunda negatif birikme

Geçen yıl Erivan’da ‘Soykırım Anıtı’nı ziyaret ettiğinde ‘soykırım’ demeyen Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier’in açıklamaları daha çok taze. Evet, mülteci anlaşmasının yanı sıra basın ve ifade özgürlüğü gibi konularda cereyan eden olumsuzluklardan dolayı iç siyasette Türkiye karşıtı bir enerji birikmesi vardı. ‘Türkiye’ye fazla taviz veriliyor’ iddiasıyla var olan gerginliğin giderilmesi için Merkel’in de oluruyla bu karar alındı. Bu tasarı belki gelecek yıllarda bir gün yine kabul edilirdi; ancak 1915’in 100. yılında kabul edilmeyen ‘soykırım’ sürpriz bir şekilde 2016’da kabul edilmezdi.

Namibya’ya soykırım diyorlar; ancak henüz karar yok

Türkiye kamuoyunda kemikleşen ‘Almanlar önce kendi geçmişlerine baksın’ tepkisi var. Özellikle de Namibya sınırları içerisinde Herero ve Nama halklarına 1904’te yapılan soykırım çok tartışılıyor. Almanya’da soykırım yapıldığını tüm siyasi partilerce kabul ediliyor. Bizzat Meclis Başkanı Norbert Lammert bu konuda ‘soykırım’ yapıldığına dair açıklama yaptı. 112 yıl önce soykırım yapılan Namibya’ya 870 milyon Euro para aktaran, soykırım konusunda Namibya ile müzakere için özel temsilci atayarak suçunu defalarca kabul eden Berlin, konuyu siyasi süreç bitmediği gerekçesiyle yazılı metne dökme konusunda ise aceleci davranmıyor.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*