Sosyal demokrasi Viyana’da kaybederse bundan en çok Türkler olumsuz etkilenecek

Başkent Viyana seçimleri bütün dünyanın gündeminde. Sosyal demokrat parti SPÖ’nün başkentteki muhtemel bir kaybı Avusturya siyasetinde taşları yerinden oynatabilir. Herkesin 11 Ekim akşamını beklediği Viyana seçimlerini SPÖ Viyana teşkilatındaki önemli isimlerden Mustafa Yenici ile konuştuk. Uzun yıllarını SPÖ’ye vermiş olan ve bu seçimlerde de partisi tarafından meclis adayı gösterilen Yenici, Viyana’nın SPÖ iktidarlarıyla dünyanın en kaliteli şehri haline geldiğini hatırlatıyor. SPÖ’nün muhtemel bir kaybında en çok yabancı kökenlilerin ve özellikle de Türklerin zarar göreceğini ifade eden Yenici, Dr. Turgay Taşkıran’ın başını çektiği siyasi hareketi de saygıyla karşıladığını ama bu ekibin başarısız olması durumunda bütün gayretlerinin aşırı sağcı parti FPÖ’ye yarayacağını dile getiriyor.

 
Mustafa Bey, öncelikle sizi kısa bir tanıyabilir miyiz?

Tabii ki, 1973 Viyana doğumluyum. Bir işçi ailesinin çocuğuyum, evli ve iki çocuk babasıyım.
Siyasetteki ilk adımlarımı okul başkanı olarak attım, o zamandan beri Sosyal Demokrat Parti‘de (SPÖ) faaliyet gösteriyorum.
SPÖ Viyana teşkilatındaki çalışmalarınız ve politikada şu anki konumunuzu açar mısınız?

Şu anda SPÖ’nün Entegrasyon Bürosunda görev alıyorum, onun dışında gelecek Viyana belediye seçimlerinde de adaylığımı koydum.

 

Tabi yoğun bir seçim atmosferine girdik, göçmen tartışmalarından, Viyana ekonomisine, oradan yükseldiği ifade edilen aşırı sağcı oylara dek yoğun bir seçim gündemi yaşıyoruz. Seçim atmosferindeki bu genel politik tabloyu nasıl görüyorsunuz?

Son yıllarda bütün dünyada yaşanan ekonomik krizler insanlarda korku yarattı. Bu krizin çıkması ve krizin çözümünde yapılan hatalar toplumun içersindeki bazı grupları siyasete olan güvenlerini yıprattı. Bu insanlar için çok basit ve popülist sloganları ile aşırı sağ partiler bir çözüm gibi görünüyor. Bu bütün Avrupa`da gördüğümüz bir fenomen. Biz sosyal demokratlar bu popülizimi deşifre edip insanlara hakiki çözüm sunuyoruz: İş yerleri, sağlık alani, eğitim, konut gibi konularda insanlara yönelik siyaset yapıyoruz, korkuya karşılık insanlara özgüven aşılamaya çalışıyoruz.

Peki bahsettiğiniz şekilde aşırı sağcılar sahiden yükseliyor mu, sizce? SPÖ’nün oy kaybetme ihtimali var mı, gerçekten?

Maalesef aşırı sağcılar şu anda büyük bir yükseliş gösteriyor. Bütün anketlere göre Avusturya genelinde yabancı düşmanı olan FPÖ büyük fark ile birinci gösteriliyor. Viyana bu aşırı sağcılara karşı Avustuya‘daki son kale. Viyana‘da sosyal demokrasi ne kadar güçlü olursa aşırı sağcılara o kadar karşılık verilebilir. SPÖ ile FPÖ arasındaki fark erirse, bu Avusturya genelinde erken seçime yol açabilir ve müslüman düşmanı Strache’yi başbakan yapabilir.

Göründüğü kadarıyla, riskli olsa da Viyana‘da tekrar bir SPÖ -Yeşiller koalisyonu bekliyor bizi. Tabi çok keskin olmamakla birlikte SPÖ ve Yeşiller arası çekişmeyi de görüyoruz. SPÖ ve Yeşiller’in birbirlerine karşı aldıkları olumlu veya olumsuz pozisyonlara dair yorumumuz nedir sizin?

SPÖ ve Yeşiller bir çok konuda benzer görüşlere sahip. Yeşiller bana göre ama hep teorik anlamda siyaset yapıyorlar. Hitap ettikleri gruplar çok entelektüel. Söylediklerini kısa vaadede gerçekleştirmek fazla önem taşımıyor. SPÖ daha fazla pratik anlamda siyaset yapıyor, insanların bugün var olan hayati problemleri icin çözüm arayışında ve o yüzden insanlara daha yakın.

 

SPÖ ve göçmen ilişkileri hakkında çok şey yazılıp çiziliyor. Konuyu okura taşıma adına, tarafsızca soruyorum: Başkan Häupl ve SPÖ mesajlarını tam ulaştırabiliyor mu, topluma? Bu anlamda SPÖ ile göçmen, özellikle de Türk seçmeni arasında bir iletişim problemi var mı, sizce? Ya da şöyle sorayım isterseniz: SPÖ ile geleneksel göçmen kökenli seçmeninin arası açılıyor mu? Bu konuda zaafiyetler var mı, yoksa seçmenin döneceği adres belli mi? Ne dersiniz?

