İslam Yasası müslümanlara devlet garantisi sağlıyor ama içeriği bilinmediğinden yanlış yorumlanıyor

Avusturya’da Ulusal Meclis’te kabul edilerek yürürlüğe konulan İslam Yasası gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Gerek Avusturya medyasında, gerek Türk medyasında gerekse sosyal medya da konuyla alakalı olumlu veya olumsuz çeşitli eleştiriler yapılmaya devam ediyor. Zaman Avusturya olarak şimdiye dek konuyu bütün yönleriyle ele alan haber ve dosyalar yayınladık. Ramazan ayı vesilesiyle ziyaret ettiğimiz Avusturya İslam Cemaati Başkanı Dr. Fuat Sanaç’la İslam Yasası’nı yeniden konuştuk. Sanaç tartışmaların kendisini üzdüğünü ve konunun art niyetle yorumlandığını dile getiriyor. Konuşulanların aksine İslam Yasası’nın müslümanların haklarını garanti altına aldığını ifade eden Dr. Fuat Sanaç, herkesi iyi niyetle konuyu anlamaya davet ediyor.

İslam kanunuyla ilgili eleştiriler hepimizin dikkatini çekiyor. Hızını alamayıp sınırları zorlayan kalemler bile çıkıyor. Genel olarak sormuş olalım. Getirilen eleştirilerin başında bu kanunun Müslümanlardan kaçırılarak yürürlüğe konduğu eleştirisi geliyor. Ne dersiniz?
Öncelikle o aşırı eleştirileri yapanların içindeki samimi kardeşlerimi bir kenara koyuyorum ama sert konuşup,sert yazanların bir çoğunun camilere bile uğramadığını yakinen biliyorum, bır kısmınında kıraldan daha kıralcı geçinerek, bazı yerlere mesaj verme gayretinde olanlar ki bunların bazılarının ipi pazara çıktı ve halkımız bunların bazılarını tanıdı. Bunlar saman alevi gibi parlayıp sönen kişiler. Kalıcılıkları yok ve samimi olduklarını da düşünmüyorum. Konuyla ilgili önceden hiçbir teklifte bulunmayan ve zerre kadar dertlenmeyen, kanun taslaklarını okumayan, bir defa dahi bu konuda benimle görüşmeyen kişilerin böyle ansızın ortaya atılmaları bana samimi gelmiyor.Bir tarafı tutma adına değil de durumu arzetme adına soruyorum.

Gözlemlediğim kadarıyla eleştirilerin genel bir karakteri var. O da Türkiye baz alınarak yazılıp çiziliyor. Ne dersiniz?Getirilen eleştirilerde sürekli Türkiye’ye göndermelerde bulunulmasını ben de fark ediyorum. İnsanlarımız konuya duygusal yaklaşıyor. O halde rasyonel olarak ben de soru yönlendirmiş olayım. Peki Türkiye’de bu kanunla Avusturya’da Müslümanlara tanınan haklar gibi bir haklar dizisi var mı? Islam Yasası, Müslüman’ların ‘’dinlerini öğrenmeleri, öğretmeleri ve kamu alanında yaşamaları kanunla garanti altına alınmıştır’’ diyor. Bu gün Türkiye’de bir çok özgürlük yönetmenliklerle sağlanmıyor mu? Biz burda bir takım haklardan ve bunları kanun garantisi almaktan bahsediyoruz. Düşünün bir kere, baş örtülü kızlarımız niçin Avusturya’ya gelmişlerdi, ne diyor iki muhalefet partisi halkının yüzde 90’ı Müslüman olan Türkiye’de: İmam Hatip okullarını kaldıracağız! Diyanet’i kaldıracağız. İnsaf ehli insanların bunu görmeleri gerek.

Tabi biz Türkleri konuşuyoruz ama Avusturya’da bir o kadar da sair milletlerden gelen Müslümanlar var, onların konuya yaklaşımı nasıl?

