EKREM DUMANLI YAZDI: FIRSATLAR KAÇARKEN…!

İslam fobisi arkasına sığınarak ya da Batı düşmanlığı yaparak kendimizi kandırmayalım. İslam dünyası iyi bir sınav vermedi, veremedi. Elbette her ülkede şuuraltını İslam düşmanlığı sarmış kitleler var; ancak onların varlığı İslam dünyasının mazereti olmaz. Müslümanlar kendi iç kavgalarını bitiremediği gibi dışarıya da olumlu, barışçı, samimi bir mesaj veremedi.
Dünya yeni bir yörüngeye girdi. Keşke günlük telaşlardan arınıp yönelişleri vakti zamanında fark edebilseydik.

Irkçılık ve ‘öteki’ düşmanlığı yükseliyor. İslam karşıtlığı ilk defa somut örnekler üzerinden taban buluyor. AB, İngiltere’nin yol açtığı büyük sarsıntı sonrası kendini sorgulamak, sönmüş heyecanına yeni umutlar devşirmek zorunda. Amerika’da artık bir Trump gerçeği var. 10 yıl önce böyle bir siyasi figürün ortaya çıkacağı, ayrımcılık ve nefret suçu sayılabilecek bazı söylemlerle oy toplayacağı söylense hiç kimse inanmazdı. Göçmenler ülkesinin kimyası çoğulcu, katılımcı ve eşitlikçi bir demokrasi iddiası ile ayakta duruyor çünkü…

Ya Müslümanlar?

İslam fobisi arkasına sığınarak ya da Batı düşmanlığı yaparak kendimizi kandırmayalım. İslam dünyası iyi bir sınav vermedi, veremedi. Elbette her ülkede şuuraltını İslam düşmanlığı sarmış kitleler var; ancak onların varlığı İslam dünyasının mazereti olmaz. Müslümanlar kendi iç kavgalarını bitiremediği gibi dışarıya da olumlu, barışçı, samimi bir mesaj veremedi.

Canlı bomba fetvalarının verildiği gün bütün Müslümanlar ayaklanmalı ve ‘İslam’da böyle kalleş ve alçak bir metot yoktur; hiç bir gerekçeyle masum insanlar öldürülemez’ demeliydi. El Kaide, korkunç eylemlerine başladığında, rast gele insanları öldürdüğünde yine güçlü bir karşı çıkış yaşanmadı.

Terörizme karşı çıkmaya bizi mecbur eden dini gerekçeler bütün Müslümanların gözleri önünde duruyordu; ama öfke, Kuran’ı da sünneti de geri plana itiyordu. İslam terörizme zerre kadar izin vermiyor, masum bir insanı öldürmeyi bütün insanlığı öldürmek olarak niteliyordu; ama ezilmişlik duygusu İslami prensiplerin unutulmasına sebep oluyordu.

Ve IŞİD faciası. Yobazlığın Selefilik kılığına bürünüp bütün dünyayı tehdit etmesi, kanlı eylemler yapması Müslümanlar arasında bir tiksintiye sebebiyet vermedi. Müslümanların genel hissiyatı öfke üzerine kuruluydu çünkü. Mağdurdular, mazlumdular, ezilmişlerdi…Ama zulme uğradık diye içimizden çıkan zalimlere ‘Dur’ demeyecek miydik? Denmedi maalesef. Denemedi belki de.

Fethullah Gülen Hocaefendi’yi istisna tutmak zorundayız. Böyle yaptığımızda bir kısım çevrelerden ‘cemaatçi’ suçlamasının bir homurtuya dönüştüğünü görüyorum; ama neylersin; gerçek bu: Canlı bomba fetvaları havalarda uçuşurken bu yanlış yoruma en net itirazı Hoca efendi yaptı. İslam dünyasında birileri Usame Bin Ladin’i kahraman olarak nitelerken ‘Ladin’den nefret ediyorum, İslam’ın drahşan (aydınlık) çehresini kirletti’ diyen de odur. Daha hiç bir Müslüman’ın açıktan açığa demokrasiye destek veremediği günlerde (1994) Dedeman Otel’de demokrasi vurgusu yapan konuşması hala hatıralarda tazedir…

Gülen ve birkaç alim hariç İslam dünyası öncüleri teröre karşı dik ve ilkeli bir duruş sergileyemedi. Diplomatik cümlelerle terörü kınayan bazı kişiler ise Batı’ya karşı yapılan terörist eylemlere ‘Oh olsun; onlar da hak ediyor’ mantığıyla yaklaştı. Demokrasiyi bir takiye aracı gibi kullanan ‘Siyasal İslamcılar’, iktidar koltuğuna oturduklarında kendilerini servetin kucağına atıp ‘radikal İslamcılar’ın sırtını sıvazlamakla vicdanlarını serinletmeye çalıştı.

Ve fırsatlar bir bir kaçtı. Hem İslam dünyası adına kaçtı bu fırsatlar; hem yeryüzü barışı adına. Terörün alçak yüzüne sempatik maske arayanlar, sadece kendilerini zor durumda bırakmadı; aynı zamanda dünyada büyük bir tepkiye somut malzeme taşıdı.

Bir kaç dakikalığına da olsa empati yapın: Bugün Müslümanlık denince akla ne geliyor, kimler tecessüm ediyor gözümüzün önüne? kafa kesen, o vahşi anların video çekimini yapan ve bütün dünyaya servis edenler. Onca kanlı eyleme rağmen sapkın teröristlerin İslam’ı kullanmasına tepki gösteremeyenler, Demokrasi deyip iktidara gelince hiç bir kimseye hayat hakkı tanımayanlar, yolsuzluk, rüşvet, nüfuz kullanarak servet delisi adamlar, yaptıkları kara zulmü parlak laflarla kapatmaya çalışan sahte politikacılar… Bu kadar korkunç bir tablo orta yerde dururken insanlar İslam’a ve Müslümanlara nasıl sempati ile balabilecek?

Siyasi arenada ‘Hayır İslam zulme razı olmaz; özgürlükçüdür, eşitlikçidir, adaletlidir..’ mesajı verebilecek kişiler, kendi menfaatlerini ön plana çıkarınca o tarihi misyon maalesef harcandı. Kazanma kuşağında kaybetti birileri.

Sorumluluk, sivil inisiyatiflere, cesur aydınlara düştü. Aksi takdirde içine girdiğimiz bu yeni dünya rotası Müslümanların kendi kendini helak edeceği bir süreçtir ve bunun vebali çok büyüktür…

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*