Türk kökenli seçmenlerimiz çeşitleniyor. Bunların içinde iş veren olan ve ÖVP’ye oy veren de var, yeni göçmenlerden korkarak FPÖ’ye oy veren de var, „bana buradaki siyasetten ne, bu insanlar beni temsil edemez“ deyip de kendine Türkiye siyasetinde en yakın olan insanlara ya da kurumlara oy veren insanlar da var. Bu gayet normal bir gelişme. Ama ben yine de Türk kökenli insaların çoğunluğu için SPÖ’nün en iyi seçenek olduğuna kesinlikle inanıyorum. Tabii ki bazi insanlarımız biraz da vefasızca „SPÖ bizim için ne yaptı?“ şeklinde düşünebiliyor. Kindergarten senelerden beri ücretsiz, özel ders (Nachhilfe) alma imkanları bu senenin başından beri bedava, Viyana belediyesi her genç insana eğitim garantisi veriyor, sosyal yardımlar Viyana‘da insanlarin yaşayabilmesini sağlıyor, Gemeindebau’ların (belediye evleri) sayesinde Viyana‘daki kira fiyatları Avrupa ülkelerinin baş kentleriyle mukayese edildiğinde çok düşük. Bu ve bunun gibi daha nice örnekler… Tüm bu güzellikler gökden düşmüyür ki! Ve hep böyle kalacak diye bir şey de yok. Ama demek ki „benim için ne yaptı“ diyen insanların kişisel beklentileri var.
Tabi tüm bu seçim sürecinde gündemde yer edinen dikkat çekici konulardan biri de Dr. Turgay Taşkıran’ın liste oluşturup Türk oylarıyla meclise girme gayretleri… Ne diyorsunuz, bu mevzuda genel bir değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Seçme ve seçilme hakkı demokrasinin temeli. Onun için her siyasi girişimden saygi duyuyorum. Ama biz sosyal demokratlar etnik liste kurulmasına çok sıcak bakmıyoruz. Bu insaları yeniden bölmeye başlıyor. Şimdi „Gemeinsam für Wien“ hareketi “biz Türk partisi değiliz“ diyor. Ayrıca Rumenler ile, Afrikalılar ile, Korsan partisi ile, yabancı düşmanı FPÖ’den ayrılan kişiler ile ittifak kuruldu . O zaman ama niye „biz Türkleri yalnız bizler temsil edebiliriz“ deyip de yola çıkıldı? Eski partiler Türk toplumunu temsil etmiyorlar da bu kişiler mi temsil edecek? Onun dışında bugünkü durumda o listeye oy vermek oyunu boşa atmak gibi bir şey oluyor. Barajı aşıp belediye mecilisine girebilmek için aşağı yukarı 40.000 oya ihtiyaç var. Parlamentoda olan NEOS’lar bile barajı aşabilirmiyiz diye uğraşan bir parti. Eğer Dr. Taşkıranın partisi meclise giremese, bu oylar ölüyor ve müslüman düşmanı FPÖ’yü güçlendiriyor. Ayrıca şunu da eklemiş olalım ki „giremesek bu oyları biz sonra SPÖ’ye verebiliriz“ gibi deyimler kulağıma geldi, öyle bir şey imkansız, lütfen inanmayın.
Son olarak şunu sormak istiyorum. İktidar partisisiniz. Seçime giderken neleri yeniden vadediyorsunuz? Sorunlar ne? Güzellikler ne? Seçmen neden özellikle bir kez daha SPÖ desin?

Viyana altı seneden beri dünyada en yaşanabilir şehir olarak seçiliyor. Demek ki, bu şehirde çok şeyler doğru yapılıyor. Tabii ki bazı hatalar olabilir ya da bazı şeyler yavaş gelişebilir ama dünyanın gerisi Viyana‘yı kıskanıyor. Bu da SPÖ’nün kesintisiz iktidar olmasından kaynaklanıyor, yani uzun vadeli projeler yerine getriliyor, seçimden seçime çalışılmıyor. Viyana büyümekte olan bir şehir. Yakında nüfusu 2 milyonu aşabilecek. Onun için bu şehirde konutlar yapılması lazım, kamusal transport imkanları gelişmesi lazım, 21. yüzyılda rekabet gücü olabilmesi için eğitime önem verilmesi lazım, yüksek teknoloji alanında iş yerleri kurulması lazım. SPÖ hükümeti bu projeleri başlattı, seçmenler destek verirse inşallah bitireçek. Tam tersi, seçmen destek vermese bu projelerin hepsi yarım kalacak, Viyana belki bundan böyle en kaliteli şehir olma ünvanını da yitirecek. Ve en önemlisi olumsuzluklardan daha çok göçmenler, özellikle de Türkler etkilenecek. Sosyal demokrat çizginin Viyana’daki kaybı en çok bizlerin zararınadır, bunu herkesin bilmesi gerek.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*