Seyit Arslan yazdı: Eğitimli Avrupalı Türkler, Türkiye’ye dönmekten neden vazgeçti?

İş bulma ve yükselmede özellikle kamuda liyakat yerine tanıdık sisteminin baskınlığı, verim yerine ikili ilişkilerin öne çıkması Avrupa eğitim sisteminden geçen Türklere ülkesinde turist olmaktan başka bir imkan bırakmıyor. Kalifiye gençlerin hızlı bir şekilde iş bulması Almanya’yı cazip kılıyor.
Türkiye Uyum ve Araştırmaları Merkezi Vakfı (TAM) bünyesinde önemli bir çalışmaya imza atılmış. Bugün gazetemizde haberini okuyacağınız araştırmanın bazı detayları son dönemde yaşananlarla ilişkili önemli ipuçları veriyor.

Öncelikle araştırma ikinci kuşak ve sonrasındaki Almanya’daki kalifiye işgücü statüsündeki Türkler hakkında önemli bilgiler içeriyor. ‘Gelecekte birgün Türkiye’ye dönmeyi düşünüyor musunuz?’ sorusuna ‘evet’ cevabı verenler yüzde 40’ta kalırken ‘1 ila 5 yıl içinde döneceğim’ diyenlerin oranı sadece yüzde 13. Döneceğim diyenlere sebebi sorulduğunda ‘Daha iyi iş imkanları ve akrabalar ile birlikte olma’ en önemli iki sebep olarak öne çıkmış.

Yüzde 60 oranında dönmek istemeyenlerin en önemli gerekçesi yurtdışındaki yaşam tarzına alışmış olmaları (yüzde 66,8). İkinci önemli nokta ise yüzde 63,3 ile Almanya’daki iş şartlarının daha iyi olması. Katılımcılardan Türkiye’deki mevcut durumla ilgili notlandırma yapılması istenmiş ve en düşük notu sırasıyla ‘ülkedeki siyasi durum, eğitim imkanları ve sosyal ortam’ almış. En iyi notu yatırım imkanlarına vermişler. Almanyalı Türklerin yüzde 86’sı anavatanına katkı sağlamak istiyor, ancak bunu ülkeye dönmeden belli projeler ve bilgi transferi ile gerçekleştirmek istiyor.

Önemli oranda hızlı bir şekilde iş bulan Almanyalı Türklerin hissiyatının neden bu durumda olduğuna gelince. Bundan beş yıl önce Avrupa gazetelerinde Türklerin doğup büyüdükleri Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye çalışmak ve yaşamak üzere gidişleri tartışılıyordu. Tersine bir beyin göçü söz konusu idi. Ancak son 3 yılda zirve yapan kutuplaşma, artan terör olayları, özellikle kamuda iş bulabilmek için referansın olmazsa olmazlığı Avrupalı Türklerin, Türkiye’ye olan güvenini sarstı.

Bugün birinci nesil Türklerde ‘bir gün ülkeme döneceğim anlayışı’ hala hakim olsa da yetişmiş eğitimli insanımızın ülkeye bakışı maalesef olumsuz. En düşük notu da siyasi duruma vermeleri de boşa değil. Siyasetin araç bırakma süresi, emeklilik gibi konularda yaptığı icraatlar, dönme eğilimli ilk nesle hitap ediyor. Yeni nesillerin Türkçe ile araları da iyi değil. Anavatanları ile en önemli bağlarını oluşturan ana dillerine, Türkçeye hakim değiller. Türkçe konusunda Türkiye ve Avrupalı STK’ların karnesinde kocaman bir sıfır var.

İş bulma ve yükselmede özellikle kamuda liyakat yerine tanıdık sisteminin baskınlığı, verim yerine ikili ilişkilerin öne çıkması Avrupa eğitim sisteminden geçen Türklere ülkesinde turist olmaktan başka bir imkan bırakmıyor. Kalifiye gençlerin hızlı bir şekilde iş bulması Almanya’yı cazip kılıyor. Eğitim seviyesi iyi olmayanlar ise meslek kursları ile hayata öyle ya da böyle tutunuyor, kimisi sosyal devletin imkanları ile ayakta kalmaya çalışırken bir kısım da girişimci olarak hayata atılıyor.

Türkiye’de iktidar farkında mıdır bilinmez ancak Avrupa’daki Türkler, Türkiye’de bitmek bilmeyen gerilimden beslenen bir iç politikadan bıkmış durumdalar. Bu yüzden siyasete ve siyasetçiye ilgi az. Türkiye’nin sorunları ile Avrupa medyasında yoğun bir şekilde yer alması kimlik arayan yeni neslin bulundukları ülke ile güven ilişkisine de zarar veriyor.

Güçlü Türkiye resmi yerini kavga eden bir Türkiye’ye bıraktı. Köprüler, yollar yapıldı; ancak yeni nesillerin anavatanlarıyla gönül köprüleri sallanıyor. Cesareti olan Almanya’daki üç-beş genç ile rahat bir ortamda konuşsun, ne demek istediğimi çok iyi anlayacak. Güvenli ve güçlü bir ülke nitelikli işgücü için her zaman gidilmek istenecek bir ülke olur. Barış olmayan ülkede huzur olmaz, o ülkeye işgücü falan da gelmez.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*