Türkiye’den İsrail’e yeni tavizler

Türkiye ile İsrail’in ilişkilerin normalleşmesi için yürüttüğü müzakereler farklı bir boyuta evriliyor. Gelişmeler gösteriyor ki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hükümetin isteği, ilişkilerin normalleşmesinin ötesinde İsrail’le yakın müttefik olmak.
Görünen o ki içeride ve dışarıda zor durumda olan Erdoğan, bu sıkışmışlıktan kurtuluş yolu olarak İsrail’i görüyor. Öyle ki,İsrail’i kazanmak için daha şimdiden büyük tavizler verilmeye başlandı bile.

Orta Doğu halklarının İsrail ve Amerika tepkisi, Şiilerin ve siyasal İslamcıların İslam dünyasında kabul görmesinde ve meşruiyet kazanmasında önemli rol oynadı. Lübnan’da Hizbullah, Irak’ta Sadr Hareketi, Gazze’de Hamas, İran ve El-Kaide gibi birçok aktör bu ‘şer ekseni’ propagandasından ciddi şekilde faydalandılar. Amerika -İsrail ‘şer ekseni’ söylemi benzer yapıların genişlemesini sağladığı gibi, tabanlarını mobilize etmelerini de kolaylaştırdı.

AKP Hükümeti de bu bereketli ağacın meyvelerinden faydalandı. Öyle ki Davos krizinden sonra Tayyip Erdoğan’ın herhangi bir Orta Doğu ülkesinde rahatlıkla seçim kazanabileceği sıklıkla dile getirilmekteydi.

İsrail karşıtlığı AKP’ye sadece bölgesel popülarite değil, iç politikada “dış mihrakların komploları”na karşı birlik olmuş bir seçmen kitlesi de sağladı. AKP seçmeni için, Hükümetin İsrail karşıtı söylemi, Türkiye üzerine oynanan tüm oyunları gözler önüne seren bir unsurdu.

İŞBİRLİĞİ DEĞİL İTTİFAK

Ancak bu dönemler çok geride kaldı. Orta Doğu’da popüler hareketlerin güç kaybetmesiyle birlikte, İsrail düşmanlığı yapmanın çok bir getirisi kalmadı. Artık ‘Türkiye’nin İsrail’e, İsrail’in de Türkiye’ye ihtiyacı olduğu’ söylemine geçilen bir dönemdeyiz. Yakın dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan da dahil olmak üzere Hükümetin çeşitli ağızları Türkiye-İsrail müzakerelerinde gelinen aşamaları övgüyle dile getirdiler.

Her ne kadar, resmi olarak yeni açıklanmış olsa da, aslında Türkiye-İsrail müzakereleri 2013 yılından bu yana gizli bir şekilde yürütülmekteydi. Nitekim geçtiğimiz Aralık ayında,Tel Aviv Büyükelçiliği de yapan Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu başkanlığındaki Türk heyetinin İsviçre’de gerçekleştirdiği görüşmenin ardından basına sızan haberlerde nihai çözümün çok yakın olduğu anlaşılmaktaydı.

19 Mart’ta İstanbul’da İsrailli turistlerin hedef olduğu saldırının ardından Erdoğan ve Davutoğlu tarafından yayınlanan taziye mesajları ve altı yıl sonra ilk defa Devlet Başkanları seviyesinde gerçekleşen Revven Rivlin – Tayyip Erdoğan telefon görüşmesi ilişkilerin normalleşmesinde alınan mesafeyi ortaya koymaktaydı.

Ancak basına yansıyan haberlerde, Türkiye’nin İsrail’le ilişkilerde normalleşmeden fazlasını istediği ve hedefinin İsrail’le müttefik olmak olduğu belirtilmekteydi.

Brookings Enstitüsü’nde yaptığı konuşmanın neredeyse tamamını İsrail’e ayıranErdoğan’ın Ankara ve Washington’da Amerikalı Yahudi örgütlerinin liderleriyle gerçekleştirdiği toplantılar, Erdoğan’ın normalleşmenin de ötesinde İsrail’le müttefik olmak istediği izlenimini güçlendirmekte.

İSRAİL’E NATO YOLU AÇILDI

Nisan ayının sonunda ise bizzat Erdoğan tarafından görüşmelerde nihai aşamaya gelindiği ve Türkiye’nin Gazze’de bazı altyapı projeleri gerçekleştirmesi konusunda anlaşma sağlandığı söylendi. Hemen ardından Hükümet, 2014 yılında Türkiye’nin NATO’dan çıkarılması için çalışma yapan İsrail’in NATO’nun askeri tatbikatlarına katılmasını ve NATO’da temsilcilik açmasını sağlayan kararı veto etmeyerek İsrail’e önemli bir hediye verdi.

Peki, Türkiye’yi İsrail’le ilişkileri düzeltmeye iten neden nedir? Yakın zaman önce “İsrail’in oyunlarını bozan” AKP hükümeti şimdi neden İsrail’le birlikte oyun kurmak istiyor?

İfade ettiğimiz üzere, Türkiye-İsrail müzakereleri yeni bir olgu değil. Müzakereler zaten bir süredir devam etmekteydi. Ancak Ankara’nın içerde ve dışarıda yaşamakta olduğu sıkışmışlık durumu, Hükümeti müzakereleri biran önce sonuçlandırarak İsrail’in dostluğunu kazanma gayreti içine soktu. 2013 yılından bu yana devam eden müzakereler için, Hükümetin son aylarda ardı ardına yaptığı İsrail açıklamaları da Ankara’daki aceleciliğin bir işareti olarak yorumlanabilir.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*