‚Çocuklara merhameti öğretirsek, zalimlik biter‘

ŞU ANKİ NESLİN CİDDİ BİR DİĞERKÂMLIK VE AİDİYET SORUNU YAŞADIĞINI BELİRTEN DAVRANIŞ BİLİMLERİ UZMANI AŞKIM KAPIŞMAK, “MERHAMETİN OLMADIĞI YERDE ZALİMLİK VAR. ZALİMLİK, İLLA ADAM ÖLDÜRMEK DEĞİLDİR.” DİYE KONUŞUYOR.

SÜMEYRA ÇİÇEK -[RÖPORTAJ]

Davranış bilimleri uzmanı ve yazar Aşkım Kapışmak, son kitabı ‘Yaşam Kitabı‘ ile yeniden okuyucuyla buluştu. Bir araya geldiğimiz yazar ile son yıllarda yaşanan iletişim kopukluğunu konuştuk. Kapışmak, toplumun ‘merhamet‘ eksikliğine vurgu yaparak, ebeveynlerin çocuklarına merhameti öğretmesi durumunda gelecek nesil için zalimliğin son bulacağına inandığını söylüyor.

İletişim çağında, iletişimden kopuk yaşıyoruz. Birbirimize bedenen yakın ama ruhen çok uzağız. Anlamıyoruz, bir yandan anlaşılmıyoruz. Davranış bilimleri uzmanı Aşkım Kapışmak, bu kopukluğun sebebini sorduğumuzda “Ülke olarak regresyon yaşıyoruz.” diye cevaplıyor. Yani duygusal gerileme yaşıyoruz. Hani çocuklar diyalog kurmaz, hemen küser ya, ülke olarak da aynen bu halde olduğumuzu söylüyor. “Ülkede bir gaz var. O gerginlik gazını atamadık üzerimizden. Ayrıştık. İnsanların merhameti de, sevgisi de, hoşgörüsü de artık kendine.” diyor. Toplumun en büyük eksikliğinin ‘merhamet‘ olduğunu vurguluyor. Anne ve babaların çocuklarına merhametli olmayı öğretmesi durumunda gelecek nesiller için zalimliğin biteceğine inanıyor. Şu anki neslin ciddi bir diğerkâmlık ve aidiyet sorunu yaşadığını belirtiyor. “Merhametin olmadığı yerde zalimlik var. Zalimlik, illa adam öldürmek değildir. Kadınlara tecavüz, başkasının hakkını yeme, kendi öncelikli yaşama, narsisizm… Bunların hepsini katabiliriz.” diye konuşuyor.

Ahlaklı olmanın geri kafalılık gibi algılanmasından yakınan Kapışmak, kendisinin bile ötekileştirilmekten kurtulamadığını söylüyor. Bunun ahlaksızlıktan kaynaklandığını dile getirerek şöyle konuşuyor: “Popüler kültür ahlakı reddediyor. Üretkenlikten yararlanabilmen için, ahlak gibi bir kavramın içinde olmaman gerekir. Ahlakın zayıfladığı yerde insanların daha çok birbirini putlaştırdığını düşünüyorum. Ahlak insana sınır çizer. Bu konuda Avrupa, Amerika bizden daha iyi. Okullarda değerler eğitimine başlamışlar. Biz ne zaman oraya ulaşacağız bilmiyorum. Hâlâ ötekileştirmenin tabusunu üzerimizden atamadık.”

Duygusal körlük yaşıyoruz

Bir dönem İspanya’da yaşadığını ve orada gördüklerini anlatan Aşkım Kapışmak, trenlerde, sokaklarda insanların İncilleri kişisel gelişim kitapları gibi okuduğunu, kimsenin onları yadırgamadığını anlatıyor. “Burada bir kişi metroda Kur’an okusa ne olacak bilemiyorsun. Allah’ın ilk emri ‘oku‘ boşuna değil. Bunda bir mana var. Biz dini de ilmi de okuyamadığımız için ilginç bir şey yaşıyoruz.” İlim adamlarının dine, dindar insanların ise ilme uzak olduğunu belirtiyor ve “İlimsiz din, dinsiz ilim de olmuyor.” diyor.

Kapışmak, “Gün geçtikçe uçlarda yaşıyoruz. İki taraf da duygusal körlük yaşıyor. Bu düzelmediği sürece istediği kadar binalar yükselsin, yollar yapılsın içi boş gibi geliyor. Batı der ki, eğlen gez. Din der ki, dikkatli ol, kırma, dökme, günaha girme. Bu ikisi birleştiğinde insan ahlak sınırları dışına çıkmadan eğleniyor. Kuralları, disiplini, empatiyi, diğerkâmlığı, hak alıp vermeyi, bir de maneviyatı biliyor.” ifadelerini kullanıyor.

En sevdiğim aforizma

“Evde mutlu olmayan elde mutlu olamaz.” Ev köktür. Evde mutlu değilsen dışarıda da mutlu olamıyorsun. Çocuk gibi düşünün. Çocuk dışarıda yaralanır, evde pansuman olur. Yetişkin de öyle. Dışarıda aşktan, işten, trafikten dolayı acı çekersin ama evde öyle bir mutlu olmalısın ki, dışarıdan geldiğinde o evde seni iyileştirebilecek birilerinin olması gerekli.

Ölmeden önce her şeyi tüketmeye çalışıyoruz

“Herkes kendine kilitlenmiş durumda. Biraz daha durabilmeyi, susabilmeyi, az yemeyi, az konuşabilmeyi öğrenmemiz lazım. Biz bunu yapmıyoruz, aslında ölmemek için hızlanıyoruz. En derinlerde herkes öleceğini biliyor ve öleceğini bildiği bir dünyada hızlı yaşayıp ölmeden önce her şeyi tüketmeye çalışıyoruz.”

Röportajdan kısa kısa…

Bir çocuk her gün annesinden dayak yese bile, sokakta biri onu kaçırmak istediğinde annesini ister. İnsan korktuğuna da bağlanıyor. Bir lider seni korkuttuğunda da bağlanıyorsun, patronuna da.

Mutluluk aşk, ölüm, empati… binlerce kavram var. Bu kavramlar üzerinden derinlik sohbeti yapan bir ülke değiliz. Her camiadan insanlarla bir araya gelip, bir kavram ile ilgili muhabbet edebilmeyi öğrenmeliyiz.

Aileler çocuklarına mal mülk bırakmayı bırakmalı. Bir ev, bir aile nasıl kurulur mantığı aşılansa daha yararlı olur.

Evlenme programlarının hepsi gitmeli. Bazı futbol programları, yarışmalar yeniden düzenlenmeli, sınırları olmalı. İnsanlara bir şey öğretecek ve kendini iyi hissettirecek bir şey yapılmalı.

Televizyonda gece-gündüz kuşaklarına ba-kın sürekli cinsellik, tecavüz, kaçırma, kavga, eş değiştirme, eş bulma var. İnsanlar izleyince bana bir etkisi yok sanıyor ama yanılıyor. İzlediğin her şeyi bir süre sonra düşünür, yapar, hisseder hale geliyorsun.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*