“Eğitimden, iş hayatına dek her alanda adaletsizliğe uğruyoruz“

Zerife Yatkın 11 Ekim’de yapılacak Viyana seçimlerinde Yeşiller partisinde Eyalet Milletvekili adayı. Partisi tarafından seçilebilecek bir konumda aday gösterilen Yatkın, Avusturya’ya akın akın gelen mülteciler konusunda oldukça etkin oldu. Arapça bilmesi itibariyle hem ilticacıların acil dertlerini çözmede hem de bürokratik noktalarda kilit roller oynayan Yatkın ile Viyana seçimlerini, yükselen aşırı sağı, sorunları, çözümleri, Dr. Turgay Taşkıran’ın liste başı olduğu GFW hareketini, şu an çadırlarda barındırılan mültecileri ve kendisini konuştuk. Zaman Avusturya ile samimi bir söyleşi gerçekleştiren Zerife Yatkın, önümüzdeki seçimlerde herkese duyarlılıkla sandığa gitme çağrısında bulundu.
Zerife Hanım öncelikle sizi politikacı kimliğinizle biraz tanıyabilir miyiz?
Türkiye Antakya´nın Samandağ ilçesinde doğdum. Lise´ye kadar Türkiye´de yaşadım, sonrasında Viyana´ya yerleştim. Mesleğim, eğitim ve meslek danışmanlığı. Daha çok 15 ile 25 Yaşları arasında gençlerle çalışıyoruz. Özellikle temel eğitimi bitirememiş gençlerle çalışıyorum. 15 Yıldır Viyana‘nın On Yedinci Bölgesinde seçilmiş belediye meclis üyesiyim. İnsan hakları, göçmen ve kadın haklarının yanında eğitim de çalışma konularımın arasında. Yeşiller´de çeşitli organizyonlarda yönetim kurulunda çalışmalar yürütüyorum. Günümün ortalama on sekiz saatini insan hakları için mücadele ile geçiriyorum. On iki yaşımda başlayan bu mücadelede hala aynı kararlılık ve imanla yola devam ediyorum. Hayata olabildiğince pozitif bakıyorum. Attığımız her adımın insanları iyi-kötü şekilde etkilediğini düşünerek toplumun faydalı bir ferdi olarak bilinçli yaşamayı seven klasik bir göçmen kadını ve oğlu ile gurur duyan bir anne….
11 Ekim’de Viyana’yı çekişmeli bir seçim bekliyor. Mülteci akını, aşırı sağcı parti FPÖ’nün baskısı, sağlık ve eğitim sistemindeki tartışılan aksaklıklar derken herkesin gözü Viyana seçimlerinde. Zira bu seçim Avusturya’daki politik gidişatın geleceği adına da çok şeyler söyleyecek… Siz ne dersiniz? Seçime giderken Viyana’da şu an nasıl bir tablo var?
Şu anda Viyana´da Yukarı Avusturya seçimlerinin hayal kırıklığı var. Hem siyasi partilerde hem de halktta bir tedirginlik sözkonusu. Elbette bu seçim sonuçlarını ciddiye alıyoruz. Aşırı sağcı bir parti olan FPÖ´nün bu şekilde oy kazanması elbette kolay kabul edilebilir bir mesele değil. Ama bu sonuçlar demokrasinin bir cilvesi ve demokrasi bu gibi seçim sonuçlarını da taşıyabilmeli. Kaldı ki bu yüzden kesintisiz ve aynı kararlılıkla yolumuza devam diyoruz. Viyana, Avusturya´nın diğer kentlerine oranla daha multikültürel ve solcu duruşu olan bir kent. Son beş yılda Yeşiller Partisi‘nin etkili olduğu bir sürü proje sayesinde Viyana halkının günlük yaşamında daha fazla kalite ve kolaylık getirdik. İnanıyoruz ki insanlar da bunu görüp ona göre karar verecekler.

