Trump, Amerika’da neden başkan adaylığına yürüyor?

Müteahhit Ali Ağaoğlu’nun üstüne biraz Melih Gökçek sosu ekleyin ve bu karakterin ülkenin en yüksek koltuğuna göz diktiğini hayal edin. Amerika’da Cumhuriyetçiler’in başkan adaylığına en yakın isim olan emlak milyarderi ve ‘reality show‘ yıldızı Donald Trump, onu tanımayanlar için böyle tarif edilebilir.

Gerçi Türkiye siyaseti döner dağıtarak kalabalıkları meydanlara toplayan işadamı örneğini de gördü, ama Donald Trump gibi adeta karikatürü andıran bir ismin tüm rakiplerinin önüne geçip Hillary Clinton’ın kasımda rakibi olma ihtimali Amerika’nın seçkinlerinin en büyük kâbusu şu günlerde. Hele de ‘Süper Salı‘ adı verilen toplu ön seçimlerde “Amerika’yı tekrar büyük yapacağız.” diyen Trump’ın, Ted Cruz ve Latino kökenli favori adaylardan Marco Rubio’yu geride bırakması karşısında…

Peki, Trump’la ilgili tek sorun para görünce dayanamadığını söylemesi, zengin bir aileden gelmesine rağmen görgüsüzlüğü ve cahilliği mi? Maalesef Amerika’nın ‘okumuş‘ kesimini ürküten tek bu değil. Trump, izlenme rekorları kırmak, TV showlarında kullanmak için iyi bir malzeme olabilir ama söz konusu ciddi meseleler olunca tam bir felaket. Zaten Başkan Obama da tam da bu nedenle, “ABD başkanlığı bir televizyon showu değil, Amerikan halkının sağduyusuna güveniyorum.” dedi.

Donald Trump kampanyasını, illegal göçmenleri ülkeden atma sözü üzerine inşa ediyor ama Amerika gerçeklerini bilen herkes bu vaadin ya da Meksika sınırına duvar örmenin hayatın akışına ters olduğunun farkında. Müslümanların ülkeye girişinin yasaklanmasını önermesi en dudak uçuklatan vaadi oldu ve İngiltere’de bile karşı kampanyalara yol açtı.

Trump, kadınlara yönelik seviyesiz cinsiyetçi yorumları ile de dikkat çekti. Son günlerde de ırkçı KKK hareketinin kendisine verdiği desteğe sessiz kalmakla eleştiriliyor.

Peki, nasıl oluyor da Amerika’yı bir erime potası, göçmen ülkesi yapan ‘değerler’in antitezi Trump, kendine bu derece destek bulabiliyor? Dünyanın her yerinde olduğu gibi geniş kitlelerle elitler arasındaki bakış açısı farkı Amerika’da da geçerli. Harvardlı Amerikalı bir hocamdan biraz elitist bir alıntı yapmak gerekirse; yığınlar niteliksizdir. Yönlendirmeye de açıktır. Trump da ekonomik kaygıların zirve yaptığı, geçmişin aksine tek maaşla ev geçindirmenin zor hale geldiği, lise mezunlarının iş bulmakta zorlandığı, ‘dağdan gelip bağdakini‘ iş hayatında kovan göçmenlerle rekabetin kızıştığı bir iklimde ortaya çıktı. Bir anlamda ‘korku faktörü’ne oynadı. Korku ile cahil cesareti birleşince de ancak ‘reality show’da olur denecek bir kâbus görmeye başladı Cumhuriyetçiler.

Amerika’nın aklıselim kesiminin rahatsız olduğu Trump’ın beklenmedik yükselişinden en çok memnun olan isim ise Hillary Clinton olsa gerek. Muhtemel bir Clinton- Trump eşleşmesinde, Amerika’nın elitleri ülkelerinin bir televizyon showu malzemesine dönüşmesine izin vermemek için ellerinden geleni yapacaktır.

1999 depremi sonrasında Bill Clinton, Türkiye ziyaretinde o kadar sempati toplamıştı ki ‘burada seçime girse kazanır‘ yorumları yapılmıştı. Şimdilerde ise Trump’ın para ve ün zaafı, cehaleti, korku siyasetine oynaması ve kendisinden olmayan herkese düşmanlığı göz önüne alındığında, Türkiye’de seçimlere girse kazanacağını tahmin etsek yanılmayız.

YORUM: SEVGİ AKARÇEŞME

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*