Mc Carthy’nin ayak sesleri… (Mahmut Çebi)

Arkadaşım hem Alman hem Türk vatandaşı. Ailesiyle uçağa biniyor ve Türkiye’ye anne, baba ve akrabalarını ziyarete gidiyor. Ama pasaport kontrolünü geçemiyor. Polis ülkeye giriş yasağının olduğunu söylüyor. Akrabalarını ziyaret edemeden havaalanından geriye dönmek zorunda kalıyor.
Niçin?

Çünkü hakkında ihbar var. Bilmediği birisi onu paralel olarak fişlemiş. Yani o artık vatan haini. Hakkında bir mahkeme kararı yok. Suçunun ne olduğunu ise ne onu ülkeye sokmayan polis, ne de kendisi biliyor.

Geçen sene sılayı rahim vazifesini yapan bir diğer kişi bu olayları duyunca endişeye kapılıyor. Aynı şey benim başıma da gelir mi diye ülkeye giriş yasağının olup olmadığını öğrenmeye çalışıyor. Bunun için yardımını istediği arkadaşı ise net bir cevap veremiyor ama şu tavsiyede bulunuyor:

“Siz bu sene en iyisi Türkiye’ye gelmeyin. Hakkınızda giriş yasağı bulunmayabilir ama şöyle bir durum da oluyor. Ailenizi ziyarete gittiğinizde sizi tanıyan ve cemaate yakınlığınızı bilen bir komşunuz veya yakınınız sizi polise ihbar edebiliyor. Polis böyle bir ihbar geldiği zaman, ihbarı saçma bulsa bile mecburen işlem yapmak zorunda. Çünkü işlem yapmayanı direk paralel olarak yaftalıyorlar. O zaman da gözaltına alınabilir, sonrasında serbest bırakılsanız bile belli bir süre gözaltında kalabilirsiniz.”

Şahıs bu uyarıdan sonra “Seneye Allah kerim” deyip bu yıl Türkiye’ye gitmekten vazgeçiyor.

Amerika’da 1950’li yıllarda yaşanan ve “McCarthyizm” olarak adlandırılan dönemi çok andıran günler yaşıyoruz. McCarthy Cumhuriyetçi Parti Senatörü idi. Hayatı boyunca girdiği her seçimde yalanlara ve sahte belgelere başvurmuş, ülkesinde “cadı avı” başlatarak, “komünist” diye birçok dürüst Amerikalıyı vatan haini ilan ederek politik hayatlarını sona erdirmiş, sahte belgelerle de bazı insanları idam ettirmişti. Amerikan hükümetinin de izin verdiği bu cadı avı sonunda“komünist” oldukları bahanesiyle, vasıflı ve kariyerinde başarılı çok sayıda akademisyen üniversitelerden atılmış, sendikacılardan yazarlara, müzisyenlerden eğitimcilere kadar yüzlerce insan sorgulanmış, bir kısmı tutuklanmıştı.

Türkiye’de artan bir oranda kendisi hissettiren bu durum, sosyal medyaya da kendini göstermeye başladı. Benim de adımın dahil olduğu bir tanesini size aktarayım.

Şu an Türkiye’de birkaç muhalif kanaldan biri olan Can Erzincan TV’nin uydudan atılıp atılmayacağı tartışması yaşanıyor. Sabah gazetesi bir savcının başvurusuna dayanarak, “uydudan atılacak” diye haber yapmış. İnşallah gerçekleşmez. Artık Türkiye mahkeme kararı olmadan savcının başvurusu ile kanal kapatılan ülke haline gelmiş bulunuyor. Her demokrat kimlikli kişinin mutlaka tepki göstermesi karşı çıkması gereken bir durum.

Almanya’dan yerel bir gazete sahibi “Can Erzincan TV kapatılıyor mu?” cümlesiyle aslında tepki bile sayılmayacak bir twit atıyor. Bunun üzerine bir aktroll direk sindirme amaçlı bir twit atıp, üstü kapalı tehdit ediyor. Twit şöyle: “Fetö’nün derdi seni niye ilgilendiriyor! Yoksa Almanya’dan talimat mı alıyorsun! Gördüm seni Mahmut Çebiyle aynı masadaydın!:)”

Yerel gazeteci ile geçtiğimiz aylarda onlarca kişinin katıldığı bir ödül töreninde aynı masaya denk gelmiştik. Demek buralarda çekilen resimler bile ihbar furyasının malzemesi yapılıyor. Yerel gazeteci aktrolle “Allah sizin şerrinizden herkesi korusun” cevabını veriyor.

“Amin” demekten başka yapacak bir şey yok.

Gidişatın nereye olduğunu ise şu satırlar özetliyor: “Totaliter devlet formu ‘soğan kabuğu’na benzer: her katmanın içinden başka bir katman çıkar. Bir katmana dahil olanlar, birbirlerine gizledikleri sırlar aracılığıyla bağlanırlar. Her katman kendini ‘içeride’ bilir; ancak daima daha içeride olan bir katman daha vardır. Katmanlar arasında herkes birbirine yalan söyler, gerçek aidiyetini gizler. En dış çeperlerde yer alan sıradan vatandaşa kadar herkes partiyle ilişkisini daha fazla sırdaş olma üzerinden kurar. Totaliter toplumlarda komşunun komşuyu, hatta çocukların ebeveynleri gizli polise ihbar etmesinin ardındaki saiklerden biri de budur. Totaliter rejimlerde ‘yeni insan’ böyle oluşturulur.”

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*