AB, Türkiye ile 17’nci faslı müzakereye açarak sadece „jest“ mi yaptı?

AB ve Türkiye üyelik müzakereleri çerçevesinde 17 numaralı “Ekonomik ve Parasal Politika Faslı” müzakereye açıldı. Böylece AB mülteci krizinde işbirliğine yanaşan Türkiye ile tam üyelik müzakerelerini sürdürmeye karar verdi. Peki, bu yakınlaşma sembolik bir jest olmanın ötesine geçebilir mi?
Avrupa Birliği üyelik müzakerelerinde 17. fasıl olan ‘ekonomik ve parasal politika’ faslı dün Brüksel’de düzenlenen Türkiye-AB Hükümetlerarası Katılım Konferansı ile açıldı. Ancak Türkiye demokratik normlardan uzaklaşırken AB’nin fasıl açmasını eleştiren çevreler, söz konusu fasla ‘mülteci faslı’ diyor.

Son beş yılda bir faslın açıldığı Türkiye-AB üyelik müzakerelerinde dün yeni bir başlık daha açıldı. Dün açılan 17. fasıl ile toplam 15 başlıkta müzakerelere başlanmış oldu. Yeni fasıl mülteci krizi ile canlanan Türkiye-AB ilişkileri çerçevesinde açıldı.

17. fasıl olan ekonomik ve parasal politika başlığı, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in başkanlığında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve AB Bakanı Volkan Bozkır’ın katılımı ile müzakereler açıldı. AB yetkilileri, söz konusu fasıldaki en ciddi meselenin Merkez Bankası bağımsızlığı olduğuna işaret ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen mart ayında faiz oranları yüzünden Merkez Bankası Başkanı ile ilgili sarf ettiği sert sözleri, iktidarın MB’ye müdahalesi olarak yorumlanmıştı. Erdoğan’ın MB’ye müdahalesi AB raporlarına yansımıştı.

Faslın açılacağı Hükümetlerarası Konferans (HAK) öncesi basına açıklamalar yapan Fransa AB Bakanı Harlem Desir ve AB Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’nin Türkiye’nin stratejik önemine işaret eden beyanlar vermesi dikkat çekti. Uzmanlar, AB’nin Türkiye’yi artık müzakereci aday ülkeden ziyade stratejik ortak olarak değerlendirdiğine işaret ediyor.

17’NCİ FASIL MI, MÜLTECİ FASLI MI?
Türkiye demokratik normlardan uzaklaşırken AB’nin fasıl açmasını eleştiren çevreler, Brüksel’i sert bir dille eleştiriyor. Çok sayıda gazetecinin hapiste olduğu ve gazetelere büyük baskı yapıldığı bir ortamda fasıl açılmasına Avrupa gazeteci dernekleri tepki gösteriyor. 17. faslın mülteci krizi ile ilgili olarak açıldığı, Türkiye’nin demokratik gelişimi ile ilgili olmadığını savunan çevreler söz konusu fasla ‘mülteci faslı’ diyor.

AB 56 yıllık Türkiye ile ilişkilerinde 29 Kasım’da ilk defa bir zirve düzenlemiş ve zirvede üyelik müzakerelerinin canlandırılması sözü verilmişti. Türkiye’nin mülteci akınını durdurması karşılığı 3 milyar Euro, Ekim 2016’da bütün Türk vatandaşlarına vize serbestisi ve yılda iki defa Türkiye ile zirve konusunda anlaşılmıştı.

MÜZAKERELER ÇOK YAVAŞ
AB, Türkiye ile başlattığı üyelik müzakerelerinde yavaşlık rekoru kırdı. Geçtiğimiz 10 yıl boyunca sadece bir faslın müzakeresi tamamlanırken, 15 fasıl müzakerelere açılabildi. Rum Kesimi ve Fransa’nın itirazları sonucu 17 fasıl dondurulmuştu. AB’nin 2006’da aldığı karar çerçevesinde Kıbrıs (limanlar) sorunu çözülene kadar hiçbir fasıl müzakeresi kapatılamıyor.

