Brüksel’in düşündürdükleri: Gülen’i, terörle suçlamak yerine, tavrı örnek alınmalı

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin gelecek öngörüsünün akranlarının ne kadar önünde ve ne kadar tutarlı olduğu en son Brüksel’i yakan terör olaylarıyla bir kez daha anlaşıldı. Muhterem Hocaefendi bu olayların yeni yeni filiz vermeye başladığı 1995 Temmuz’unda şunları söylüyordu: “Terörizmi İslamiyetle telif etmek mümkün değildir. Teröristin müslüman olmasını düşünmek mümkün değildir. Müslümanlıkta terörizmin bulunmasına ihtimal vermek mümkün değildir. Bu iki şeyi birbirinden kati hatlarla ayırma, ayrı olduklarını gösterme, anlatma mecburiyetindeyiz.”

Sayın Gülen, o günlerde yalnız bırakılmıştı. Günümüzde ise tam aksine “terörist” ilan edilip adeta susturulmaya çalışılıyor. Teröre karşı İslam dünyasından yükselen bu en güçlü ve makul ses ve eylemin sahibi gözden düşürülmek isteniyor.

Gülen Hocaefendi’nin 20 yıllık bu feryadı anlaşılmadıkça, umursanmadıkça yangın büyüyor. Terör artık sadece İslam dünyası için değil Avrupa’da yaşayan Müslümanlar için de, giderek daha ciddi bir hal alıyor. Fransa’daki katliam bu ciddiyeti artırmıştı, Brüksel ile nereye varacağını tahmin etmek artık daha zor.

ABD Başkanı Barack Obama’nın “Müslüman liderler ciddiyetle ‘Bu aşırıcı ideolojiler nasıl kök buldu’ diye sormalı. Müslüman toplulukların da ‘çocuklarımızı nasıl bu aşırıcılığa kaptırmayız’ konusunda kendilerini sorgulaması lazım. Bu gerçek ve tehlikelidir.” şeklindeki sözleri direk bize hitap ediyor.
Hizmet Hareketi kendi ülkesinde zulüm altında inlese, dünyanın en ahmak ve haksız ithamı ile terörle suçlansa da teröre karşı vazifesini yerine getirmekten ve muhtemel çareleri tespit etmekten geri durmuyor. Geçtiğimiz hafta Brüksel’de düzenlenen 57 ülkeden 400 akademisyenin katıldığı sempozyumun sonuç bildirisi buna örnekti.

Katılımcıların birleştikleri “Kesin bir dille ve ‘amasız’ İŞİD, El Kaide ve Boko Haram gibi her türlü terörü şiddetle kınıyoruz. Bunun yanında intihar saldırılarıyla, şiddet içeren aşırıcılıkla ve İslam adına gerçekleştirilen terör saldırılarıyla aramıza keskin bir mesafe koyuyoruz. Kur’an ve İslam’ın ruhu bu saldırıları içerisinde barındırmıyor. Aşırıcılık ideolojisine Müslümanlar olarak pozitif hikayelerle cevap vermeliyiz.” cümlesi ve aşağıdaki maddeler Hizmet’in yıllardır sürdürdüğü gayretlerin ve şiddete karşı sergilediği başarılı duruşun anlaşılmaya başlandığının işareti.

1. Dinlerin özünde terör yoktur. Din görünümlü terör eylemleri, dinin yanlış yorumlanmasından veya dünyevi menfaatlere alet edilmesinden kaynaklanmaktadır. Terörün her türlüsü hiçbir ayrıma tabi tutulmadan reddedilmelidir.

2. Cihad, Allah ile insanlar arasındaki engelleri kaldırarak Allah ile insanları buluşturma eylemidir. Evrensel insani değerlerle insanları buluşturma ve birlikte yaşama çabasıdır.

YORUM: MAHMUT ÇEBİ

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*