Seyit Arslan yazdı: Bu işi 17 Aralık’tan bir gün önce Erdoğan başlatmıştı..

Avrupa’da yaşayan 5 milyona yakın Türkiye kökenli vatandaşın gözü kulağı olası bir vize muafiyeti anlaşmasındaydı. Birçoğu yıllardır köylerinde, memleketlerinde ziyaret ettiği ve yorucu vize prosedürü yüzünden Avrupa’ya gelemeyen akrabalarının gelebilme ihtimaliyle heyecanlanmıştı. Yıllardır kabus olan ‘Avrupa Vizesi’nin kalkacak olmasının heyecanı Türkiye’de de hissediliyordu.
Ancak mesele ne olduysa son anda vizesiz Avrupa için talep edilen 72 kriterden birisi olan ‘terörle mücadele yasalarının içeriğinin Avrupa ve AİHM standartlarına uyması’na takıldı. 65. kriter mahkeme ve kolluk uygulamalarının adil yargılama hakkı, ifade, toplanma, dernek kurma özgürlüğü ile uyumunu da talep ediyordu. Hukukta adamına göre muamele etmenin önüne geçecek, terör tanımı ile kafasına göre oynanamayacak düzenlemeler yapılacaktı. Bunların ülkedeki mevcut durumunu kamuoyunun takdirine bırakmak kafi. Peki, ne oldu da Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan Başbakan Davutoğlu’nun istifa etmesinden bir gün sonra ‘Brüksel’de teröristlere çadır açtırıyorsunuz, samimi değilsiniz diyerek’ vizelerin kalkması için son adımda ‘sen yoluma, ben yoluma’ dedi?

Vize treni raydan çıkmadan önce tweetleriyle meşhur eski AB Bakanımız Egemen Bağış Avrupa Birliği Komisyonu’nun ‘vizeler kaldırılsın’ tavsiye kararı sonrası yine bir tweet attı. Olayın mimari olarak 16 Aralık 2013’te anlaşmaya ilk imzayı atan dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a selam çaktı. Mesajında ‘Cumhurbaşkanı’mızın talimatıyla yıllar evvel başlattığımız ve 16 Aralık 2013’te imzalanan süreç ilerliyor.’ yazmış Bağış ve sonunda da şükretmeyi ihmal etmemiş.

İyi ki varsınız arşivler. http://www.mfa.gov.tr/turkiye-ile-ab-arasinda-vize-serbestisi-diyalogu-mutabakat-metni-ve-geri-kabul-anlasmasi-imzalandi.tr.mfa linkindeki haberde bir de vizesiz Avrupa’nın yol haritasını anlatan bir link mevcut. http://www.mfa.gov.tr/data/agreed%20minutes%20ve%20annotated%20roadmap.pdf linkinde uzun uzadıya 72 kriterin nasıl şekilleneceğin anlatılıyor ve 17 sayfalık metnin 15. sayfasında terörle mücadele yasalarındaki değişiklik aynen bugünkü şekliyle ifade ediliyor.

O gün Dışişleri Bakanı olarak metne imza atan ve koltuğunu kendi ifadesiyle ‘zaruret’ten devreden isim Başbakan Davutoğlu. İmza törenine katılan o günkü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ‘önümüzdeki dönemde vatandaşlarımıza en kısa sürede vize muafiyetinin sağlanmasını teminen geri kabul anlaşmasının uygulanmasına ilişkin sürecin kararlılıkla sürdürüleceğini’ ifade ediyor. Tarih, Türkiye’de hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı meşhur 17 Aralık yolsuzluk operasyonunun bir gün öncesi.

Başbakan Davutoğlu’nun sığınmacı krizi sonrası tekrar gündeme gelen vize muafiyetine büyük önem atfetmesi, kriterler için Meclis’in gece gündüz çalışmasından sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi ‘terörle mücadele ediyoruz, çadır var’ diyerek tüm anlaşma çöpe atıldı. Öncelikle terör örgütünün Belçika’da çadır açması yeni bir durum değil. Daha önce de yazdığım gibi Brüksel’e 2012’de gittiğim de bizzat kendim de şahit olmuştum açılan Öcalan posterli çadırlara. Terörle mücadele 7 Haziran seçimlerinden sonra başlamadığına göre ne oldu da terörle mücadele yasası bahanesiyle vize muafiyeti süreci çöpe atıldı? Anlaşmanın mimarı Erdoğan için ne değişti de 2,5 yıl önce kabul edilen yol haritası bugün kabul edilemez oldu?

Türkiye’nin dış politikada ciddi savrulmalar yaşadığını biliyoruz. Ancak sığınmacı krizi sonrası reel politika gereği de olsa yakınlaşan AB ve Türkiye’nin arasına yeniden mesafeler konması ülkemiz için ciddi bir kayıp olacaktır. En çok şikayetçi olduğumuz alan hukuk ve keyfi uygulamalardan kurtulmak istiyorsak standartlarımızın nereye gelmesi gerektiği de belli. Hükümet ‘silahsız terör örgütü’ diye uluslararası literatürde olmayan bir kavram ile binlerce insanı içeri atıyor, yüzlercesi de tutuklu. Terörle mücadele yasası değişse hangi planlar suya düşecekti şimdilik sadece tahmin edebiliyoruz.

Türkiye’nin demokrat hukuk devleti yolunda tekrar kararlılıkla yürümesi tek dileğimiz. Bundan sonrasına gelince. Bugünkü konsensüsü oluşturmak artık hiç de kolay değil. Unutmayalım ki Almanya ve Fransa’da 2017 seçim yılı. Avrupalı hak ettiğimizi vermeye mecburiyetten ikna olmuştu, o da iç siyasete kurban gitti..

12.05.2016 16:54

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*