Mustafa Koç, hayatındaki bilinmeyenleri Zaman’a anlatmıştı: Halk bizi yanlış tanıyor

Geçirdiği kalp krizi sebebiyle 55 yaşında hayatını kaybeden Mustafa Koç, 6 yıl önce Zaman’a konuşmuştu. Zaman’ın eski Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı ile Ekonomi Editörümüz Turhan Bozkurt’a hayatının bilinmeyenlerini açık yüreklilikle anlatan Mustafa Koç, ‘Ya sizden sonrası…‘ şeklindeki soruya, “4. Nesil daha küçük, hazır değil” cevabını vermişti.

İşte o röportajdan çarpıcı bölümler.

Koç Grubu ‚biraz halktan uzak‘ algısı vardı. Buna katılıyor musunuz?

Öncelikle bizi çok yanlış tanıyor halk. Biz de kendimizi tanıtalım, ‚Öyle değiliz, böyleyiz‘ deme ihtiyacını dahi hissetmedik doğrusu. Bana ‚Biz sizi hiç böyle tanımıyorduk.‘ diyen bir sürü insan oldu Anadolu’da. Tabii, bunda Anadolu buluşmalarının çok ciddi etkisi oldu. Ama biz de artık bu iletişim işine daha bilimsel yaklaşma kararı aldık. ‚Meslek lisesi, memleket meselesi‘ gibi projelerle kendimizi daha iyi anlatmayı hedefliyoruz. Daha yapılacak çok şey var o ayrı. Ama, mesela ayıp bir şey değil de bizi Musevi zanneden insanlar varmış. Düşünün bunu bile bilerek çarpıtıyor insanlar. Çıkıp ‚Hayır ben Elhamdülillah Müslüman’ım da denmez ki.‘

Babanızla beraber bayram namazına gittiniz mi?

Çok gittik. Namazdan sonra da akrabaları gezip harçlık toplardım.

Bayramlardan kalan bir hatıranız var mı?

İki şey vardı; ya tatile giderdik, o da geceden hazırlanırdık zaten, genelde Uludağ filan. Veya bayramlıkları giyip aile büyüklerini ziyaret ederdik. Kim kaç para toplayacak diye…

Koç Holding’in başına geçtiğiniz o günü hatırlıyor musunuz? Bekliyor muydunuz bu görevi?

Aslında Rahmi Bey 6 ay önceden söylemişti bana böyle bir şey düşünüyorum diye. Sonra orada babamla bir sözlü anlaşma yaptık; „İki sene buradan ayrılmayacaksın.“ dedim.

Bir danışman gibi Rahmi Bey’e başvuruyor musunuz?

Tabii, tabii. İster istemez oluyor. Kaç senelik tecrübesi var. Vehbi Bey de aynı şeyi yapardı babama.

‚Yanlış yapıyorsunuz‘ dediği oluyor mu?

Yok, ama fikir ayrılıkları oluyor. Bence çok sağlıklı bir şey. Mühim olan şirketin menfaati.

Göreve geldiğinizden beri sizi en çok zorlayan operasyon hangisiydi? Tüpraş’ın satın alınması mı, Migros’un satışı mı? Bittiğinde çok şükür dediğiniz anlaşma hangisi?

Hâlâ unutamadığımı bir operasyondur o. Yapı Kredi’nin satın alınması. Pazar günü sabah 11’de başlayıp gece 11’de çıktık. Bittiğinde büyük bir yük kalktı üzerimden. Bir de Migros’un satışında çok kararlı duruyor olmamız. Aile içinde büyük direnç vardı tabii.

Rahmi Bey’in görüşü neydi?