Sorunuz için teşekkür ederim. Evet, bir kere şunun altını çizmiş olalım. Bu kurum sadece Türklerin kurumu değil. Hatta ne Türkün, ne Arabın ne de Pakistanlının burası. Hepimiz müslümanız ve bu kurum da Avusturya’da yaşayan tüm Müslümanların kurumu. Alemi islama bakalım; Müslümanların başındaki en büyük bela benim rmilletim, benim partim, benim teşkilatım belasıdır. Bu ayrı gayrılık ve yanlış milliyetçilik anlayışı bizi mahvediyor. Dolayısıyla Avusturya’da da bu hastalıktan kurtulmamız lazım. İkincisi sorunuz tam yerinde bir soru, çünkü elimizden geldiği kadarıyla yasayı bütün Müslümanlara anlatmaya gayret ettik. Mesela Boşnak kardeşlerimiz diyanet yetkilileriyle, hukukçularıyla, uzmanlarıyla ve önde gelen insanlarıyla bir araya geldiler ve benden bir seminer rica ettiler. Kanunu etraflıca anlattım ve sonrasında başta diyanet reisi olmak üzere hepsi teşekkürle, dualarla bunu desteklediklerini söylediler. Aynı şekilde Pakistanlı Müslümanlar, Arap Müslümanlar, Arnavut veya farklı milletlerden Müslüman kardeşlerimiz yasayı gayet makul buldular.

Belki aynı sunumu Türk toplumuna da ulaştırmak gerek. Bu çerçeveden baktığımızda toplumun genelinin konuyu net olarak bilmediğini görüyoruz. Sağlanan temel haklar nelerdir, özetle sizden tekrar bir dinleyebilir miyiz?

Evet dediğiniz gibi toplumumuz konuyu hiç bilmeden ve anlamadan yorum yapıyor. Aslında İslam Yasası müslümanlara devlet garantisi sağlıyor ama içeriği bilinmediği için yanlış yorumlar yapılıyor. Bu bağlamda kazanılan hakları özetleyecek olursak: Birincisi biz İGGİÖ olarak din adamlarını yetiştirecek bir ilahiyat fakültesi açma hakkına sahip oluyoruz. Din görevlileri sorguya çekilemeyecek. Ordudan hapishanelere veya hastanelere dek hayatın her birimine müslümanları temsil edecek ve onlara rehberlik yapacak temsilciler atayacağız. Bu arada bir yanlışı da düzeltmiş olalım: Ayusturya’da devlet Dil işlerini tamamen Dini Cemaatlere vermiştir, yani Dingörevlisini devlet değil biz yetiştirecegüz. Bunların yanında helal gıda noktasında organize olma hakkını elde etmiş bulunuyoruz. Dini bayramlarımız ve Cuma namazlarımız yasal güvence altına alınmış oldu. Dinin öğrenilmesi ve öğretilmesi hukuki garanti altına alındı. Sonra mezarlıklar konusu tamamen çözülmüş oldu.

Bütün bu güzellliklerin yanında getirilen eleştiriler var. Öne çıkanları soracak olursak, mesela müslümanların genel olarak şüpheli bir toplum haline getirildiği dile getiriliyor.

Evet yasa da “bir cemaat devlete ve topluma karşı müspet bir algı yapısına sahip olmalıdır“ deniliyor ama bu ilk kez gündeme gelen bir şey değil ki. Devletin kuruşulunda konulan yasalar bunlar ve bu ifadeler müslümanlardan önce katolikler için 1874’te şart koşulmuş bir yasa. Bu yasa bizim için özel konulmadı, diğer dini gruplar için de zaten mevcut olan bir yasa ve bizimle birlikte yeniden gündeme geldi. Bir de tersini düşünelim: bizim faaliyetlerimizin negatif olaram mı yansıması lazımdı?

Yurt dışından para ve din görevlilerinin gelemeyeceği söyleniyor?

