Kötü hazırlanmış bir müsamere

Hizmet Hareketi gönüllülerini terörle irtibatlandıracak bir kanıta ulaşamayan iktidar, Ergenekon’un ‘evlere silah konularak terörle irtibatlı gösterme’ planını hayata geçirdi. Şanlıurfa’da yakalandığı iddia edilen bir terörist, Hizmet ile irtibatlı gösterilmeye çalışıldı.

İktidarın Hizmet Hareketi’ne yönelik baskı ve ‘şeytanlaştırma’ çabasında yeni bir aşamaya geçildi. Eğitim kurumlarının kapatılması, kurumlara kayyım atanması, gönüllülere yönelik gözaltı ve hapisler sürerken, önceki gün, eski bir senaryo uygulamaya konuldu. Bugüne kadar Hizmet Hareketi gönüllülerini terörle irtibatlandıracak bir kanıta ulaşamayan iktidar, Ergenekon sürecinde Albay Dursun Çiçek imzalı belgede yer alan “evlere silah konularak terörle irtibatlı gösterme” planını hayata geçirdi. Ancak plan o kadar acemi yapılmıştı ki, daha ilk dakikada dökülmeye, çelişkiler bir bir ortaya çıkmaya başladı.
İktidara yakın medyada ve internet sitelerinde flaş haber olarak, cemaat evinde canlı bomba yakalandığı, sözkonusu teröristin üzerinde bulunan bir notu yutmak isterken ele geçirildiği anlatılıyordu. İktidar medyasının alelacele yayına sürdüğü habere bakılırsa, teröristin ele geçirildiği evde Gülen’in deste deste kitapları da yer alıyordu. Fakat ilginç bir durum vardı ortada. Herkesin bildiği ünlü bir Twitter fenomeni bu yaşanacakları birkaç saat önce ayrıntısıyla yazmıştı.


GÜVENLİK UZMANI BATUR: ACEMİCE HAZIRLANMIŞ BİR KUMPAS

Hukukçu akademisyen Umut Çağdaş Batur, sosyal medyada yayılan ve Hizmet Hareketi’ni terör örgütü ile ilişkili göstermek amacıyla oluşturulan bilgi notunu ‘Acemice hazırlanmış bir kumpas’ olarak nitelendirdi. ‘Bahoz’ kod adlı terör örgütü üyesine ait olduğu öne sürülen not için “Bu kadar ahmakça ve acemice hazırlanan kumpas gün gelir bumerang gibi döner, hazırlayanı bulur.” dedi. Batur, “Güvenlik alanında çalışan bir akademisyenin ilk bakışta gözüne takılanlar” diyerek, bilgi notunun kötü hazırlanmış bir senaryo olduğuna dair delilleri şöyle sıraladı: “Örgütsel not aşk mektubu değildir, iletilecek bilgi kısaca ve öz yazılır. Örgütsel notta hâl hatır sorulmaz. PKK’lı örgütten birinden bahsedecekse “kadro” tabirini kullanmaz. Bu, polis tabiridir. Örgütte ‘yandaş’ diye bir jargon yok. PKK’lı elimizde “şervanlar” var diyor. Şervan hitabı örgüt kampına katıldıktan sonra verilir. Yani bunlar (varsa) daha şervan değil. PKK’lı ‘Notu getiren arkadaş güvenilir ve iyidir.’ diyerek nirvanaya ulaşıyor. Bu notu yaz(dır)an kuryelerin örgütte kendini ispat etmiş, yıllardır örgütte olan kişiler olduğunu bilmiyor mu? Örgütler e-posta üzerinden haberleşmeyi bırakalı yaklaşık 7 yıl oldu. Taslak/maslak çok eski hikâyeler. PKK mensupları üniversiteli bile olsa İstanbul Türkçesi ile yazmaz. Bu notu yaz(dır)an kişi sanki Türk gibi.”