Rahmi Bey çok ilgilenen adam olduğu için niye yapmamız gerektiğini anladı. Biraz da duygusal olanlar vardı. Eski yöneticiler burada büyük rol aldı, ‚Aman Migros’u satmayın, etmeyin‘ diye. Sonra tam ikna ediyorsun, ahbaplar geliyor aile büyüklerine, ‚Niye satıyorsunuz?‘ deyince kafalar karışıyor. Diyoruz ki ‚Vakit geçiyor, bunu bir an evvel bitirmemiz lazım‘.

Koç, Türkiye’nin en başarılı aile şirketi. Ya sizden sonrası…

Beni gönderiyor musunuz? (Gülümseyerek)

Hayır, sizin kafanızda bununla ilgili bir plan var mı?

Daha 4. nesil çok ufak.

Damat ve gelinlere de şirkette yer yokmuş öyle mi?

Mümkün olduğu kadar daha çok profesyonellerin işin başında olmasını istiyoruz; en uygun pozisyona en iyi yöneticiyi getirmek. Amacımız şirket değerini en yüksek oranda tutmak. O bakımdan işin içine aile fertleri girince bu işi en iyi şekilde yapmanın zor olduğu kanaatine vardık. Onlar istiyorlarsa kendi işlerini kurarlar, ama şirket içinde çalışmamaları gibi ortak bir prensip kararı var.

Şirket aile anayasanız var yani? Siz Tofaş’ta satış elemanı olarak başlamıştınız.

Tabii. Ben 6 ay çalıştım hem de bankoda. Oradaki edindiğim tecrübeyi herhalde 5 senede başka bir şekilde edinemezdim.

MAGAZİN PROGRAMLARI SOSYAL PATLAMAYA YOL AÇACAK DİYE ÖDÜM PATLIYOR

Medyayı nasıl buluyorsunuz?

Medyanın kesinlikle toparlanması lazım. Çok sorumsuz yayıncılık yapılıyor. Bu hem görsel hem yazılı medyada oluyor maalesef. Bunu üzülerek söylüyorum, bize gelen sorulardan anlıyorsunuz ki arkadaşlar hiç derslerine çalışmamış. Birikimleri yok, derinlik yok. Soru sormak için soruyorlar ve cevaplarımız da çarpıtılarak yazılıyor çoğu zaman. Sonra, bu magazin programları sosyal patlamaya neden olacak diye ödüm patlıyor. Orada millet oynarken öbür tarafta bir sürü asker şehit veriyorsunuz.

İzdivaç programları da var artık…

Ona gelene kadar, magazin çok abartılıyor. Kadının biri yüzük takmış, görüntüde onu zoom yapıyorlar. Bunlar çok provokatif şeyler, çok yanlış. Sanki Pompei’nin son günleri yaşanıyormuş ve hayat hep böyle izlenimi veriliyor.

Kurtlar Vadisi’ni seyrediyor musunuz?

Hiç seyretmedim.

Meclislerde gündeme geliyor mu?

Geliyor… Hatta birçok arkadaş da suça teşvik eden yapısı olduğunu söylüyor.

Seyrettiğiniz dizi var mı?

Türk dizilerini aradaki 20-25 dakikalık reklamlar yüzünden seyretmiyorum. Bir ara Avrupa Yakası’nı seyrediyordum, sonra bıraktım.

Yabancı diziler…

Yabancı dizilerden ‚Boston Eagle’ı seyrettim. Şu aralar „Brothers and Sisters“ var, onu seyrediyorum.

Ya Lost…

Yok, Lost’u baştan 2-3 epizod seyrettim. Sarmadı beni.

24’ü nasıl buluyorsunuz?

Onu ve ‚Crimes İnvestigation’i seyrediyorum

Çok dikkatli ve ayrıntılı detaylar var…

Oradaki yöntemlerle buradaki çok farklı…

Sinema…

Sinemayla aram hiç yok. ‚Vakit olmuyor‘ diyeceğim ama bu mazeret değil tabii.

Peki tiyatro, kitap okuma gibi şeylere fırsat bulabiliyor musunuz?

