Rus uçağına müdahale hukuken doğru siyasî süreç iyi yönetilmeli

Suriye ihtilafı nedeniyle son yıllarda taşınması zorlaşan Türkiye-Rusya ilişkileri dün bir Rus jetinin düşürülmesiyle krize girdi. Zaman’a konuşan uzmanlar ansızın başlayan bu zorlu dönemde ilişkilerde yüksek gerilimin süreceği görüşünde. Moskova’nın rövanş girişimleri olabileceği uyarısı yapıyor, Ankara’ya sağduyu tavsiye ediyorlar.

Türkiye’nin sabah hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle bir Rus savaş uçağını düşürmesi iki ülkenin son dönemde Suriye üzerinde tırmanan gerilimi krize çeviren son damla oldu. Rusya’dan gelen sert açıklamalar Moskova’nın krizi yatıştırmaktan yana olmadığını ortaya koydu. Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ankara’ya “terör işbirlikçiliği” gibi ağır suçlamalar yöneltirken Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da dün akşam ve bugün yapılması planlanan Türkiye ziyaretini iptal etti. Daha da ileriye giderek vatandaşlarına da Türkiye’ye gitmemeleri çağrısında bulundu. Mısır gibi Türkiye’de de Ruslara yönelik terör tehdidinin büyüdüğünü savundu. Zaman’ın görüştüğü uzmanlar, Türk-Rus ilişkilerinin yeni dönemdeki seyrinin hayli sorunlu olacağını, 50 yıldan sonra ilk kez bir uçağı vurulan Rusya’nın Türkiye’den her alanda rövanş almaya çalışacağı görüşünde.

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bekir Günay, Türkiye’nin hava sahasını ihlal eden Rus jetini vurmasının hukuki açıdan doğru olduğunu ancak aleyhine dönebilecek siyasi süreci de sağduyulu yönetmesi gerektiğini düşünüyor. Ankara’nın söz konusu müdahaleyi uluslararası hukuk ve 3 yıl önce ilan ettiği yeni angajman kuralları çerçevesinde yaptığını hatırlatan Avrasya uzmanı akademisyen, Türkiye’nin bundan sonraki siyasi süreci devlet aklıyla, BM, NATO gibi küresel platformlarda ve diplomatik zeminde yönetmesi gerektiğini vurguladı. Medyaya yansıyan savaş tamtamlarını riskli bulan Günay, Türkiye gibi Rusya’nın da ulusal çıkarları gereği uçak krizini sıcak savaşa götürmekten geri duracağını öngörüyor. İpek Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gökhan Bacık da iki ülke ilişkileri açısından zor bir döneme girildiği görüşünü paylaşıyor. Bu aşamadan sonra krizin soğutulmasının ise her iki ülke için de doğru hamle olacağını kaydediyor.

Günay, Moskova’nın eylül ayından bu yana IŞİD bahanesiyle varlık gösterdiği Suriye cephesinde Türkiye’nin bölgesel nüfuzunu test etmeye çalıştığına değiniyor. İki ay önce hava sahası ihlali ile başlayan yoklamalarını Bayırbucak Türkmenlerini vurarak sürdürdüğünü, dün sabah da 5 dakika boyunca Türk hava sahasını ihlal ederek tahammül sınırını aştığını aktarıyor. Günay, Rusların bu kışkırtıcı hamlelerle Türkiye ile Türkmenleri Kürt petrolünün geçiş koridoru konumundaki Kuzey Suriye’den soyutlamaya çalıştığına değiniyor. Her türlü kışkırtmaya rağmen Ankara’nın yeni adımlarını diplomasi zemininde atması gerektiğini düşünüyor.

‘Suriye tuzağına dikkat‘

Günay, Türkiye-Rusya arasında Suriye üzerinde yaşanan gerilimin siyasi sebeplerin yanında bölgede öne çıkan enerji hatlarıyla da ilgili olduğunu aktarıyor: “Rusya, Suriye ve muhtemel yeni Kürt devleti üzerindeki nüfuzunu güçlendirmeye çalışıyor. Kürt petrolünü Doğu Akdeniz’e taşıyacak Kuzey Suriye koridoruna hâkim olarak Avrupa üzerindeki enerji tekelini zayıflatmamaya çalışıyor. Bu bağlamda Türkiye ile bölgedeki Türkmenleri kendine engel olarak görüyor. Türkiye’nin enerji bağımlılığından ötürü rahat hareket ediyordu. TSK’nın Rus jetini düşürmesi uzun vadede Türkiye’nin caydırıcılığını artırması açısından önemli. İki ülke ilişkileri aynen Ukrayna ve Kırım işgalleri sürecinde yaşandığı gibi bir müddet gerilimli seyredebilir. Sağduyulu adımlarla krizin tırmanması önlenebilir.”