Brüksel’den Türkiye’nin mülteci politikasına jestİki yıllık bir aradan sonra diyalog yeniden başlatıldı: Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki tam üyelik müzakerelerine devam ediliyor. Tartışma yaratmayacak bir fasıl açıldı. 17’inci başlık altında ekonomi ve para politikaları konuşulacak. Türkiye, Avrupa Birliği yönünde yola koyulan mülteci sayısını azaltması karşılığında üyelik müzakerelerine kaldığı yerden devam edilmesini şart koşmuştu. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek Brüksel’de yaptığı açıklamada 17’inci faslın sorun doğurmayacağını ve kendisi için Türkiye’nin Avrupa tarafından ortak olarak tanınmasının sembolik önem taşıdığını söyledi.Fikir özgürlüğü endişesi

Yeni fasılların açılması, 28 AB üyesi ülkenin de katıldığı resmi bir prosedürü gerektiriyor. Hükümetler arası konferansa birçok ülke dışişleri bakanının yerine müsteşar ya da elçi gönderdi. Buluşmanın fazla parlatılmaması isteniyordu. Çünkü AB Komisyonu üye adaylarıyla ilgili son izleme raporunda, Türkiye’deki gelişmeleri oldukça ağır bir dille eleştirmişti.

Brüksel öncelikle Türkiye’deki fikir ve medya özgürlüğü ile yargının bağımsızlığı gibi konularda derin endişe taşıyor. Komisyonun 10 Kasım tarihli Türkiye izleme raporunda, ‘gazeteci, yazar ve sosyal medya kullanıcılarına çok sayıda dava açılmasının, gazetecilerle medya kuruluşlarına baskı yapılmasının ve resmi makamların sair uygulamalarının endişe verici olduğuna dikkat çekilmiş, yeni internet yasasının Avrupa standartlarının gerisinde kaldığı’ dile getirilmişti.

“BRÜKSEL, TÜRKİYE’NİN MÜLTECİ POLİTİKASINA JEST YAPTI”
Öte yandan Deutsche Welle Türkçe’nin Bernd Riegert imzasıyla yayınladığı değerlendirmede iki yıllık bir aradan sonra AB ile Türkiye arasındaki tam üyelik müzakerelerinde tartışma yaratmayacak bir fasıl açıldığına dikkat çekildi. Devamında ise şu ifadelere yer verildi:

17’inci başlık altında ekonomi ve para politikaları konuşulacak. Türkiye, Avrupa Birliği yönünde yola koyulan mülteci sayısını azaltması karşılığında üyelik müzakerelerine kaldığı yerden devam edilmesini şart koşmuştu. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek Brüksel’de yaptığı açıklamada 17’inci faslın sorun doğurmayacağını ve kendisi için Türkiye’nin Avrupa tarafından ortak olarak tanınmasının sembolik önem taşıdığını söyledi.

“Normal şartlar altında olunsa, yani Türkiye üzerinden bu kadar mülteci Avrupa’ya ayak basmaya çalışmasa üyelik görüşmeleri yeniden başlatılmazdı.” Bunu, adının açıklanmasını istemeyen Brüksel’deki diplomatlar söylüyor. Komşuluk ilişkilerinden sorumlu Komisyon üyesi Johannes Hahn açık konuştu ve “komşuluk ilişkilerinde pragmacı olunabileceğini ve görüşmelere başlanmasında Türkiye kadar AB’nin de çıkarı olduğunu”, söyledi. Türkiye’ye fasıllar dışında vize kolaylığı, yılda iki kez AB – Türkiye zirvesi düzenlenmesi ve mültecilere yardım amacıyla üç milyar Euro’luk yardım vaat edildi. Mali desteğin nasıl finanse edileceği ise henüz kestirilemiyor.

ÜYELİK GARANTİSİ YOK
Komisyon üyesi Hahn üyelik müzakerelerinin ‘ucu açık’ sürdürüldüğünü bir kez daha hatırlattı. 2005 yılında icat edilen bu formül, ‘Türkiye’nin ileriki bir tarihte tam üye yapılması hedefleniyor ama bunun böyle olacağı şimdiden taahhüt edilemez’, anlamına geliyor.

Tam üyelik pazarlığı uzun aralıklarla on yıldır devam ediyor. İlk planlara göre görüşmelerin çoktan tamamlanmış olması gerekirdi. Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz içinde bulunulan kriz ortamında siyasi inceliklerin bir yana bırakılmasını ve vaatlerini yerine getirmesi şartıyla Türkiye’ye ‘siyasi bedel’ ödenmesini istiyor.

Kurz, “Konu, mültecilerin durdurulması ve Avrupa’ya gelmemeleri için Türkiye’nin bize yardımcı olmasıdır. Burada dürüst olmak gerekir.” 2016 ilkbaharında Türkiye ile AB arasındaki tam üyelik müzakerelerinde yeni fasıllarının açılması öngörülüyor. AB Komisyonu görüşmelerin ön hazırlıklarına başladı. Birlik üyelerinden ise henüz resmi onay gelmedi.

ZAMAN ONLINE (Kaynak: Deutsche Welle Türkçe)

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*