Savaş Genç: Bir mucize beklerken…

21.yüzyıldayız. Amerika’da marjinal söylemi ile Trump Cumhuriyetçiler adına koşar adım başkan adaylığına gidiyor. Camileri çok sıkı denetleyelim ile pazarlığa oturan Trump bu söylemin satın alındığını görünce kısa süre içinde camileri kapatalım noktasına geldi.
Avusturya’da aşırı sağ AB karşıtı partinin adayı Norbert Hofer oyların yüzde 36’sını alıp ilk turda birinci olarak ikinci tura kalıyor. Göçmenlerin sınır dışı edilmesini ve göçmenlerden arındırılmış bir Avusturya vadeden Hofer ikinci turda kutuplaşmayı artırarak Cumhurbaşkanı seçilmeye çalışacak.

Macaristan ve Polonya’da iktidarı elinde tutan muhafazakâr partilerin rol modelleri Putin. Kendi ülkelerinde AB normlarını askıya alarak güvenlikçi söylem sayesinde güçlerine güç katmaya devam ediyorlar. Almanya’nın yeni ve kravatlı aşırı sağ partisi AfD’nin ilk seçimde parlamentoya (tekrar büyük koalisyon kurulursa) muhtemelen ana muhalefet partisi olarak girmesi bekleniyor. Bir tarafta marjinal sol diğer tarafta marjinal sağın cirit atacağı Bundestag’da kitle partilerinin yaşayabilmek için aşırı sağ söylemi dillendirip yükselen marjinal partilerle rekabete girmemeleri artık kaçınılmaz.

Ve Türkiye… Kopenhag kriterleri ile yola çıkan AKP iktidarı, marjinal sağ partileri sağdan sollayan bir ivme ile aynı istikamete koşuyor. Basın özgürlüklerinin kısıtlanması, muhalif işadamlarının mallarına el koyup hapsedilmeleri, hayırsever insanların tutuklanması, akademisyenlerin baskı altında tutulması ve tek tweetlik eleştirilere açılan onlarca senelik davalar… Bu performans, içinde AB normlarındaki aşırı sağ partilerin bile rüyalarını süsleyecek kadar diktatörlük iksiri barındırıyor.

Aşırı sağa çeken kitlenin, özgürlükçü demokrasi, hukukun üstünlüğü ve medya özgülüklerine karşı açtıkları savaşın dışında gizli bir ortak yanları daha bulunuyor; İslam. Marjinal sağ partiler İslam korkusu ile kitlelerini esir alırlarken, AKP zaruret hali fetvaları ile gasptan yolsuzluğa, iftiradan sahte belge üretmeye kadar her suçunu din ile meşrulaştırırken, hiç sıkılmadan kendilerini ümmetin yegane kurtarıcısı olduğunu iddia edebiliyor.

Batılı despot, ırkçı ve faşist akımlar İslam karşıtlığı ile iktidar planları yaparken, Doğu’da İslam adına baskıcı bir tek adam rejimi inşa edenler güç oyunlarını büyük ölçüde İslamı acımasızca araçsallaştırarak oynuyor. Yüce dinimizi Doğu’da ve Batı’da siyasi emellerinin oyuncağı haline getirenlere hangi kapıları açık bıraktığımızı düşünmeden bu kıskaçtan kurtulamayacağız. Mevcut fıkıh anlayışımızdan başlayıp, laiklik algımızı gözden geçirmeden emelleri uğruna dini sıçrama tahtasına dönüştüren aktörlerden kurtulamayacağız.

Türkiye’de askeri vesayeti bitirdiğimizde çoğulcu demokratik bir rejime geçeceğimizi zannederek yanıldık. Dünya’da Samuel Huntington’un tezlerini hafife alıp tozpembe bir evreni basit hamlelerle inşa edebileceğimizi düşünerek büyük ölçüde yanıldık. Medeniyetler çatışmasının tam ortasında bir mucize bekliyoruz.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*