Suriye girdabında savaş oyunu

Türkiye’nin Suriye’de savaşa girme ihtimali daha yüksek sesle dillendirilmeye başladı. Savaşın felâketler getireceğinden kuşku yok. Başarı şansı zayıf. Yine de Türkiye, girdaba kapılmış gibi harbe sürükleniyor.

7 Şubat günü saat 18.31’de, Ankara’nın ortasında, devletin kalbinde patlayan bomba, servislerle evlerine dönen 20 asker ve 8 sivili katletti. Devlet faili çok kısa sürede tespit etti. Başbakan Ahmet Davutoğlu, ertesi gün Genelkurmay Karargâhı’ndaki basın toplantısında şunları söylüyordu: “Kesin bir şekilde, bu saldırıyı Türkiye içindeki bölücü terör örgütü mensupları ile Suriye’den sızan YPG mensubu bir kişinin birlikte gerçekleştirdiği ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bu intihar saldırısını gerçekleştiren, 1992 Amude doğumlu Salih Neccar adlı kişidir. Dolayısıyla saldırının doğrudan YPG irtibatı ortaya konmuştur.”

Terör örgütü PKK ile bağlantılı PYD’nin silahlı kolu YPG’nin Kuzey Suriye’deki ilerlemesini hayati önemde bir tehdit telakki eden Türkiye’nin, bir süredir Suriye’ye askerî harekât planladığı biliniyordu. İlerlemesi Türkiye tarafından defalarca kırmızı çizgi olarak deklare edilmiş olmasına rağmen, Amerika ve Rusya tarafından IŞİD’e karşı kara kuvveti olarak açıkça desteklenen YPG, Suriye Demokratik Güçleri (SDC) şemsiyesi altında “kırmızı çizgiyi” aşmakta bir beis görmemişti. YPG’ye haddini bildirmek isteyen Türkiye, Suriye’nin kuzeyine bir sınır ötesi harekât için haklı bir savaş sebebi, bir “casus belli” arıyordu. Saldırı ona bu gerekçeyi sağladı.

PYD lideri Salih Müslim, Davutoğlu’nun açıklamalarından dakikalar sonra Salih Neccar’ın kendileriyle hiçbir ilgisi olmadığını, terör saldırısını gerçekleştirmediklerini ve tasvip de etmediklerini duyuracaktı. Bu açıklaması devlet ekabirince ciddiye alınmadı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan düzenlediği basın toplantısında, PKK ve PYD’nin sorumluluğu, “her ne kadar başındakiler bu işin kendileriyle alakalı olmadığını söylüyorlarsa da,” İçişleri Bakanlığı ve tüm istihbarat örgütlerinin elde ettiği bilgi ve belgelerle kanıtlanmıştı. “Zincir artık sökülmeye başlanmıştır.”

Devletin zirvesinden gelen mesajların ortak noktalarından biri, müttefiklere sitemdi. Özellikle, YPG’nin terör örgütü olmadığını savunan ABD’ye yöneliyordu serzenişler. Davutoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullanıyordu: “YPG’ye destek veren müttefik ülkelere de sesleniyorum. Bugün o destek verdiğiniz YPG Ankara’da, bizim kalbimizde, bizim canlarımızı aldı. Bu terör saldırısı devam ederse, etmese dahi cevap verecek ama, devam ederse, YPG kadar onlar da bu sorumluluğu paylaşmış olurlar.” Başbakan, ABD’ye 12 Eylül sonrası Afganistan’da destek verdikleri gibi, şimdi de ABD’nin Türkiye’ye aynı desteği sağlaması gerektiğini de söyledi. Devlet ricalinin peşpeşe açıklamalarının bir diğer ortak noktası da, devletin en hassas kurumlarının hemen yanında böylesine büyük bir saldırının tespit edilememesindeki istihbarat zaafı garabetine değinmemeleriydi.

Devlet, failin YPG olduğunda ısrar etse de, buna ikna olmayanlar var. En başta Amerika. Ankara’nın net ifadelerine ve “gerekli bilgileri paylaştık” sözlerine rağmen, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı Ben Rhodes, saldırıyı kimlerin gerçekleştirdiğini henüz tespit edemediklerini duyurdu.