 

Her ne kadar Yeşiller muhalif bir pozisyon alsa da dediğiniz gibi şu an Viyana’da koalisyon ortağı. Güzelliklerde katkınız olduğu gibi, zaafiyetlerde de Yeşiller’in eli bir şekilde mevcut. Bu açıdan seçime giderken seçmen Yeşilleri nasıl doğru anlamalı. Bunca plakat ve tanıtım çalışmalarınıza rağmen seçmen sizi kestirmeden nasıl okuyabilir? Özellikle koalisyon ortağınız SPÖ’ye karşı neler söylüyorsunuz? Sizin ağzınızdan bir kez daha dinlesek.
Elbette koalisyon iyisi kötüsüyle bir anlaşma, bir beraber yolculuktur. Ama bunu unutmayalım ki Yeşiller´in çalışma alanı bu iktidarda çok geniş değildi. Bildiğiniz gibi SPÖ yüzde 49, biz ise yüzde 12 civarı oy oranı ile bu ortak çalışmaya girdik. Elimizden geldiğince ve beş yıl boyunca aralıksız çalıştık. Yeşiller, kısaca doğayı hem insanların hem de hayvanların yaşam alanı ve yaşamın kaynağı olarak görüyor ve bunu her alanda korumaya kendini adamış bir ideolojiyi taşıyor. Aynı zamanda kadın haklarını temelinde taşıyan, yaşamın her alanında kadın ve erkeklerin aynı hak ve imkanlara sahip olduğunu savunan bir parti. En az bunlar kadar önemli olan insan hakları ilkesini sonuna kadar yaşayan ve dini, dili, ırkı ve cinsiyeti ne olursa olsun burada yaşayan tüm insanlara aynı hak ve imkanların tanınması için mücadele eden çok renkli bir partidir, Yeşiller. Eğitimden tutun, iş hayatına kadar hemen hemen heryerde haksızlık ve insanlara verilen hak ve imkanlarda bir adaletsizlik yaşıyoruz. Kurulduğu günden beri bu haksızlığa karşı mücadele eden ve toplumun bütün fertlerine aynı hak ve imkanı sağlamaya çalışan insanlardan oluşan bir partiyiz, biz.
Peki tüm bu tarifler çerçevesinde politikalar belirleyen bir parti olarak, Viyana’nın uzun ve orta vadeli genel sorunları hakkında neler düşünüyorsunuz?Parti olarak bu mevzularda neler öneriyorsunuz?
Uzun vadeli sorundan başlayalım: Ev sorunu…. Kiralar almış başını gidiyor. Viyana hızla büyüyen bir kent. 2005‘ten bu yana Viyana´nın nufüsunda yüzde onluk bir artış oldu. Viyana´da bir sürü ev boş olmasına rağmen spekülasyon yüzünden kiraya verilmiyor. Veya ev sahipleri kirayı istedikleri gibi yükseltebiliyor. Çoğu evler ve özellikle göçmenlerin yaşadığı evler sağlık bakımıdan çok sakıncalı. Yeşiller olarak ilk etapta bu evlerin standardlara uygun hale getirilmesini ve kiraların sabitleştirilmesi için uğraşıyoruz. Ikinci en önemli sorun eğitim ve öğretim: Hala Maria Theresia‘nın zamanında kurulan bir eğitim sistemi hakim. Her çocuk aynı değeri taşıyor ve en yüksek, en kaliteli eğitim hakkına sahiptir; diyoruz. Özellikle yüksek okul okumamış ve ya fakir ailelerin çocukları bu sistemde kaybeden kesim oluyor. Hangi sosyal kesimden olursa olsun bütün çocuklara aynı kalitede eğitim hakkı sağlanmadığı sürece bu toplumda eşit hak ve imkanlardan konuşamazsınız.

Siz bunları konuşurken öbür yanda da FPÖ diye bir olgu var. Oy oranları artık yüzde yirmibeşlere dayandı. Demoktrasi teorisi, daha iyi bir toplum, daha adil bir dünya vb mevzularda birileri böyle kafa yorarken öbür yanda siyasetin gidişatını da aşırılar belirliyor. Aşırılığın Avusturya’daki temsilcisi de FPÖ…. Ve bu parti hızla yükseliyor. Neler söylemek istersiniz?
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Dediğiniz gibi FPÖ aşırı sağcı bir parti. Bu parti insan kanından nefret ve hizipten beslenen bir parti. Avusturya gibi bir ülkede bu partinin kökünün nerden geldiğini ve ne yapmak istediğini bu partiyi seçenler biliyor. Bu yüzden yok protesto seçmen, ve ya siyasetten şikayetçi diye bu partiyi seçiyorlar bahanesi ile gelmesin kimse. Bu partiyi seçen her insan kendi eli ile bu ülkenin sonunu hazırlıyor. Elbette solcu ve insan sevgisi ile büyüyen ve bu ilkeleri her zaman kalbinde taşıyan biri olarak bu durum beni üzüyor. Ha umutsuzluğa kapılıyor muyum? Asla! Bu tür sonuçlar bize aslında sık sık yolun başına döndüğümüzü ve insanlık adına, sevgi ve refah içinde bir yaşam için mücadeleye daha güçlü daha kararlı devam etmemiz gerektiğini gösteriyor.

