Oktay Yaman yazdı: Almanya-Türkiye ilişkilerinde derin krizler

İki ülke ilişkilerinin 2015 yılının Ekim ayından itibaren sadece sığınmacı krizi etrafında gelişmesinin hayra alamet olmadığı o tarihlerde kendisini belli etmişken, demokrasiyi çiğneyenlerin sözlerini tutacaklarına ısrarla inanmanın safdillik olacağını belirtmiştik.
Gelinen nokta yazdıklarımızı teyit etti. Türkiye’yi sığınmacı toplama kampına çeviren AB-Türkiye Mülteci Anlaşması’ndaki süreç belirsizliğini koruyor. Nedeni ise Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan’ın 17 Aralık 2013 rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarından sadece bir gün önce imzaladığı AB-Türkiye Geri Kabul Anlaşması’yla başlatılan Türk vatandaşlarına AB’ye vize serbestliği yol haritasında öngörülen 72 kriterin yerine getirilmesi taahhüdünü şimdi inkâr ederek aksi yönde hareket etmesidir. AB’ye göre böylece Türkiye’deki iktidar hükümetine güvenilemeyeceği görüldü. Ahmet Davutoğlu da bizzat Erdoğan tarafından harcananlar bölüğüne dâhil edilince AB’nin yaklaşımları daha da temkinli hal aldı.

AB-Türkiye ve Berlin-Ankara ilişkileri hiçbir dönemde bu denli yoğun ölçekli ve süreklilik arz eden krizler yaşamadı. Haziran 2016 itibariyle başlaması öngörülen Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması dondurulabilir. Erdoğan’ın talimatıyla AKP’de genel başkan değişikliğine gidilmiş olması gözleri 22 Mayıs 2016’da düzenlenecek olan parti kongresine çevirdi. Kongrenin ardından yeni bir başbakan seçimi ile yeni bir hükümetin kurulacak olması AB sürecini daha da geciktiriyor. Çiçeği burnunda saraya bağlı hükümetin ardından AB tarafı da Türkiye’den ne gibi değişiklikler talep edeceğini tekrardan deklare edecek. Olan yine Cumhurbaşkanı’nın tavrından ötürü Türk vatandaşlarına olacak. Çünkü ilgili anlaşmanın yürürlüğe girmesi vize serbestliğiyle kriter olarak ele alındığı için vize muafiyetindeki gecikmeler sadece mülteci anlaşmasıyla geri kabul sürecini olumsuz etkilemeyecek. Eksik kalan koşulları yerine getirmeyi reddetme vize hayalini de başlamadan bitirecek. Kuvvetle ihtimal.

AKP parti kongresinin yapılacağı Erdoğan’ın mutlu gününde Almanya Başbakanı Angela Merkel Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier’i de yanına alarak Türkiye’ye gidecek. Resmi düzeyde ilgili ziyaret Birleşmiş Milletler (BM) Dünya İnsani Yardım Zirvesi’ne katılım ile gerekçelendirilse de Merkel Erdoğan’la görüşecek. Aynı geçen yıl genel seçimler öncesi kendisiyle görüştüğü gibi.

Daha önce meclis gündemine alınması ertelenen “Ermenilere soykırım” tasarısının 2 Haziran 2016’da Almanya Parlamentosu’nda büyük bir ihtimalle kabul edilecek olması ise iki ülke arasında var olan krizi bu kez farklı bir boyutta derinleştirerek arttıracak. İsmini açıklamak istemeyen üst düzey bir müsteşarın şu ifadesinden hareketle Ermeni tasarısının kabul edileceği konusunda iktidar ortakları ve muhalefet partileri belli ki hemfikirler: “Ankara’dan sert bir tepkinin geleceğini tahmin etmek zor değil.” Almanya’nın ardından diğer AB ülkelerinden de benzer adımlar gelebilir. İkisi Cumhurbaşkanı’na hakaret gerekçesiyle bir yıl içinde Almanya’nın Ankara Büyükelçisi’nin üç kez Dışişleri Bakanlığı’na çağrılmış olması kapıdaki krize işaret ediyor. Olası “soykırım” kararıyla ilişkilerin bundan nasıl etkileneceği ise belirsizliğini koruyor. Türkiye’nin AB’de en büyük ticari partnerinin dünya ihracat şampiyonu Almanya olması Ankara’nın hareket alanını daraltıyor.

Vizesiz Avrupa hedefi önündeki terör tanımı engeli de ikili ilişkileri çıkmaza sokuyor. Terörle mücadele mevzuatı ve uygulamalarının AB standartları uyarınca revize edilmesi, özellikle de terör tanımı kapsamının daraltılması ve orantısallık kriteri getirilmesinin Erdoğan’ın iddia ettiği gibi “PKK’yı meşrulaştırmakla” alâkası bulunmuyor. Bu terör örgütü AB ve Almanya’nın terör listelerinde de yer alıyor. Meselenin özü ise şu: İktidar hükümeti terörle mücadele yasalarını kılıf yaparak kendisine muhalif olan herkesi tutuklatıyor. AB ise buna karşı çıkarak hukuk devleti ilkesinin, yargı bağımsızlığının, basın ve ifade özgürlüğünün altını çizerek bunları talep ediyor. Yolsuzlukla mücadele alanında Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Ülkeler Grubu tavsiyelerinin yerine getirilmesi talebi de diğer kriterler arasında bulunuyor. Bunun neden yapılması gerektiğinin sebebini ise herkes biliyor.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*