Günay, bazı küresel güçlerin Türkiye’yi Suriye bataklığına itmeye çalıştığını vurguluyor. 13 Kasım’da yaşanan Paris saldırılarıyla Fransa’nın Suriye’ye çekildiğini, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’nin de IŞİD’e savaş açtığını hatırlatan Günay, Türkmen saldırıları ve hava ihlalleri ile aynı tuzağın Türkiye’ye kurulduğuna işaret ediyor: “Bazı güçler kasıtlı olarak Türkiye’nin canını yakıyor. Türkmenlerin vurulması, sınırının ihlal edilmesi, IŞİD saldırıları hep bu tuzağa hizmet ediyor.”

‘Putin, sarsılan imajını tamir için sertleşir‘

Bilkent Üniversitesi’nden Doç. Dr. Hakan Kırımlı da, son 10 yılda Türkiye’yi gaz, turizm, inşaat ihaleleri ve nükleer işbirliği ile kendine bağlayan Putin’in yeni dönemde eline geçen her fırsatta Ankara’ya bedel ödetmeye çalışacağını düşünüyor. Bozulan imajını telafi etmek için sınır ötesinde daha da sertleşeceğini öngörüyor: “Ukrayna’da Avrupa’yı, Suriye’de ABD’yi dize getiren Putin, ilk kez sarsıcı şekilde vuruldu. Türkiye’den rövanşını nükleer işbirliği, enerji paylaşımı dâhil her alanda çıkarmaya çalışacak.”

Rusya uzmanı Kırımlı, Ukrayna, Kırım ve Suriye örneklerinde yaşandığı gibi son dönemde Rusya ile didişmeyi seçen Batı/ABD ekseninin uçak krizinde NATO üyesi Türkiye’yi yalnız bırakabileceğine de dikkat çekiyor: “Putin’in Batı karşısında şu an söylemi “Ben her şeyi yaparım, kimse de bana dokunamaz” şeklindeydi. İlk kez bir Batı ittifakı üyesi onun uçağını vurdu! Rövanşı ağır olacak elbette. Bu atmosferde Türkiye, NATO/Batı hattından istediği sahiplenmeyi de görmeyebilir. Zira onlar da Ruslarla didişmekten kaçınıyor. Yeni dönemde Rusların Kırım, Suriye ve Akdeniz’de Türkiye’ye yönelik baskıyı artırmaları kaçınılmaz.”

“Moskova her fırsatta Ankara’yı köşeye sıkıştırmaya çalışacaktır”

Zaman’a konuşan uzmanlar, Rus jetinin vurulmasının Türk-Rus ilişkilerini derinden etkileyeceği görüşünde. Yeni dönemde Moskova’nın Kırım’dan Akdeniz’e, Suriye’den Kıbrıs’a kadar Türkiye’yi ilgilendiren çok taraflı krizlerde Ankara’nın karşısında yer alacağını düşünüyor. Başta BM Güvenlik Konseyi olmak üzere küresel platformlarda Türkiye’yi köşeye sıkıştırmasını öngörüyor. Öncelikle doğalgaz olmak üzere Türkiye’ye yönelik enerji satışında daha tavizsiz davranması bekleniyor. Hâlihazırda Türkiye her yıl tükettiği doğalgazın yarıdan fazlasını Rusya’dan alıyor. Uzmanlar aynı kısıtlamayı turizm, ikili ticaret ve savunma sanayii alanında da bekliyor. Türkiye’nin ilk nükleer santrali ile personelini Rusya’ya emanet ettiğini de hatırlatıyor.

İsminin yazılmaması kaydıyla görüş bildiren üst düzey bir yetkili de, Kırım işgali ve sonrasında gelen Suriye işbirliği ile neredeyse Akdeniz’i bir iç denize çeviren Rusya’nın yeni dönemde Türkiye ile denizde de sürtüşebileceğini hatırlatıyor. Kıbrıs Rum Kesimi, Kuzey Irak ve Suriye Kürtleri ile anlaşmalar yaparak Ankara’yı Akdeniz enerji denkleminin dışına atabileceğini belirtiyor. Suriye’de Bayırbucak Türkmenlerine yönelik bombardımana hız verebileceğini, Türk hava sahasına yönelik manevralarını da artırabileceğini vurguluyor. Batı karşısında birlikte hareket ettiği İran, Çin ve Şanghay İşbirliği Örgütü’nü Türkiye’ye karşı konuşlandırabileceğine işaret ediyor: “Rusya büyük bir devlet. Putin Moskova’ya döndüğünde masasına oturup, kurmayları ile Türkiye’yi nerede, nasıl sıkıştırabileceğini masaya yatıracak. Batı’ya meydan okumaktan çekinmeyen Putin, 50 yıl sonra ilk kez bir savaş uçağını düşüren Türkiye’ye ağır bir misillemede bulunmaktan kaçınmayacak.”

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*