Bir de siyaset bilimcilerin gözardı edilmemesi gerektiğini savunduğu „Gemeinsam für Wien“ olgusu var. Dr. Turgay Taşkıran’ın liste başı olduğu hareketin aday profili de oldukça çeşitli. Malum bu hareketin hitap ettiği kitle de çoğunlukla sosyal demokrat çizgiye oy veriyor. Ve belli ki çok oy götürecekler. Siz ne dersiniz? Sonra Viyana seçimlerinde ne gibi bir etkisi olur sizce?
Demokrasi´de kendini ifade etmeye çalışan her insanın bunu yapmaya hakkı var. Ki bu da asla tartışılmaz bir durumdur. Demokrasinin en temel ilkesi de budur zaten. Bu listenin seçime katılmasının iyi ve ya kötü olduğu konusunda bir yorumda bulunmak bana düşmez. Ama şöyle bir açıklama getirebilirim. Bu liste´nin Viyana meclisine girme şansı hemen hemen yok. Kaldı ki bu listenin ortaya çıkması zaten kayıp verecek olan sozyal demokrat partisine zararı muhakkak olacaktır. Biz göçmenler burada, Viyana´nın önemli bir parçasıyız. Ben şahsen kendimizi soyutlamak ve böylelikle toplumun dışına atmak yerine, toplum içinde mücadelemizi vermemizden yanayım.

Arap kökenli biri olarak siz Avusturya’ya akın akın gelen mülteciler için de yoğun bir şekilde koşturuyorsunuz. Dil avantajı sizi ayrı bir etkin kılıyor. Gayretleriniz hakikaten takdire şayan. İşin içinde de olan biri olarak bu mevzuda neler söylemek istersiniz? Bu mevzuda yapılmayan neydi ve bundan böyle ne yapılması gerekiyor?
Evet hem Arapça bilmenin hem de o kültürü tanımanın verdiği avantaj sayesinde mültecilere olabildiğince yardım etmeye çalışıyorum. Bir yandan herşeyini yitirmiş ve canı ve geri kalan aile fertleri dışında hiç bir şeyi kalmamış bu insanlara biraz olsun destek olabilmek beni mutlu ediyor, ama o insanların yaşadığı trajediler bizi çok etkiliyor. Viyana toplumunda müthiş bir dayanışma ve yardım seferberliği oldu. Bazen 20 bazen ise 50 araba ile Macaristan´a gidip insanları Viyana´ya getirdik ve burada ki geçici mülteci yatakhanelerine yerleştirdik. Üzücü olan durum arasında da, Türkiye üzerinden gelen çoğu mültecinin ne yazık ki Türkiye´de köle gibi çalıştırılıp haklarının da çoğu zaman verilmediği idi. Viyana´da SPÖ-Yeşiller koalisyonunun hızlı karar verip önce insan ve insan hayatı adı altında hareket etmesi çok olumlu bir adım ve kimbilir kaç insanın hayatını kurtardı. Viyana´da en az 5-6 yerde mültecilerin geçici kalabileceği yer organize edildi. Hem yardımsever halkın hem de vakıf ve derneklerin katkılarıyla bu insanlara kısa süreli de olsa barınma ve kendini güvende hissetme imkanı sağladı. Güzellikler de acılar da çok. Ama şunu söyleyerek tabloyu anlatayım. Yaşlı bir teyze Almanya‘ya giden trenine binmeden önce bana dualar ve teşekkürler arasında söylediği bir cümle beni uzun süre ağlattı: Burada sizin sayenizde aylardan beri kendimi ilk defa tekrar insan olarak hissettim“ Bence bu konuyu özetleyecek daha yalın bir durum olamaz. Bunu güzellik olarak anlatıyorum ama mülteci sorunları konusunda federal hükümet çok hatalar yaptı ve hala yapmaya devam ediyor. Dünyanın en zengin ülkeleri arasında bulunan Avusturya´da insanlar yağmurlu ve soğuk havada dışarda ve çadırlarda yatıyor. Çoğu kadın ve çocuk hasta ve gereken doktor tedavisinden de uzak. Bu İnsanlık dramının en kısa zamanda sona ermesi gerekmektedir.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*