YORUM – MAHMUT ÇEBİ: Teröre karşı, Avrupa’nın başkenti Brüksel’de bir ilk

Uzun süre İslam’da terör olmaz dedik. Müslüman terörist olamaz dedik. Olabilir diyenlere de inanmadık. İnanmak istemedik.
Fakat biz inanmadıkça, inanmak istemedikçe terör daha da yakınımıza geldi. Sınırlarımızdan içeri girdi. Canlı bomba oldu. Caddelerimizde, sokaklarımızda, toplu bulunduğumuz yerlerde patlamaya başladı. Ne yazık ki hepsi Müslüman idi…

“İslamcı terör” kelimesine artık yok diyemiyoruz. Onarlı yüzerli cenazelere Afganistan, Pakistan, Libya, Sudan, Irak, Suriye vs. alışmıştı. Biz yok derken, bu dramdan kaçmaya çalışanlar, Ege Denizi’nde, Akdeniz’de tarihin gördüğü en büyük dramlardan başka birine maruz kaldılar. Ege ve Akdeniz adeta bir mülteci mezarlığına döndü.

Tıpkı terörü, terörü doğuran sebepleri seyrettiğimiz gibi artık bu ölümleri de kanıksadık. Bireysel bazda bizi belki saatlerce ağlatacak dramatik insan hikayeleri rakama ve istatistiklere dönüştü sıradanlaştı. Fakat ne yazık ki bu durum bir kısır döngü olarak hep terörü besliyor. Her adaletsiz ölüm, yeni isyanların, öfkenin ve dolayısıyla terörün sebebi oluyor.

Evet artık “İslamcı Terör” yoktur diyemiyoruz. Sevmediğimiz, asla tasvip etmediğimiz bu davetsiz misafir gaddar, kaba ve adaletsiz bir Kayyım gibi kapımızı çaldı. Adeta intikam duygusuyla hareket edip, hayatımızı ele geçirmeye çalışıyor. Her şeyimizi, hayatımızı hatta dinimizi de kendine göre biçimlendirmeye çalışıyor.

Buna karşı ne yapmamız gerekiyor?

İslam dünyasında yükselen terör belasına karşı yeni bir barış projesine ihtiyaç vardır. Böylesi bir projeye sahip Hizmet hareketi ise, ne yazık ki kendi ülkesinde, devletin bütün imkanlarının kullanıldığı, bir terörist gaddarlığı ve hukuksuzluğu ile süren bu baskı ve yok etme gayretlerine karşı iki yıldır direnmektedir. Hizmet bunca ağır baskı altında önceki gün dünya tarihinde bir ilki gerçekleştirerek, terör iftirasıyla kurumlarına çöküldüğü günlerde, terörü önlemeyi dünyanın gündemine sokmaya çalıştı.

Avrupa’nın başkenti Brüksel’de 57 ülkeden 400 akademisyen, kanaat önderi ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin iştirak ettiği “Şiddete karşı duruş: Mücahede ve Müslümanlar sorumluluğu” konulu sempozyumu Leuven Üniversitesi ile organize etti. İki gün süren programa katılım ve ilgi herkesi şaşırtacak kadar iyi idi. Hem ana toplantının yapıldığı salon, hem tartışmaların yapıldığı dört salon doluydu.

Birçok farklı din ve milletten onlarca insanın saatlerce terörü konuştuğu bir mekanda tek bir kavga veya ortamın nezaketini bozacak çirkin üslupların yaşanmaması, teröre karşı ortak hareket ve anlaşma için diyalogun şart olduğunun bir göstergesiydi.

Bir Budist rahibin “Hayatta iyi şeyler yapmak için bir ilhama ihtiyaç var. Bu sempozyum bunun eyleme geçmiş hali.” sözleri İslam dünyası adına teröre karşı bir ilk olarak hayata geçen sempozyumu en iyi anlatan cümlelerden biriydi.

İslam dünyasında teröre karşı hem söylem hem eylem cihetinde Hizmet gibi çalışma yapan ikinci bir hareket yok. Bazen “Acaba Hizmet, teröre karşı böylesi bir örnek tavır sergilediği için mi cezalandırılıyor, terörize edilmeye çalışılıyor” diye düşünmüyor değilim.

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin sunumu çok netti. “Terörist grupların Müslüman’ca davranmadığını veya manipüle edildiklerini söyleyerek mesuliyetten kaçamayız. Bu gruplar neticede İslami kaynakları suiistimal edip bizim içimizden eleman devşiriyorlar.” sözleriyle ortaya koyduğu realiteye artık “fakat, ama” demeden çare arama zamanı gelmiş bulunuyor.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*