YORUM – VEYSEL AYHAN: Parti ve cemaat farkı

AKP nedir? Konumuz AKP’nin tabanı ve seçmeni ile ilgili değil. Teşkilat ve yönetimle ilgili.

Particilik, çoğu zaman insanların bir menfaat, makam, ikbal ve ihale edinme amacıyla bir araya gelmeleri işidir. Bu, siyasetin tabiatı gereği bir yöneliştir. Bunu yalanlayacak bir AKP’li yoktur sanırım. Bu sebeple de partiler çıkar amaçlı unsurlardan oluşmuş yığma bir binaya benzetilebilir.

Muhteşem görünüşlü bir bina/saray düşünün. Ama tuğlaları arasında harç yok. Kolonları çelik içermiyor. Bir araya gelmenin tek gerekçesi konumunu koruyup bir şeylerden nemalanmak. Böyle bir yapı en ufak bir meltemde gıcırdamaya başlar. Az bir rüzgârda boyaları dökülür. Ve menfaat kaynağının odağı az bir sendelese menfaat peşindeki tuğlaları/kadrolar derhal dağılmaya başlar.

Duvarı ayakta tutan ve tuğlalar arası birlikteliği sağlayan harç beraberce halka hizmet duygusu ve sevgidir. Peki şu anki AKP’de halka hizmet ve halkı sevme duygusu var mı? Daha zor bir soru: Birbirlerini seviyorlar mı? Hatta birbirini gerçekten seven iki kişi var mı? Mesela Saray’da menfaatleri/astronomik maaşları kesilse birbirine selam vermeyi sürdürecek iki kişi var mıdır? Devam edelim: Partidekiler Saray’dakileri sever mi? Saray’dakiler partidekilere muhabbet duyar mı? Erdoğan Davutoğlu’nu sever mi? Davutoğlu Erdoğan’ı sever mi? Bakanlar, Davutoğlu’nu sever mi? Cemaat peşinde koşmaktan polis teşkilatını ve istihbaratı bitiren ve hâlâ hicap duymadan pişkince koltuğunda oturan içişleri bakanını seven tek insan var mıdır? Adalet ve yargının dibine kibrit suyu döken Bozdağ’ın tek bir seveni var mıdır? Tüm bunların cevabının ‘hayır‘ olduğunu en iyi AKP’liler bilir.

Peki AKP’de tek bir entelektüel kalmış mıdır? Yazısı okunmaya değer ve okunan, herhangi bir konuda yeni bir şey söyleyen tek bir AKP yandaşı yazar kaldı mı? Kalanlar kim? Entelektüel Mehmet Metiner, ahlak öğreticisi(!) Engin Ardıç, futurist sosyopat Tuğçe Kazaz. Ekonomist Yiğit Bulut ve Cemil Erten ikilisi ve peşine takılıp mutlu ettikleri siyasi ideolog Doğu Perinçek.

Yayın yönetmenlerinin halini, bir kısım üst kadronun ahlak sefaletini A. Dilipak’ın yazdığı, A. Taşgetiren’in 4 yıl önce yazdığı ama şimdi yazamadığı yazılara havale edelim.

Sonuç olarak siyasi pratik ne kadar gizlemeye çalışsa da AKP bitmiş bir partidir. Siyasi ömrü sona ermiştir. Tam bir siyasi mevtadır. Duvarları gıcırdamakta, pervazlar esnemekte, kolonlar bel vermektedir. Savaş çıkararak, kan dökerek ve düşman üreterek bitkisel hayatını uzatmaya çalışmaktadır. Eskilerin dediği gibi: ‘Varlık çalıştırır, yokluk vuruşturur.‘

Cemaat nedir? Cemaat ise menfaat edinmek için değil menfaatini kaybetmek için bir araya gelenler topluluğudur. Kimse zengin olmak için bir cemaate intisap etmez. Ortak dert öncelikle ahirete imanla gitmek ve insanların imanını kurtarmaktır. Cemaat mensupları ihalelerden komisyon toplamaz, rüşvet almaz, suça bulaşmaz; burs verir, okul yapar, fakir fukaraya ‘Kimse Yok mu‘ ile yardım eder. Dünya malını kaybetmek onları enterese etmez. Tek değer verdikleri şey kalplerindeki imandır.

Bir partili bunu anlayamaz. O nedenle birilerini hapse atınca cemaat korkup dağılacak zanneder. Okul kapatınca, dershaneye saldırınca hizmete gönül verenlerin vazgeçeceğini düşünür. Oysa anlayamadıkları şey ortada menfaat birlikteliği değil iman ve hizmet birlikteliğinin olmasıdır. Tarih bilmezler. Bilselerdi tarihte hiçbir bir iman hareketinin baskı ve terörle yok edilemediğini öğrenirlerdi. Bilselerdi tarihte nihai kazananların mal mülk sahipleri değil iman sahibi topluluklar olduğunu öğrenirlerdi.

İşte usanmadan bıkmadan yalan manşet atan zavallıların anlayamadığı nokta bu. Neo-Haricî gazetenin yaşlı kâhini ‘Yakında cemaat dağılıyor‘ diye 20 defa yazı yazdı. ‘Turfa müneccim‘ elli kere sevinçle ‘Cemaat bitti‘ dedi. Okunmayan pravdalarında binlerce yalan ve iftira attılar. Ama sonuçta attıkları yalan ve iftiralar yayın yönetmenlerini ve havuz yazarlarını birer haşhaşi zombiye çevirdi. Her biri birer hilkat garibesi oldu. Ama farkında değiller. Yani biten cemaat değil kendileri oldu.

Cemaati bitirmek için tüyo!

Cemaat bu süreçte içine sızan konjonktürel menfaat avcılarını ayıkladı. Kenetlendi. Allah’la irtibatını artırdı. Allahu â’lem, mesela cemaat 3 yıl önce Allah’a kurbiyet sahibi yüz insanla belkemiğini oluşturuyorsa şimdi Allah’ın izni ve inayetiyle zulüm sebebiyle kadınlı erkekli binlerce hatta on binlerce muztar gönülleri ve gözleriyle göklere mıhlandı. Yani bitenler kendi karakterlerini ve kadrolarını ölçü yapıp cemaate ömür biçenler oldu.

Ne yapmalılar? Cemaati bitirmek için tek çareleri topluca cemaate sızmak! Başka türlü cemaati bozma ve bitirme ihtimalleri yok.

– Rant peşinde ölesiye ter döken elemanlarını,

– İhaleyle yatıp uykuda bile rüşvet ve komisyon sayıklayan partililerini,

– Ukrayna’ya sefere çıkan mensuplarını,

– Mafya kırması süfli kayyımlarını,

– 40 haramilerini,

– 1001 hortumcularını,

– Yeşil ağaç görünce kırmızı gören boğalar gibi dozere koşan müteahhitlerini,

– ‘Dava‘ peşinde koşmaktan namaza ve cumaya vakti kalmayan dindar(!)larını cemaate sızdırmaya çalışmalılar. Bunu yaparlarsa cemaat gerçekten biter!

Çünkü cemaatte bu türden kimse yok. O nedenle de böyle mahlukun olmadığı bir binayı/kadroyu küre-i arz bomba olup patlasa bitiremez.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*