Hizmet İnsanı Duruşu ve Beş Tehlike

Yazının başlığı ürkütmesin. Bu duruşu sergilemek zordur ve Allah her kula nasip etmez. İçinden geçilen süreç, kaburgalı ve kaburgasız insanların birbirlerinden tefrîk edildiği bir zaman dilimidir. Duruşunu koruyamayıp sendeleyenler oldu ve olacak. Safıyla birlikte ağzını da değiştiren insanların elenmesine rağmen, bu dairede olan insanların bile bu duruşu her an kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Bu süreçte […]
Yazının başlığı ürkütmesin. Bu duruşu sergilemek zordur ve Allah her kula nasip etmez. İçinden geçilen süreç, kaburgalı ve kaburgasız insanların birbirlerinden tefrîk edildiği bir zaman dilimidir. Duruşunu koruyamayıp sendeleyenler oldu ve olacak. Safıyla birlikte ağzını da değiştiren insanların elenmesine rağmen, bu dairede olan insanların bile bu duruşu her an kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız.

Bu süreçte gözüme çarpan beş tehlike hâlen Demokles’in kılıcı gibi Hizmet İnsanı’nın tepesinde duruyor.

1- Algılara yenik düşme

‘Duyusal bilgi’ diye târif edilir algı. İnsanı ya da toplumu etkisi altına almak için kullanılır. Onlar da çoğu yalandan oluşan bu sözlerin gerçeklik payını fazla düşünmeden inanırlar. Yegâne inanma sebebi ise bu sözlerin doğru olduğuna kendilerini inandırmalarıdır.

Bugün hâlâ Hizmet İnsanı bu tür algılarla şekillendirilmeye çalışılıyor. Günümüzün en etkin haberleşme ağı olan sosyal medya bunun için paha biçilmez bir zemin. Özellikle twitter fenomeni Fuat Avni’nin yazdıkları hâlâ Hizmet İnsanı’nı etkisi altına alabiliyor. Oysa yapılan, hedef göstermeli bir toplum mühendisliğidir. Sözkonusu taktikle 70li yılların Türkiye’sinde de Aydınlık Gazetesi binlerce insanın hedef gösterilmesine sebep olmuş ve toplum darbeye giden yolda şekillendirilmişti. Bir saray projesi olduğu artık kesinlik kazanan Fuat Avni’nin ardında Derin Devlet ve Saray’ın olduğu su götürmez bir gerçektir.

Öyle ya, devletin en karanlık dehlizlerinde olup bitenlerden haber vermesine rağmen Fuat Avni’yi Hizmet’ten zannedip, arındandan da ‘Hizmet devlete sızmadı ve paralel bir yapılanma yok’ tezini savunmak ne derece tutarlıdır? Demek ki Fuat Avni bizden değil. Buna rağmen bu isim altında Hizmet ağzıyla toplumun, olacak şeylere önceden hazırlanması sağlanıyor. Hizmet İnsanı da maalesef hâlâ Fuat Avni’nin sözlerine itibar ediyor.

Benzer bir durum Facebook gruplarında da mevcut. ‘AK Troll’ istilasına uğrayan bu gruplarda Hizmet ağzıyla Saray’a ve avânelerine küfürler yağdırılarak Hizmet İnsanı’nın da bu küfürlere dâhil olması ve böylece suç unsuru oluşturulması sağlanmaya çalışılıyor. İtibar etmeden gruplardan silinmelerini sağlayın.

2- Cedelleşme

Aynı şekilde sözkonusu gruplarda yazılan olumsuz yorumlara anında cevap veriliyor. Bu şekilde muhabbet uzuyor fakat ne siz karşı tarafı bir adım kendinize çekebiliyorsunuz, ne de onlar sizi etkileyebiliyor. Zira kullanılan kavga diliyle bir yere varmak mümkün değildir. Cedelleştikçe gözden kaçan bir diğer husus da şu: Hasbîler yolunda sözlü saldırılara karşı susulan yerde, o hasbîleri mele-i âlânın sakinleri savunur. Savunma mekanizmanızı devreye soktuğunuz zaman, sizi savunanlar devreden çıkar ve adeta ‘Ne hâliniz varsa görün’ derler.

3- Hocaefendi’yi haddinden fazla büyütme

Her fâni gibi Hocaefendi de bir gün ölümü tadacaktır. Rabbim hayırlı ve uzun ömürler bahşetsin, ama emr-i Hak elbet bir gün tecelli edecektir. Hizmet İnsanı konuştukları ve sosyal medyada paylaştıklarıyla onu haddinden fazla gözünde büyütmemeli. Zira bu durumda onun ahirete irtihâlinden sonra bu insanları Hizmet dairesinde tutacak bir sebep kalmayacaktır. İnsana endeksli bir hizmet anlayışı olmaz. Hizmet İnsanı, Allah Rasulu’nun (s.a.v.) vefatından sonra ‘O (s.a.v.) ölmedi’ diyen Hz. Ömer gibi mi yoksa ‘Kim ki peygambere tapıyorsa O öldü. Kim ki Allah’a tapıyorsa o ebedidir’ diyen Hz. Ebubekir gibi mi olmalı? Hocaefendi içerikli sosyal medya paylaşımları like patlamaları yaşarken, Allah Rasulu (s.a.v.) ile ilgili yazılanlara fazla itibar edilmeyişi buna en güzel kıstas.

4- Okumama

Hizmet İnsanı şahsî füyûzatını düşünen insan değildir. Fakat okumadan da bu yol anlaşılmaz. Sadece birilerinin sözlerini dinleyerek ve sohbetlere katılarak füyuzat gelişmez. Şakaklarımız zonklayana kadar okumalı ve araştırmalıyız. Yoksa yukarıda saydığım üç tehlikeyle sürekli karşı karşıya kalırız.

5- Siyasetten uzak duramama

Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin ‘Şeytandan ve siyasetten Allah’a sığınırım’ sözünü düstur edinemeyen Hizmet İnsanı, bu süreçte siyasete fazla yaklaşınca en büyük şefkat tokadını bu cenahtan yedi. Asıl bundan sonra siyasetle arasına ciddi bir mesafe koyup ondan alabildiğine uzak durmalı. Siyasîlerin söylediklerini takip etmektense, iki satır Kur’an okumayı tercih etmeli.

Bugünlerde bir muhalefet partisinin genel başkanlık seçimiyle ilgili bile Hizmet İnsanları’nın sürekli sosyal medyada paylaşımlar yapıp ‘like’ attıklarını görünce, maalesef bu insanların da yakında ayaklarının kayacağından korkuyorum.

Rabbim bu beş tehlikeye karşı ‘Ve yüsebbit egdâmekum’ sırrınca ayaklarımızı sabit eylesin ve Hizmet İnsanı duruşumuzda bir sarsıntı yaşatmasın.

ALPARSLAN CANSU

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*