Genelkurmay bildirisinin muhatabı kimmiş? – Mümtaz’er Türköne

Havuz medyası ‘TSK’dan darbe heveslilerine tokat gibi cevap’ gibi manşetleri atarken, o kadar gürültünün arasında Genelkurmay bildirisinin muhatabının, tam da bu başlığı kullanan gazetenin yazarı olduğunu yazmıştım. Dün ismini verdiğim Rasim Ozan Kütahyalı, acil kodu ile ve mevcutlu olarak Genelkurmay Askerî Savcısı’nın karşısına çıktı, ifade verdi. Aynı suçun zanlısı iki gazeteci daha, Genelkurmay’ın suç duyurusunun muhatabı olarak sırada bekliyor: Sabah’tan Okan Müderrisoğlu ve Star’dan Cem Küçük. Suçları mı? Darbe heveslisi olmaktan daha ağır: Doğrudan TSK bünyesinde ast-üst ilişkisini değiştirerek darbeye teşebbüs.

‘Paralel suçlaması’ ilk defa suçun kendisi oluyor?

Genelkurmay’ın bildirisinin ve sonunda vurgulanan suç duyurusunun gerekçesi, yukarıdaki isimlerin TSK hiyerarşisine ve kadrolarına ‘paralel’ suçlamasında bulunmaları. Kütahyalı, Rus uçağının ‘paralel’ bir pilot tarafından düşürüldüğünü, pilotların yarısının da ‘paralel yapı mensubu’ olduklarını yazmış, iddiasını ‘paralel TSK mensuplarının tasfiyesine engel olursa’ Genelkurmay Başkanı’nın azledileceğine kadar vardırmıştı. Askerî savcının masasındaki minyatür topun ağzına yerleşen diğer iki gazeteci de aynı merkezden pompalandığı anlaşılan TSK bünyesine dönük bu psikolojik harekât tezlerini tekrarlamıştı. Arkalarındaki güçlü Saray desteği ile desteksiz atıp-tutan, değneksiz köyde etrafa nizam veren bu gazetecileri zor duruma sokan başka bir faktör var. Rus uçağının düşürülme emrini ‘Bizzat ben verdim’ diyen Başbakan, Genelkurmay’ın bu gazetecilere yönelik suç duyurusunu haber veren bildirisini de ‘Benim iznim var’ diyerek sahiplenmiş durumda.

Dönen dolaplar

Asker canını dişine takmış, PKK’nın Güneydoğu’daki tuzaklamalarıyla, pusularıyla uğraşıyor. Türkiye şiddetli bir terör dalgasını, askerin tam kadro devreye girmesiyle göğüslemeye çalışıyor. Aklı, gözü, enerjisi terörle mücadeleye odaklanan TSK’ya yönelik bir de Ankara’da tuzaklar kuruluyor. Bu üç gazetecinin isminin cisminin yegâne ehemmiyeti, Bizans sarayına taş çıkartacak danışmanların talimatlarıyla sağa-sola saldırmalarından geliyor. ‘Paralel pilot’ iddiası da belli ki Saray kaynaklı. Maksat, 30 Ağustos terfileri için dosyaların planlama için masaya indirildiği şu günlerde, mümkün olabildiğince ‘Saray yandaşı’ bir komuta kademesi için vasat oluşturmak. Kısaca Ordu’nun iç dengeleri ve terfi disiplinine müdahale etmek. Kullanılan yöntem ise cılkı çıkmış o bilindik yöntem: “Ordu’da paralelciler var.” feryadı. Genelkurmay teröre kurban verdiği şehitleri ile canı dişinde iken bu bildiriyi yayımladı ve akabinde gereğini yapıyor. Ordu, geleneksel hiyerarşi ve disiplinine sahip çıkıyor. Saray tezgâhlarının ipliğini pazara çıkartıyor. Kütahyalı “Elimde rapor var.” diyordu. Askerî savcı muhtemelen bu raporu ve talimat aldığı danışmanı sormuştur. Bülbül gibi dökülmüş müdür? Hiç kuşkunuz olmasın.

Paralel çarklar çözülüyor

Dün formüle ettiğim ‘üç çember teorisi’ne göre, Genelkurmay›ın bu tasarrufu birbirine paralel çemberlerden ilkinin dış çeperini sarsacak. En çok ‘paralel yapı’ lafı edenler, paralel bir devlet yapısı oluşturma işinin başındakiler. Erdoğan açık ve net: 17/25 Aralık’tan sonra ‘tam bir temizlik harekatı’na giriştiklerini, ‘yerli ve millî yeni bir polis teşkilatı inşa edildiğini’ söylüyor. TSK›ya yönelik ‘paralel’ operasyon da, demek ki ‘yerli ve millî bir ordu(!)’ inşa etmek için. 17/25 Aralık soruşturmaları ile aniden keşfedilen ‘millî orduya kumpas’ lafından, ‘millî’ kelimesinin bu paralel çarklar arasında nasıl deveran edip durduğunu kestirebilirsiniz.

Bir söz de ‘tüy dikiciler’e

Genelkurmay bildirisinin, doğrudan havuz medyasına yönelik olduğunu, o isimlerden biri dünkü köşesinde yazıyor. Sabah Gazetesi, bu bildirinin -aralarında benim de yer aldığım-, hayatı darbeye karşı çıkmakla geçmiş entelektüellere yönelik olduğu çamurunu atmıştı. Ahmet Kekeç cinsinden ‘tüy dikiciler’ de her zaman yaptıkları işe koyulmuştu. Genelkurmay’ın 31 Mart’ta yayımladığı bildirinin kime karşı verildiği, bu bildiri ile haber verilen suç duyurularının kime karşı yapıldığı anlaşıldı mı dersiniz?

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*