Rusya Türkiye’ye saldırabilir mi?

Türk ordusunun Suriye’de bir kara operasyonuna girişmesi ve orada Rusya ile kapışmasından daha güçlü bir ihtimal, Rusya’nın Türkiye sınırları içine doğrudan bir saldırıda bulunması.

Bu güçlü ihtimalin ağırlık kazandığı gelişmeler yaşanıyor. ABD ile Rusya arasında 27 Şubat’ta yürürlüğe girecek olan ateşkes mutabakatı, aynı zamanda Rusya’nın Türkiye’ye saldırısının gerekçesine dönüşebilir. Malûm bu ateşkes mutabakatının içinde Rusya’nın terörist gruplara yönelik operasyonları devam edecek, ancak Türkiye YPG hedeflerine karşı sürdürdüğü topçu ateşini kesmek zorunda kalacak. Türkiye’nin bütün itirazlarına rağmen ABD’nin Rusya’ya bu konuda taahhütte bulunduğu anlaşılıyor. ABD sözcülerinin „YPG’nin terör örgütü olmadığı“ konusundaki ayan-beyan bildikleri gerçeklere aykırı ısrarı, biraz da Rusya’ya verilen sözün eseri. Mutabakat ile ABD, Türkiye’yi fiilen Rusya ile baş başa bırakıyor. Avrupa başkentlerinden gelen, „Şayet Suriye’ye girerse Türkiye’ye NATO kapsamında destek veremeyiz“ açıklamasını mutabakatın yanına koyunca tehlike daha da belirgin hale geliyor. Türkiye, NATO’yu Suriye’ye çekme amacını gerçekleştiremedi.

Başbakan Davutoğlu, „Azez ve Halep Ruslar tarafından bombalanırsa ateşkesin turnusol testi budur.“ diyerek Türkiye’nin pozisyonunu netleştirdi. Gelişmeleri çok ayrıntılı şekilde takip eden analist Serdar Sement, ABD başta olmak üzere Rusya ve Türkiye’nin aldığı pozisyondan şu sonuca varıyor. Rusya Azez veya Halep’i bombalayacak, Türkiye YPG hedeflerine yeniden topçu ateşi başlatacak ve bu sefer Rusya Türk topçu mevzilerini vuracak, yani Türkiye sınırları içine saldırıda bulunacak. Buyrun size Rusya ile sıcak savaş. Bu sıcak savaşın siyasî sonucu ne olur? Türkiye yanına NATO’yu alamadığı için geri adım atmak zorunda kalır. 90-110 km genişlik-derinlik iddiası bir kenara Suriye içinde 13-15 km’lik denetimli saha iddiasını bile sürdüremez. Türkiye Suriye’de bütün tezlerinden ve iddialarından vazgeçmiş, kendi topraklarını korumanın telaşına düşmüş olur.

Kasımda Türkiye savaş uçağını düşürdüğü zaman Rusya, bu olayın anlaşmalara aykırı olduğunu öne sürmüş ve ABD ile yapılan protokolü gerekçe göstermişti. Putin „arkamızdan hançerlendik“ sözünü hava sahası konusunda ABD ile yapılan ve Türkiye’nin de bilgi sahibi olduğunu düşündüğü bu anlaşmalar için söylemişti. Rusya, dünyanın her yerinde hava sahası ve karasuları ihlalleri gibi haydut taktikleri ile sağladığı üstünlüğü ve caydırıcılığı bir anda kaybetti. Façası fena çizildi. O günden bugüne Rusya Türkiye üzerinden dünyaya ders vermek ve eski kötü-belalı şöhretini yeniden kazanmak için fırsat kolluyor. Rusya’nın YPG ile münasebetinin ve Suriye üzerinden bu sefer PKK markası altında Türkiye’ye sızmalara verdiği desteğin asıl sebebi de bu rövanş arayışı. ABD ile vardığı mutabakatın en önemli maddelerinden birinin Türk topçusunun susturulması olması bu çerçevenin içine yerleştirildiği zaman, geriye başka bir ihtimal kalmıyor.

Bu tabloyu geçmişi ve geleceğiyle birlikte özetleyelim. Türkiye üç senede „Şam’da cuma namazı“ rüyasından, kendi topraklarına yönelik fiilî saldırı kâbusuna geçmiş oldu. PKK’nın Sur’da Cizre’de yaptıklarını geniş bir coğrafyaya yayma çabası, doğrudan Suriye politikasının çamura saplanmasının eseri. Türkiye artan PKK saldırıları ile gerçekten Rusya ile sıcak bir savaşı sürdürüyor. Dikkat edilirse PKK, kendi siyasî hedefleri için değil, Rusya adına ve ona vekâleten bombalar patlatıyor, saldırılarda bulunuyor; çünkü Rus desteği ile uluslararası çapta örgütsel pozisyonunu tesviye edecek altın değerinde bir fırsat bulduğunu düşünüyor. Kısaca „Suriye üzerinden Orta Doğu’ya hakim bir Türkiye“nin yerini, Suriye’den dünya aktörlerinin Türkiye’yi tehdit ettiği“ durum almış oldu. Suriye’de küresel güçler yeni bir dünya dengesi kuruyor ve bu zorlu işlem tam da Türkiye’nin kan-revan içinde kalan sırtında gerçekleşiyor.

Rus tehdidi çok ciddi bir tehlike; Cumhurbaşkanı dünkü muhtarlar toplantısında „Rusya zaman zaman sınırımızı ihlale devam ediyor“ diyerek, kapımızda bekleyen tehlikeyi açıklamış oldu. Durum demek ki resmî ağızdan da öyle.

YORUM: MÜMTAZET TÜRKÖNE

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*