Filmiyle birincilik ödülü alan Eyüp Kuş: Başarının sırrı doğru zamanda doğru işi yapmak

Avusturya’da yaşayan Türk toplumu hızla değişiyor. Özellikle genç kuşaktan hayatın her alanında dikkat çeken kişiler öne çıkıyor. Son olarak genç sanatçı, müzisyen ve akademisyen Eyüp Kuş’un çevirdiği film dikkatleri çekti. Video sanatçısı kimliğiyle deneysel eserler üreten Eyüp Kuş, Kaori adlı eseriyle Almanya’da birincilik ödülü aldı. Avusturya medyasında geniş yer bulan Kuş, Zaman Avusturya’ya konuştu. Sanatsal özgünlüğünün geçmişiyle de alakası olduğunu ifade eden Eyüp Kuş, gelecek nesillerin sanatsal bağlamda daha da ileri noktalara gideceğini düşünüyor. Gelenekle modernlik arasında bir sentez arayışı sürdüren Eyüp Kuş, şartlar el verirse uzun metrajlı bir sinema filmi ortaya koymayı hedefliyor.

Interview – Zaman Avusturya

Avusturya’daki Türklerin sanatla ilgisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sanat ve sanatçıya karşı henüz yeterli olmayan fakat gelişmekte olan bir ilgi var. Özellikle bağımsız alanda tanımadığımız çalışmalar vardır elbet. Sanatla ilgilenen, üreten, bunun üzerine düşünen insanların ise desteğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorum, bu desteğin toplumda zamanla artarak ilerleyeceği görüşündeyim.

Avrupa‘da farklı alanlarda başarı göstermiş sanatçıların, kendini Türk toplumundan soyutlamasını neye bağlıyorsunuz?
Bir soyutlama varsa eğer bunun bilinçli olarak değil, zamanla duygusal faktörlerle açığa çıktığını düşünüyorum. Bu faktörler, sanatçının kendini güvene almak hissiyatından doğabilir. Bu noktada kaçırılmaması gereken bir diğer önemli konu ise, insanların hissettikleri ile yansıttıklarının her zaman aynı orantıda olmadığıdır. Yani yalnızca dışarıdan bakarak, kişinin kendini soyutladığı yargısına varmak çok doğru olmayabilir.

Yeni kuşakların bu konuda daha doğru hareket edeceğine inanıyor musunuz?
Jenerasyon değerlendirmesine mutlaka önceki nesiller ile başlanması gerektiğini düşünüyorum. Şu an yaşadığımız zeminin yıllar önce inançla örülüp ve bununda sonraki nesillere yansıyacağı ve ilerleyen nesillerde de bu gelişimin sürdürüleceği görüşündeyim. Bu noktada önemli olanın içinde bulunduğumuz dönemin imkânlarını değerlendirmek ve değişime dahil olmak. Hızla ilerleyen bir teknoloji çağındayız ve buna uyum sağlamak güç değil. Sadece yapmamız gerekenin aktif olduğumuz alanda çok çalışmak ve istemek olduğunu düşünüyorum.
„KAORİ“ filmi ile bir çok ödül topladınız. Farklı televizyon kanallarında yayınlandı. KAORİ’yi bu kadar başarı sahibi yapan neydi?
Öncelikle teşekkür etmek istiyorum, Kaori aslında benim burslu okuduğum SAE Digital Film & Animation bölümümün diploma projesiydi. İlgi görmesinin ana sebeplerinden biri animasyon tarzı idi bence. Xbox‘un kinect sensörünü kullanarak bir insanı dijilaleştirdim aslında, Paris‘te yaşayan Japon asıllı Kaori İto’nun mükemmel performansını animasyon dünyasına geçirmiş oldum. Tabi bu çok karışık ve zor bir işlem. Bu tarz animasyona ilgi duymaya başladığımda, o zamanki 3D animasyon hocam Hari Weinberger sağolsun, Maya gibi kapsamlı bir programı kullanmamda çok emeği geçti ve Kaori filmini en çok destekleyen insanlardandı. Maalesef bu yaz hayatını kaybetti, hala çok üzgünüm, çok yardım sever ve sürekli pozitif düşünen bir insandı. Bu tarz animasyon gayet yenilikçi değerlendirilebilir. Değişik bir film olduğundan dolayı ve belki de alışmışın dışında bir çalışma olduğuna bağlayabilirim. Artık herkes bu tip şeylere fırsat tanıyan platformlara video yükleyebiliyor. Zira bir çok platformun dijital çöplük olduğunu düşünüyorum ve bu devirde belki biraz bilinenin dışına çıkmak gerekiyor. Bilmiyorum ama ben kendim görmek istediğim şeyleri yapmaya çalışıyorum aslına bakarsan. Buna şans, ya da kısmet diyebiliriz. Belki de doğru bir zamanlama yaptım. Bunların dışında tabi beraberinde çalıştığım Kaori İto ve mükemmel müziğin besteleyicisi Matthew Dear, kendi alanlarında uluslar arası başarılara imza atmış sanatçılar.

