Mahkeme, konjonktüre ve genel beklentinin aksine bir karara imza atarak MHP’de kurultay sürecinin önünü açtı.
Bu karar siyasette taşları yerinden oynatacak ölçüde önemli.

Herşeyden önce böyle bir kararı ne MHP yönetimi ne de iktidar çevreleri bekliyordu. ‘Yasama,yürütme, yargı bizde. Oğlan bizim kız bizim” denilen bir ortamda bu kararı ‘cesur’ bulanlar bile oldu.

İmzacılar açısından normal bir sonuç. Hukukun gereğinin bu olacağını söylüyorlardı. “Hukuk mu? güldürmeyin!..” diyenlere de “İyi de Ankara’da da hâkimler var” diyorlardı. Dosyaya bakan hâkime hanımın telkinlere kapalı olduğu, kendisine iletilen mesajlara, “Hukuk ne derse o olacak” dediği konuşuluyordu. Ne tuhaftır ki ülkücü bir arkadaşımdan “Hâkim sosyal demokratmış çok şükür, baskılar sonuç vermez” sözünü duydum. Yargının hal-i pür melali açısından ne hazin bir durum.
Kararla psikolojik bir eşik aşıldı. Yargının işlemediği, siyasetin tükendiğini düşünüp karalar bağlayanlara moral verdi. Siyasete heyecan getirdi. Karar nereden bakarsanız bakın sadece MHP’de değişim isteyenleri değil siyasette yeni ses, soluk bekleyen sağ-sol muhalifler ve tutunacak bir dal arayanları sevindirdi.
Bu kararın siyasal sonuçları olacağı aşikar. MHP için artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Bunu karara MHP yönetimi hatta ondan daha agresif şekilde tepki gösteren
AK Parti taraftarlarının mesajlarından görmek mümkün.

Bakın, Cumhurbaşkanı Erdoğan freni boşalmış bir kamyon gibi tepetaklak gittiğini söylediği MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye “Daha fazla hararet yapmadan, Sayın Bahçeli’nin emekliye ayrılmasını tavsiye ediyoruz” demişti Eylül 2013’te.

Köprünün altından çok sular aktı. Erdoğan ile Bahçeli arasında o kadar yakınlaşma doğdu ki ‘Reisçiler’ açısından ‘milli ve yerli’ lider olan Devlet Bey’e sahip çıkmak Türkiye’ye sahip çıkmak anlamı taşıyor.

Şurası çok açık: MHP’de yaşanan mücadele parti içi çekişmenin çok ötesinde. İktidar çevreleri bu mücadelede açık bir taraftır. AK Parti çok net bir şekilde Devlet Bahçeli’nin MHP liderliğini sürdürmesini istiyor.

Bunun anlaşılabilir sebepleri var. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başkanlık kilidini MHP ile açmayı tasarlıyor. 7 Haziran’daki yenilgiyi 1 Kasım’da zafere taşıyan stratejik hamlelerin mimarı Erdoğan, kolaylaştırıcısı ise Bahçeli idi. Erdoğan, 2023 hedefine Bahçeli yönetiminde MHP ile yürümek istiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Partililerin bundan sonraki bir numaralı hedefinin Meral Akşener olacağından kuşkunuz olmasın.

Kamuoyunda bir ‘dip dalga’ var. Akşener rüzgarı esiyor. Bunu dün Yozgat’ta 11 ilden gelen gazetecilerle yaptığım görüşmelerde bizzat gözlemledim. AK Parti’nin yüzde 50’nin üzerinde oy aldığı illerden gelen gazeteciler şehirlerindeki ilgiyi aktarıyorlardı. Bana 2002 öncesi R. Tayyip Erdoğan’a gösterilen teveccühün bir benzeri gibi geldi anlatılanlar.

Abdullah Gül’e dönük umutların tükenecek noktaya gelmesi de Akşener’i ‘alternatif’ arayaşlarında tek seçenek haline getirmiş.
Bundan sonra ne olur?

MHP yönetimi ekim ayına kadar yargı sürecini uzatıp ilçe kongreleriyle kurultay kararını sonuçsuz bırakmak istiyor. Çankaya İlçe Seçim Kurulu, Yargıtay, YSK odaklı her halükarda ‘tartışılacak’ kararlar beklenecek.

Kurultay toplanırsa ibre Meral Akşener’den yana. Devlet Bahçeli’nin aday olması beklenmiyor. Ümit Özdağ’a ya da yeni bir isme destek verebilir.

Siyasette esen rüzgarları dindirmek zor oluyor. Değişim rüzgarının konjonktüre galebe çalacağını düşünüyorum. Diyelim öyle ya da böyle kurultay toplanmadı. Devlet Bey ile 2018’e kadar devam edilecek. O zaman ‘merkez sağ’ odaklı 5. parti gündeme gelecektir. MHP’nin baraj sorunu bir risk değil realite halini alacaktır.
Siyasette hareketli bir döneme giriyoruz.

Ömer Şahin – Meydan Gazetesi

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*