 

 
HİZMETE, PKK’NIN AMAÇLARINA ULAŞMASININ ÖNÜNDEKİ ENGEL
Uzun yıllardır gönüllüler aracılığıyla bölgede eğitim ve kültür faaliyetleri yürüten Hizmet Hareketi, PKK’nın birçok engellemesi ile karşılaştı. Çözüm süreci döneminde valilere operasyon yapmama talimatı verilmesiyle rahatlayan ve şehirlere yığınak yapan terör örgütü, birçok okul, dershane ve okuma salonuna sayısız saldırı gerçekleştirdi. Söz konusu kurumlarda çalışan isimler hedef gösterildi. Yurt binaları, içinde öğrencilerin olduğu halde yakılmak istendi. PKK’nın bizzat internet sitesi üzerinden verdiği emirle, Hakkari’de çocukları sokak eylemlerinden kurtarmaya çalışan İmam Aziz Tan ‘cemaate yakın olduğu’ gerekçesiyle öldürüldü. Bu süreçte KCK’ya yapılan operasyonları da Hizmet Hareketi’nin yaptırdığı iddia edildi. İktidara göre Hizmet Hareketi şahindi, çatışmadan yanaydı, barış istemiyordu ve KCK’lıları kelepçeleyerek hapse tıkmıştı. Aynı iktidar, yok etmek istediği Hizmet Hareketi’ni şimdi PKK terör örgütü ile ilişkli göstermek için çare arıyor ve gülünç senaryolara başvuruyor.

 
ÇÖZÜM SÜRECİ İLE PKK’NIN ÖNÜ AÇILDI
Geçmiş yıllarda yapılan operasyonlarla bitme noktasına gelen PKK, iktidarın başlattığı çözüm süreci ile rahat bir nefes aldı. Süreç boyunca binlerce çocuğu dağa kaçıran terör örgütü, Güneydoğu Anadolu’daki şehirlerde yapılanmasını güçlendirdi. Terör örgütü, bu dönemde şehirlere tonlarca silah ve patlayıcı depoladı. Şehirlerarası yolları keserek kimlik kontrolleri yaptı. Sokak sokak örgüt yapılanmasına giderek şehirlerde silah dağıttı. PKK’ya ait sözde mahkemeler kuruldu, hükümler verildi, vergi toplatıldı. Bu dönemde terör örgütünün faaliyetleriyle ilgili yapılan haber ve uyarılar, hükümet çevreleri ve hükümete yakın medya tarafından ‘çözüm düşmanlığı’ olarak değerlendirildi. Bu suçlamadan Hizmet Hareketi de nasibini aldı.
Bu süreçte hükümet üyeleri, milletvekilleri ve iktidara yakın medya tarafından sık sık PKK ve Abdullah Öcalan güzellemeleri yapıldı. Askerin, şehirlerde silah ve mühimmat depolayan ve günden güne güçlenen PKK’ya yönelik operasyonları engellenirken, valilere operasyon yapılmaması talimatı verildiği bizzat dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan tarafından ifade edildi. Erdoğan “Valiler verdiğimiz talimatlar gereği PKK’ya operasyon yapmadı.” dedi. İktidar, 7 Haziran seçimlerinin ardından çözüm sürecinin sona ermesiyle, patlayan bombalar ve verilen 450 şehidin faturasını da Hizmet Hareketi’ne kesmeye çalıştı.

 
DURSUN ÇİÇEK’İN SENARYOSU HAYATA GEÇİRİLDİ
Ergenekon Davasında yargılanan Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlandığı iddia edilen ve Taraf Gazetesi’nde yayınlanan planda, “Hükümeti ve Gülen’i Bitirme Planı”nda Hizmet Hareketi’ni terör örgütü gibi göstermenin yolları aranıyordu. Hizmet’e ait öğrenci evlerinde silah bulunması sağlanarak terör örgütü iftirası atılmasını amaçlayan plan, Erzincan’da uygulamaya kondu, ancak başarılı olamadı. O döneme Hizmet Hareketi ile birlikte hedefe konulan ve bu planın mağduru olan AKP bugün, altında Dursun Çiçek’in imzası bulunan planı biraz acemice de olsa uygulamaya geçirmiş görünüyor.

ÖMER KESKİN İSTANBUL – Haber Yorum

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*