Plaka Tanıma Sistemi çalışsaydı katliam önlenirdi

Başkent’in göbeğindeki saldırıda kullanılan çalıntı araç İzmir, İstanbul, Diyarbakır ve Ankara arasında 2 ay boyunca mekik dokumuş. Binlerce km yol yapan aracın Plaka Takip Sistemi (PTS) tarafından tespit edilmiş olması gerekiyordu. Ancak aracın bulunamaması, hayatî öneme sahip PTS’nin çalıştırılmadığını gösteriyor.

Ankara’yı kana bulayan 17 Şubat’taki bombalı saldırıda soru işaretleri artıyor. İzmir’de çalınan araçla ilgili 11 Aralık’ta polise başvuru yapılmasına rağmen aracın yaklaşık 2 ay boyunca bulunamaması ihmal iddialarını da güçlendiriyor. Geçtiğimiz yıllarda aralarında İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir ve Diyarbakır’ın da bulunduğu illere MOBESE ile bağlantılı Plaka Takip Sistemi (PTS) kurulmuştu. Sistem, plakayı araçla eşleştirme yeteneğine sahip olduğu için çalıntı araçlar ile sahte ya da klonlanmış plakaları da anında tespit edebiliyor. terör saldırısında kullanılan çalıntı aracın 2 ay boyunca İzmir, İstanbul, Diyarbakır, Kayseri ve Ankara arasında binlerce kilometre yol yapmasına rağmen bulunamaması; PTS’nin çalıştırılmadığı ya da sistem uyarı vermesine rağmen aracın peşine düşülmediği anlamına geliyor.

Güvenlik uzmanlarına göre, sistemin aktif olması halinde çalıntı araç, daha İzmir’den çıkmadan tespit edilip facia önlenebilirdi. Uzmanlar ayrıca çalıntı aracın yaklaşık 2 ay boyunca iller arasında mekik dokumasına rağmen tespit edilememesini skandal olarak değerlendiriyor. PTS, şehirlere giren ve çıkan şüpheli bütün araçları otomatik olarak merkeze bildiriyor. Merkez birimler ise en yakın noktadaki polisleri harekete geçiriyor. Ancak güvenlik kaynakları, kamu kurumları arasında koordinasyon sağlanamadığı için sistemin her noktada 24 saat esasına göre çalıştırılmadığı bilgisini veriyor.

Öte yandan aracın sahibi olan kiralama şirketinin polise şikayetçi olduktan sonra HGS kayıtlarından aracın İstanbul’a götürüldüğünü tespit ettiği ve İstanbul’da Çağlayan ve Anadolu adliyelerinde de suç duyurusunda bulunduğu öğrenildi. Ancak başvurunun ‚olay yeri İzmir‘ denilerek kabul edilmediği ortaya çıktı.

İşte cevap bekleyen sorular

1. Saldırgan bir ay boyunca Ankara’daki bir örgüt hücresinde saklandı mı?

2. İstihbarat örgütleri haber elemanlarından saldırganla ilgili hiçbir bilgi alamadı mı? Şayet aldıysa paylaşımda bulundu mu?

3. Bomba yüklü araç Ankara’ya kadar getirilmesine rağmen, istihbarat birimleri neden tespit edemedi?

4. Saldırganın, eylemi sabah yapacağı ancak servis saatini kaçırdığı iddia ediliyor. Akşam 18.30’a kadar aracın Ankara’da gezmesine rağmen nasıl gözlerden kaçtı?

5. Askeri bölge çevresinde tur atan araçtan kimse şüphelenmedi mi? Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve diğer birimlerden polise ihbar gitti mi?

6. Başbakan ve Cumhurbaşkanı, saldırının hemen ardından eylemin YPG’li bir terörist tarafından yapıldığını kesin dille açıkladı. Buna rağmen deliller neden hâlâ kamuoyu ile paylaşılmadı?

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*