Yaktın gittin oğul!

Genç yaşta yakalandığı kanser sebebiyle hayatını kaybeden Cihanşah Uysal, İzmir’de binlerce kişinin katıldığı törenle toprağa verildi. Baba Süleyman Uysal, iki yıldır süren nefret operasyonları ve cadı avı sebebiyle oğlunun cenazesine katılamadı.

İzmir’in tanınmış eğitim gönüllülerinden Süleyman Uysal’ın oğlu Cihanşah Uysal (22), yaklaşık iki yıldır kanser tedavisi görüyordu. Geçtiğimiz günlerde Gaziantep’de tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Dün İzmir Bornova Pınarbaşı Çarşı Camii’nde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazından sonra Pınarbaşı Mezarlığı’nda toprağa verildi. Baba Süleyman Uysal, hizmet hareketine yönelik cadı avı sebebiyle yurtdışında bulunduğu için cenaze namazına katılamadı. Baba Süleyman Uysal, cenaze törenini periscop üzerinden yapılan yayından izledi.

Babasının imamlık yaptığı camiiden uğurlandı Cihanşah Uysal, babasının eskiden imamlık yaptığı camiden uğurlandı. Babasının talebi üzerine cenaze namazını Prof. Dr. Davuz Aydüz kıldırdı. Prof. Dr. Aydüz, cenaze namazından cemaatten helallik isterken, “Babasının neden cenaze namazına katılamadığını herkes biliyor. Burada söylemeye gerek yok. Ben babasının isteği üzerine dünürü olarak cenaze namazını kıldırıyorum.” dedi. Cihanşah’ın cenazesi binlerce kişinin omuzunda mezarlığa kadar tekbirlerle taşındı. Cenaze pınarbaşı mezarlığında dualarla toprağa verildi.

Son güne kadar teheccüd namazını kaçırmadı Cihanhaş Uysal’ın babası Süleyman Uysal, evladının ölümünü, onun adına ‘düğün günü’ olarak yorumladı. Yeni Hayat’a konuşan Uysal, “Allah verdi, Allah aldı. Ölüm genç yaşlı dinlemiyor. Vakti saati gelen göçüyor. Ömrü bu kadarmış. O’ndan gelen her şeye razıyız.” dedi. Dünyanın her yerinden taziye mesajları ve telefon aldığını anlatan baba Uysal, “Sadece Niyerya’da 7 bin Yasin’i şerif okumuşlar. Dünyanın her yerinden dua ediliyor. Çok müsterihim.” ifadelerini kullandı.

Sürekli zikir çekiyordu Cihanşah Uysal, yaklaşık iki yıldır kanser tedavisi görüyordu. Süleyman Uysal, oğlunun bir gün bile evvabin ve teheccüdlerini aksatmadığını anlatıyor: “İki sene hastanede kaldı. Annesi yanındaydı. İki yıl boyunca hiçbir namazını aksatmadığını söyledi. Yoğun bakımda dahi namazını kılıyordu. Evvabin namazlarını, teheccüd namazını hiç kaçırmamış. Annesi, ‘Bir ‘öf bile demedi’ diyor. Elinde zikirmatik vardı. Sürekli zikir çekiyordu.”

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*