Ne imam ne de paraların gelmesi kesinlikle yasak değil. Yasak olan şey gayet açık. Devlet başka bir devletin memurunun burada imam olarak çalışmasını istemiyor sadece. Yasal olduktan sonra isteyen istediği yerden istediği parayı alır, istediği din görevlisini davet eder. Avusturya’nın istediği herşeyin resmi olması, bu devletin hukukuna tabi olması ve diğer devletlerin buraya direkt memur atamaması. Birde Devlet diyorki, mademki burada çalışıyorsun, burada maaşını alacaksın ve bana vergi ödeyeceksin, burada sigortalı olacaksın ve bana vergi ödeyeceksinç Zaten ATİB teşkilatımız dışındaki tüm teşkilatlar böyle çalışıyor, kaldı ki Mısır, Suudi Arabistan gibi ülkeler maaşların Avusturya içerisinde ödenmesini kabul ettiler.

Camilerdeki imamların değişeceği ve İslam Cemaati’nin izninin olmadan imamların atanamayacağı iddialarına ne diyorsunuz?

Hayır ikisi de yanlış. Biz direkt imam değil, ilahiyatçı yetiştireceğiz. Camilerde ille de bunlar imam olacak diye bir şart yok. Her cemiyetimiz yaten imamlarını ya yurt dışından getiriyor yada burada kendisi yetiştiriyor. Mevcut imamlar camilerde vazifelerine devam edecekler ve bu konuda yeterliliği olanlar da tayin edilebilecektir. Bu konuda kesinlikle bir sorun yok. Ayrıca imam atamalarında bugüne dek hangi prosüdürler işliyorduysa aynısı işlemeye devam edecek. Yeni bir şey yok. Fakat ‘’Ben kendi başıma buyruğum, ben istediğim gibi hareket ederim, ben IGGiÖ’yü de, kanunları da tanıman diyorsa, kusura bakmasınlar buna da kimse müsaade etmez.

Bir de cemiyetlerin ani bir kararname ile kapatılabileceği dile getiriliyor, buna ne dersiniz?

Bu konuda da yanlış bir anlaşılma var. Tam tersine cemiyetler güvence altına alındı. Çünkü eski yasada böyle bir şey sözkonusuydu. Evet bir bakan hızlı bir kararname ile bir kurumu pekala kapatabilirdi ama şimdi bunun önüne engeller konuldu. Bakanlar Kurulu sevyesine çıkarıldı. Bir kere öyle bir kararname çıkarılırsa mahkemeye gitme hakkımız var. Eskiden böyle bir şey de yoktu.

Dini etkinliklerin güvenlik gerekçesiyle iptal edilebileceği iddiları da var. Onu da bir açıklasanız.

Bu mevzu da tam izah edilemiyor. Yapılan şey şu: Yasayla birlikte müslümanların dini etkinlik hakları tam bir garanti altına alındı. Konuşulduğunun aksine müslümanlar bir etkinlik düzenlerse kimse sokaktan gelip onları rahatsız edemez ve dini etkinliklerine engel olmaya kalkışamaz. Ama devlet gerek gördüğünde bir dini etkinliği iptal edebilir ki bu gayet anlaşılabilir bir şey. Dünyanın her yerinde bir güvenlik tehdidi olursa, ne bileyim bir bomba ihbarı falan gelirse her ülke güvenlik gerekçesiyle o etkinliği iptal edebilir, etmelilidir de. Kaldı ki eğer bu tehlike dışarda Müslümanlara geliyorsa, iptal etme diye bir şey yok. Bunu sorun olarak görmek bence art niyettir. Tam tersine Avusturya devleti dini etkinlik hakkımızı devletin garantisi altına almıştır. Herkese eski ve yeni yasayı okuyarak ve diğer ülkelerin kanunlarıyla da mukayese ederek akl-ı selimle hareket etmelerini rica ediyor, hayırlı ve huzurlu bir Ramazan geçirmelerini diliyorum. Saygılarımla…

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*