IHS Ülke Riski analisti Ege Seçkin, PYD’nin bu işi yapmış olması ihtimalini zayıf buluyor. Çünkü bu durum, Kuzey Suriye’de ele geçirdiği toprakları yönetme kabiliyetine zarar vereceği kadar, ABD’den aldığı desteği tehlikeye atabilir. “Türkiye’nin saldırıyı YPG’ye atfetmesi, Amerika’nın PYD’ye sağladığı destek üzerinde bir baskı oluşturmak niyetini yansıtıyor,” görüşünde Seçkin. Woodrow Wilson International Center’den Türkiye uzmanı Henri Barkey’e göreyse, Ankara saldırısının “en olası faili” IŞİD. Washington Post gazetesine konuşan Barkey, IŞİD’in, “Kürtlerle Türk hükümeti arasındaki gerginliği körüklemek” isteyeceğini ileri sürerek, YPG karşıtı bir sınır ötesi operasyonu hâlinde, bundan en çok IŞİD’in yararlanacağını savunanlarla aynı noktada birleşiyor. Hürriyet Daily News Genel Yayın Yönetmeni Murat Yetkin ise bambaşka bir adresi gösteriyor. İsmini vermek istemeyen yetkililere dayandırdığı bir istihbarata göre, Neccar ailesi Suriye’de Beşşar Esed’in başında bulunduğu Baas rejiminin askerî istihbaratıyla irtibatlıydı.

ADIM ADIM SAVAŞA

Suriye iç savaşının başladığı 2011 Mart ayından bu yana geçen 6 yıla yakın sürede, güney komşumuz, asrın en hazin trajedilerinden birine sahne oldu. Olmaya da devam ediyor. Ölü sayısını artık takip eden kalmadı ama 400 binin üzerindeki tahminler bile şu an iyimser görülüyor. Bu ay BM’nin açıkladığı rakamlara göre, 5 milyona yakın Suriyeli, kayıtlı mülteciler olarak Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak başta olmak üzere dünyanın dört bir yanına dağıldı. 6,6 milyonu ülke içinde sığınmacı hayatı yaşıyor. 13,5 milyon Suriyeli insani yardıma muhtaç hâlde, sefil koşullarda hayat mücadelesi veriyor. Ülke paramparça olmuş. En gelişmiş beldeleri birer yangın yeri. Mamureler harabeye dönmüş. IŞİD gibi azılı bir eşkıyalar örgütü ülkenin azımsanmayacak bölgesinde hükümdar. IŞİD’i bahane gösteren büyük güçler, sivillerin yaşadığı bölgelerin üzerinde bile yağmur gibi bombalar yağdırıyor. Kürtler, ülkenin kuzeyinde bir şerit gibi uzanan özerk bir devletin temellerini atıyor. Muhalifler, kaybedecekleri gözüken bir savaşta, ecellerini bekliyor.

AK Parti hükümetinin ve Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011’deki pozisyonu, Arap Baharı’yla birlikte yükselen siyasal İslam dalgasının, Mısır ve Tunus’tan sonra Suriye’de de başarıya ulaşmasını temin etmek, böylece Ortadoğu’daki nüfuzunu artırarak bölgesel güç olma hedefini gerçekleştirmekti. Model ülke olarak, eski Osmanlı hinterlandında yeniden bir lider rolü üstlenmek istiyordu. İşler planladığı gibi gitmedi. Müslüman Kardeşler Mısır’da hal’edildi. Tunus, siyasi İslam yerine daha demokratik ve uzlaşmacı bir idareye evrildi. Libya kaosun pençesinde. Suriye’de, İran ve Rusya’nın sürekli desteği sayesinde Esed rejimi ayakta kalmayı başardı ve Rusya’nın geçen yılın eylül ayında oyuna doğrudan dâhil olmasıyla, Türkiye’nin desteklediği muhalifler büyük bir hezimetle karşı karşıya kaldı.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*