Kitap okuyorum ama o noktada çok zorlanıyorum. Geceleri bazen. Onun dışında gün içinde mümkün olmuyor. Ama mümkün olduğu kadar okumaya çalışıyorum. Çok kitabım var. Bazen birine okutturup özet alıyorum.

Okuma fırsatı yakaladığınızda ne tür kitaplar okursunuz?

Daha çok bilim kurgu. Jack Welch ve Rockefeller’in kitabı çıkmış. Yani, iş dünyası ile ilgili kitaplar. Ama kendi ağızlarından yazılmış sürükleyici şeyler. Bir de hobilerle ilgili. İşte golf olsun, su altı dünyasıyla ilgili olsun.

BABAM ŞÜKRÜ SARAÇOĞLU STADI’NA GELDİĞİNDE BEŞİKTAŞ YENİYOR HEP

Rahmi Bey Beşiktaşlı. Siz nasıl FB’li oldunuz?

Bizim bir garson var, şimdi Ali Bey’le çalışıyor. Fenerbahçeli’dir. Beni Fener maçına götürürdü, öylece FB’li oldum. O zaman biz Gayrettepe’de otururduk, Ali Sami Yen çok yakındı, hep gidip maç seyrederdik. Son 25 dakika kapıları açarlardı ya biz de girerdik. Ondan sonra Ali’ye de son derece demokratik bir biçimde „Sen FB’li olacaksın.“ dedim

Rahmi Bey fark etmedi mi?

Rahmi Bey fark edince geç kalmıştı.

Babanızla hiç Beşiktaş-Fenerbahçe maçı seyrediyor musunuz?

En son 3 sene önce filan seyrettim. Babam bizim Saraçoğlu Stadı’na geldiğinde Beşiktaş hep kazanıyor.

Beşiktaş’tan Beko göğüs reklamının geri alınması hâlâ çok tartışılıyor…

Fiyatta anlaşamadılar.

Fenerbahçeliliğiniz etkili olmadı mı?

Biz işe öyle taraftarlığı karıştırmayız.

Bu konuda objektifsiniz?

Tamamı ile. Beko ile Beşiktaş’ın adı da özdeşleşiyordu. O zaman Beşiktaşlılara dedim çok büyük hata yapıyorsunuz. „Nasıl bu markayı bırakırsınız.“ diye Beşiktaş camiasından da çok tepki geldi. Ama işin ekonomisi ön plana çıktı. Sonra onlar başka markayı seçtiler. O da idari karardır sonuçta. Ama yazık oldu.

Ailede taraftar dağılımı nasıl?

Evde bir tek Beşiktaşlı Rahmi Bey var. Geri kalanı, işte halalar, enişteler çoğu Galatasaraylı. Rahmetli Vehbi Bey, Gençlerbirliği’ni tutardı. Söylemezdi gerçi.

RAMAZAN’IN ÜÇÜNCÜ CUMASI FATİH’TE ‚FİTRE‘ DAĞITIYORUZ

Dedenizin Vehbi Bey’in bir vasiyeti var mıydı?

Vehbi Bey’in vasiyetiyle her Ramazan ayının üçüncü cuması Fatih’e gidilir. Orada cuma namazı kılınır, ardından fitre verilir. Birinde Rahmi Bey’in seyahati çıkmıştı, ben gittim. Orada insanların yüzünü görmeniz lazım, acaba doğru mu diye bakıyorlar filan. Rahmetli dedem bu konularda çok hassastı. Bürokrasiden biri emekli olsun, üst düzey bir siyasetçi siyaset sahnesinden çekilsin filan, ondan sonra onları ziyaret eder, ihtiyaçlarını sorardı. Görevdeyken mesafeli olurdu. Eşref Bitlis Paşa şehit olduktan sonra Vehbi Bey’in ‚Ailesine destek için ne gerekiyorsa yapın‘ diye talimat verdiğini dün gibi hatırlıyorum mesela.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*