Filmleriniz de belirli bir tarz benimsiyorsunuz. Sizi bu tarzı bulma yolunda kim veya ne etkiledi?
Bu tarz soruların cevabını kelimelere dökmek gerçekten zor, bence bu biraz insanın neler görüp, nelerden beslendiğinden ve zevk anlayışının nasıl olduğundan ibaret. Estetik anlayışım zaten hergün gelişen birşey olduğundan, direk şu tarz çalışmaya özen gösteriyorum diyemem, ama elbette yukarda saydığım sebeplerin beni etkilediğine inanıyorum. Eğitim süreci de buna dahil. Zaten elde ettiklerimizde eğitimimizin ve becerilerimizin de payı var.

Takip ettiğiniz sanatçılar kim?
Genelde modern şeylerden hoşlansam da, eski çalışmalara da çok değer veriyorum. Mesela görsel sanatlarda ışık kullanımı için Caravaggio bir ilham kaynağı olarak gösterilebilir, Viyana Sanat Tarihi Müzesi‘nde eserleri bulunuyor. Bunun dışında eski Türk rock sanatçılarından örneğin Barış Manço ve Cem Karaca‘dan tut, dünyanın farklı yerlerinden gelen yenilikçi experimental müzik üreten sanatçılara kadar hepsini çok beğeniyorum. Genellikle ilk duyduğumuzda cızırtı gibi gelebilecek olan ambient tarzında müzikleri takip etmeye çalışıyorum. Film alanında ise daha gerçekçilik üzerine kurulu sinematografiyi tercih ediyorum, hayatın içinden ve daha bağımsız olan filmleri takip ediyorum. Bunların dışında da görsel dijital çalışmalar için Vimeo plaformunda yıllardır zevkle takip ettiğim bir çok farklı filmci var. Ben de kendi çalışmalarımı bu platform üzerinden yayımlıyorum.

YouTube‘u neden kullanmıyorsunuz?
Bu tamamen şahsi bir karardı. Vimeo’yu tercih etmemde ki başlıca sebepler, Vimeo kullanıcıları daha spesifik arayışlarda bulunuyor ve zaten kullanıcıların bir çoğu da o alanda aktif olanlar. Vimeo’yu ayrıca tasarım ve kullanış olarak da çok beğeniyorum. Youtube Vimeo’ya nazaran daha genel, herkes istediğini ekleyebiliyor iyi veya kötü. Başka bir sebep ise her yere bulaşmak da istemiyorum.

Bir rock grubunda ses sanatçılığı da yapıyorsunuz. Avrupalı ve Amerikalı gruplar arasında ki farkları bize anlatabilir misiniz?
Evet, yapıyordum aslında. Kısa süre önce grubumdan ayrıldım. Plaklarımız var ve dört sefer Avrupa turnesine çıkmıştık. Soruya gelirsek bu farklar kişiden kişiye değişir. Kendimden örnek vereyim, benim tercihim enstrümental rock müziği olmuştur daima ve bu konuda da Yeni Zelanda, İsveç, İzlanda gibi ülkelerde çok başarılı gruplar var. Kimin nerden geldiğinden ziyade, nasıl birşey yaptığına bakarım.

İlerde gerçekleştirmek istediğiniz projeler var mi?
Video sanatı ve animasyon alanında geliştirmek istediğim projeler ve bütçe bulabilirsem sinemalarda izliyebilecegimiz film projeleri de var. Bunların dışında yaklaşık bir buçuk sene önce „Karga & the 8th Kind“ ismiyle Almanya‘dan bir arkadaşımla başlattığım AV-Performance diye tanımlayabileceğimiz, yani hem projeksiyon hem sesten oluşan canlı performans projesini ilerletmek istiyorum.

Son olarak sizi keşfeden özellikle genç okurlarımızla paylaşmak istedikleriniz nelerdir?

Bence daha çok tiyatro ve sinemaya gidilebilir, müzeler gezilebilir, müzik enstrümanları öğrenilebilir. Herşeyden önce kendimizi tanımamız gerekiyor, becerilerimizi bilip o doğrultu da hareket etmemiz lazım.

 

Eyüp Kuş kimdir?
Video sanatçısı ve müzisyen. 1984’de Denizli(Acıpayam)’da doğdu. Avusturya Tirol yetişip büyüdü. 2006/2007 seneleri arasında Viyana’ya taşındı. Bir süre gazetecilik yaptı, entegrasyon alanlarında çalıştı. Üniversite yıllarından başlayarak video sanatlarına yoğunlaştı. Avrupa genelinde tanınan bir rock grubunda çaldı. Ürettiği deneysel video çalışmaları sanat dünyasında ses getirdi. Son olarak çevirdiği Kaori adlı eseri, Köln Güzel Sanatlar Üniversitesi ve WDR televizyon kanalının ortaklaşa düzenlemiş olduğu “Kurzundschön” adlı yarışmada birincilik ödülü aldı. Alman TV kanallarında da yayınlanan eseriyle birlikte Avusturya medyası ve film çevreleri de Eyüp Kuş’a sıklıkla yer verdi. Deneysel çalışmaları oldukça ilgi gören Eyüp Kuş, aynı zamanda akademisyen kimliğiyle üniversitede dersler veriyor ve film çevrelerinin düzenlediği seminerlerde birikimlerini paylaşıyor.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*