Mahmut Çebi’den hüzün dolu bir yazı: Cihan Şah öldü dediler, asıl ölense Süleyman’dı

Cadı avı başladığında Mus’ab yüzlü ve bir çok kişinin şahitliği ile benzer fıtratlı olan Cihan Şah sağlıklı bir gençti. Bir anda karaciğer kanserine yakalandı. 24 Nisan’da 22 yaşında dualar eşliğinde Hakk’a yürüdü. Süleyman abi “baba candır” gibi sevdiği oğlunun cenazesine bile katılamadı. Ardından yazdığı şiir hüzün doluydu. Onun bir kez daha kanayan kalbinin tevekkül yüklü feryadıydı.
Süleyman abiyi tanıyorum. Ama ailesinden herhangi bir ferdi tanıma fırsatım olmadı. Üç oğlu olduğunu bundan iki yıl kadar önce öğrendim.

Almanya Zaman’a ziyarete gelmişti. Sağolsun benim odaya da uğradı. Sohbet ederken televizyonda gördüğü bir görüntüye takıldı. Duygulandı. Cadı avının yeni başladığı günlerdi. “Benim oğlumu da işten attılar.” dedi. Yeni evli imiş ve bir de çocuğu varmış.

Kendisi farkında değildi. Ama yüzündeki acı o kadar belliydi ki. Hafızama kazındı. Oğlu, babası yüzünden devlet kurumundaki işinden atılmıştı ve yeni bir hayat kurmaya çalışıyordu. Binbir zorlukla… Baba buna sebep olanın kendisi olduğunu biliyordu. Fakat bu yapılan karşısında çaresizdi. Çaresizliği ve ızdırabı o kadar belliydi ki, ben de bir baba olmama rağmen “Baba yüreğindeki evlat acısının” bu düzeyine ilk kez yakından şahit olmuştum.

Cadı avının aile üstünde bir kasırga gibi estiğini daha sonra öğrendim. Meğer Süleyman abinin ikinci oğlu da özel sektörde çalışıyor olmasına rağmen aynı akıbete maruz kalmış. Korku rüzgarı, baskı ile birleşince aile ikinci mağduriyetini, baba ise ikinci darbesini yemiş. Evlatlarını canı kadar seven bir babanın, masumlara değen bu mağduriyete sebep olma sonrasında yaşadığı ruh halini tasavvur edebiliyor musunuz?

Süleyman abinin en olmayacak işlere “Niye olmasın ki!” tevekkülüyle atılışı, o dağ gibi imanıyla asla pes etmeyişi dillere destandır. Buz tutan, önyargı ile nasır bağlayan gönüllere nasıl girmeye çalıştığı, bu uğurda nelere katlandığını keşke herkes dinleyebilse. İnsanı, hem gözyaşı, hem tebessüm hem de hayretler içinde bırakan bu yaşanmış hikayeler kesinlikle sizlerin de imanını artıracak, Rahman ve Rahim olana sevginizi muhkemleştirecektir.

Süleyman abi cadı avı sürecinde en büyük darbenin en beklemediği yerden geleceğini nereden bilebilirdi. Deli gibi sevdiği ve deli gibi sevildiği son çocuğu ve en küçük oğlu Cihan Şah Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde okuyordu. Henüz çalışmadığı için işten atılma, mağdur edilme ihtimali yoktu. Fakat Cihan Şah genç yaşında kansere yakalandı. Günden güne erimeye başladı. Zannediyorum güzel Allah’ım hem Süleyman abinin hem de oğlunun dağ gibi imanını test ediyor, sınırlarını zorluyordu?

Ben Cihan Şah’ı hiç görmedim. Hasta olduğunu da bilmiyordum. Süleyman abi yine ziyaretimize gelmişti. Tarih 2 Şubat 2016 idi. O saatlerde ünlü bir sunucu da Abdullah Aymaz abiyi ziyarete gelmişti. Orada karşılaştılar. Suat Yıldırım abi de o an oradaydı. Hoş bir sohbet başladı. Sohbette ünlü sunucu Süleyman abiye “Seni bir yerden hatırlıyorum abi?” dedi. Amerika’dan hatırladığını tespit ettikten sonra “Ya senin çok yakışıklı, parlak yüzlü bir oğlun vardı. Bizim giremediğimiz odaya girip çıkıyordu.” dedi.

Sohbete bir anda Cihan Şah da dahil olmuştu. Onun üzerine hasta olduğunu öğrendik. Ünlü sunucu “Benden selam söyleyin.” deyince. Ben de “Resimsiz selam olmaz. Bir resim çekip selama ekleyelim.” dedim. Resmi çektim. Fakat Cihan’ın mail adresi, Süleyman abinin ezberinde yoktu. Bana cep numarasını verdi. Biraz sonra Cihan’ı aradım. Nazik, yorgun ama şikayetçi olmayan bir ses tonu ile konuşuyordu. Hal hatırı sorup mail adresini aldım. Olayın hikayesini yazıp, selamlarımızı ekleyip gönderdim. Cihan mutlu olmuştu. Teşekkür ediyordu.

Birazdan Süleyman abi durumu sordu. Zannediyorum beklentisi ilgilenmediğim yönündeydi. Aradığımı, mail yazıp resmi gönderdiğimi, Cihan’ın mutlu olduğunu öğrenmek onu Cihan’dan on kat daha mutlu etmişti.

Yüzünde beliren tebessüm ve mutluluk beni şaşırtacak düzeydeydi. Bunun üzerine Cihan’a son bir mail daha yazıp “İyi akşamlar cihan, bir babayı mutlu etmek, mutluluğu gözünde görmek güzelmiş… Ben de teşekkür ederim…” ifadeleriyle duygularımı yansıttım.

Cadı avı başladığında Mus’ab yüzlü ve bir çok kişinin şahitliği ile benzer fıtratlı olan Cihan Şah sağlıklı bir gençti. Bir anda karaciğer kanserine yakalandı. Bunda ağabeyleri ve babasına yapılan zulmün etkisini Allah bilir. Hastalığı süresince babasını sadece bir kere görebilmesinin tedavi sürecine nasıl yansıdığını da tahmin edebilisiniz. 24 Nisan’da 22 yaşında dualar eşliğinde Hakk’a yürüdü.

Süleyman abi “baba candır” gibi sevdiği oğlunun cenazesine bile katılamadı. Ardından yazdığı şiir hüzün doluydu. Onun bir kez daha kanayan kalbinin tevekkül yüklü feryadıydı.

Rabbim Süleyman abiye ve ailesine sabır, bu zulümleri yapanlara ve sessiz kalanlara da insaf versin.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*